Moskova’yı bırakıp köyüne döndü! Tesadüfen 100 yıllık ata tohumları buldu

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - Tunceli’nin Nazımiye ilçesine bağlı Güzelpınar köyü, sıradan bir tarım hikâyesinden çok daha fazlasına ev sahipliği yapıyor. Yıllarca Moskova’da harita koordinatörü olarak çalışan Hıdır Bulut, yüksek maaşlı işini ve şehir hayatını geride bırakıp eşi ve iki kızıyla memleketine döndü. Köyünde doğal ve sağlıklı bir yaşam kurmak isteyen Bulut’un karşısına ise yıllardır bir ambarda bekleyen eski bir mısır tohumu çıktı. İlk bakışta tohumdan çok kepek ve posa görünümündeki bu kalıntılar, Bulut’un hayatının dönüm noktalarından biri oldu. Büyük bölümü böcekler tarafından yok edilen tohumlardan yalnızca 37’si filizlendi. Bulut, toprağın yeniden hayat verdiği bu 37 kökü yıllar içinde çoğalttı. Bugün ise üretimini bu tohumlardan elde ettiği mısır, doğal bal ve diğer ürünler üzerine sürdürüyor.
MOSKOVA’DA KAZANDI, KÖYÜNE YATIRIM YAPTI
1984 yılında Tunceli’nin Nazımiye ilçesine bağlı Güzelpınar köyünde doğan Hıdır Bulut, bir dönem hayatını Moskova’da sürdürdü. İstanbul’da birlikte çalıştığı yöneticisinin teklifi üzerine Rusya’ya giden Bulut, burada iyi bir hayat kurdu ancak aklının bir köşesinde hep memleketi vardı. Moskova’daki yıllarında kazandığı paranın önemli bir bölümünü bir gün köyüne dönmek için biriktirdiğini anlatan Bulut, “Moskova benim aklımda ve hafızamda sürekli iyi bir yer olarak kalacaktır. Ama ben hep köklerime ve ülkeme dönmek istedim” dedi.

Köye dönüş kararının ani olmadığını vurgulayan Bulut, sağlıklı beslenmenin ve temiz gıdanın önemine uzun süredir inandığını söyledi. 'Bizim köyümüz ülkemizin en bakir bölgelerinden biri. Sürekli dönme ve burada organik bir pazar yaratma planı kuruyordum'diyen Bulut, projesini tamamladıktan sonra yöneticilerinin de onayını alarak eşi ve iki kızıyla memleketine döndüğünü anlattı.
‘BU SEFER RUSYA’YA DÖNÜŞ BİLETİM YOK’
Şehir hayatını bırakıp köyüne dönme konusunda hiç tereddüt etmediğini söyleyen Bulut, kararını doğayla iç içe yaşama isteğinin belirlediğini ifade etti. “Doğal hayatı, havası ve suyu tertemiz, oksijeni bol köyümü çok seviyorum. Şehir hayatını bırakıp buraya dönme kararı benim için çok kolay oldu” dedi. Eşiyle birlikte uzun yıllardır her yıllık izinde köye geldiklerini belirten Bulut, düğününü de burada yaptığını anlattı. Eşinin de köy hayatını sevdiğini belirten Bulut, iki kızının da yeni yaşamdan mutlu olduğunu söyledi. Özellikle büyük kızının hayvanlarla ve köydeki havuzda yüzmekten büyük keyif aldığını anlatan Bulut, çocuklarının doğayla iç içe büyümesinin kendileri için uzun zamandır kurdukları bir hayal olduğuna dikkat çekti.
‘Teknolojiden uzak yaşamanın sadece benim çocuklarım için değil bütün çocuklar için çok gerekli ve zorunlu olduğunu düşünüyorum’ diyen Bulut, “Ama insanların köye dönmeleri maddi açıdan zor olduğu için artık köyde yaşam lüks oldu diye düşünüyorum. Ben bugüne kadar hiçbir yıllık iznimi sahilde veya başka bir ülkeye tatile giderek geçirmedim en doğal ve sakin hayatın burada olduğunu bildiğim için bu sefer dönüş biletim olmadığı için iyi ki temelli dönmüşüm diyorum” şeklinde konuştu.

‘10 MİLYONDAN FAZLA 100 YILLIK TOHUM BULDUK’
‘Tunceli sanayi kenti olmadığı ve iş imkanı olmayan bir kent olduğu için hala göç vermeye devam ediyor’ diyen Bulut, “Özellikle son 5 yılda çok büyük genç nüfus göçü oldu, tersine göçle beyaz yaka olarak ilk dönen belki ben olmuşumdur, ama maddi imkanlar dönmek isteyenlerin önünde çok büyük bir engel olarak duruyor. Ancak, bizim bölgemizde sanayi ve hava kirliliği hiç olmadığı için doğal ürünler yetiştirmek için ülkemizin en temiz ve en avantajlı bölgesi olduğunu düşünüyorum o yüzden organik ürün yetiştirmek için ideal bir yer” ifadelerine yer verdi ve ekledi:

‘ATALARIMIZ BU TOHUMLARI ANADOLU’YA GETİRMİŞ OLABİLİR’
İlk hasadın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını anlatan Bulut, hasat döneminde Rusya’ya dönmek zorunda kaldığını, bu nedenle tohumların ilk ürününü kendi gözleriyle göremediğini söyledi. Bulut, “Hasattan önce Rusya’ya dönmüştüm ve annem tohumları toplayıp 5 kiloluk bir kaba koyduğunu ve kabın yüzde 70 oranında dolduğunu söyledi. Annem telefon kullanamadığı, resim, video çekemediği için ve ben Rusya’da olduğum için ilk hasadı göremedim” diye konuştu.
Bulut, ata tohumlarının geçmişine ilişkin ise kesin bir tarihsel iddia ortaya koymadığını, ancak göçlerle birlikte tohumların da taşınmış olabileceğini düşündüğünü ifade etti. İnsanların geçmişte bir bölgeden başka bir bölgeye göç ederken değerli buldukları tohumları da yanlarında taşıdığını belirten Bulut, kendi ailesinin geçmişteki göçünün de bu ihtimali akla getirdiğini söyledi ve ekledi:

‘BÖLGEMİZDE SANAYİ VE ARAÇ TRAFİĞİ YOK’
Hıdır Bulut’un üretim hikayesinin bir diğer önemli ayağını ise doğal yaşama olan ilgisi oluşturuyor. Moskova gibi büyük bir şehirde Harita Koordinatörü olarak görev yapan ve yüksek maaşlı bir pozisyonda çalışan Bulut, buna rağmen doğal hayata dönmeyi tercih ettiğini söyledi. Doğal yaşamı çok sevdiğini belirten Bulut, üretiminde kimyasal ilaçlardan ve sentetik gübrelerden uzak durduğunu da vurguladı.
Bulut, “Ben doğal hayatı çok sevdiğim için Moskova gibi bir şehirde Harita Koordinatörü olarak çalıştığım işimi bırakıp doğallığa döndüm. O yüzden hem balda hem de mısır üretiminde asla ve asla ilaç kullanmıyorum. Ne ot ilacı, ne suni gübre, ne azot ne de diğer sentetik ilaçları asla ve asla toprağımızda kullanmadık” dedi.
Üretim yaptığı bölgenin özelliklerinin de kendisi açısından önemli olduğunu belirten Bulut, bölgede sanayi ve yoğun araç trafiğinin bulunmadığını ifade etti. Bulut, “Bölgemizde sanayi yok, sanayi atığı yok, araç trafiği yok. Dolayısıyla havanın ve sulama suyumuzun da tertemiz olduğu bir bölge” diye konuştu. Üretiminin özellikle çölyak hastalarının ve sağlıklı beslenmeye dikkat eden kişilerin ilgisini çektiğini belirten Bulut, mısır ununun glutensiz olmasının bu kişiler açısından önemli bir alternatif oluşturduğunu söyledi. Bulut, “Mısır ununun glutensiz olması bu kardeşlerimiz için bir velinimet” ifadelerini kullandı.

‘DAĞIN ETEĞİNDE TEK HANE YAŞIYORUZ VE ETRAFTA BAŞKA ÜRETİM YAPAN YOK’
Bulut, üretim yaptığı alanın coğrafi özelliklerinin de tohumların orijinalliğinin korunması açısından önemli olduğunu düşünüyor. Dağın eteğinde tek hane olarak yaşadığını ve çevrede başka üreticilerin bulunmadığını belirten Bulut, bu nedenle tohumların başka mısırlarla tozlaşmadığını söyledi. Bulut, “Çok bakir bir bölgede yaşadığım için, benden başka üretim yapan olmadığı ve bir dağın eteğinde tek bir hane olarak yaşadığımız için tohumum başka tohum ile tozlaşma yapmıyor, yani orijinalliği bozulmamış oluyor” dedi.
Üretimde dağdan gelen su kaynağını kullandığını ve hayvan gübresiyle üretim yaptığını belirten Bulut, zirai ilaç kullanmadığını da vurguladı. Ürettiği ürünlere gösterilen ilgiden memnun olduğunu belirten Bulut, özellikle doğal üretim arayan kişilerden çok sayıda mesaj aldığını söyledi. Gelen mesajların kendisini daha fazla üretim yapmaya teşvik ettiğini belirten Bulut, doğal üretim yapmak isteyen kişilere de şunları söyledi:

‘HAYATIM BOYUNCA BÖYLE BİR BAL YEMEMİŞTİM’
Buradaki doğal üretim anlayışının yalnızca mısırla sınırlı olmadığına da dikkat çekti. Bölgede yetişen bitkilerden nektar toplayan arıların ürettiği balın da doğal özelliklerini koruması için özel bir yöntem izlediğini anlatan Bulut, arılara şeker şurubu vermek istemediğini söyledi. Bölgedeki sanayi ve hava kirliliğinin olmamasının balın aromasına da yansıdığını düşündüğünü belirten Bulut, “Bölgemizde sanayi ve hava kirliliği olmadığı için doğa tertemiz. Bu temiz doğada yetişen bitkilerden bal yapan arılarımızın bal aroması olağanüstü güzel” dedi.
Arılarına şeker şurubu vermemek için farklı bir yöntem uyguladığını anlatan Bulut, bahar döneminde bir arkadaşından süzme bal satın alarak arılarına verdiğini söyledi. Bulut, “Arılarımıza şeker şurubu vermeyelim ve balımız doğal olsun diye baharda bir arkadaşımdan parayla süzme bal alıp arılarımıza yedirdim. Balı bana veren kişi dahil bütün arıcı arkadaşlarım, ‘Bunu yapmana gerek yok, parayla aldığın balı arılarına vermen mantıklı değil’ dediler” diye konuştu.
Bal sağımını da gerçekleştiren Bulut, ürününe yönelik yoğun talep olduğunu söyledi. Müşterilerinden yalnızca memnuniyetlerini sormadığını belirten Bulut, kendisine yöneltilen geri dönüşlerin oldukça dikkat çekici olduğunu ifade etti. Bulut, “Bal sağımımızı yaptık ve balıma aşırı talep var. Balı gönderdiğim müşterilerime ‘Balımı beğendiniz mi, memnun musunuz?’ diye sormuyorum. Sorduğum soru şu: ‘Hayatım boyunca böyle bir bal yememiştim, bu bugüne kadar yediğim en güzel bal diyor musunuz?'dedi. Bu soruyu yönelttiği kişilerin büyük bölümünden olumlu yanıt aldığını belirten Bulut, “Sorduğum insanların yüzde 98’i, ‘Evet, biz hayatımız boyunca böyle bir bal yememiştik, ilk defa yiyoruz’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

'YAPILAN ANALİZLERDE ŞEKER ŞURUBU ORANI SIFIR ÇIKTI'
Ürettiği balın özelliklerini belgelemek amacıyla ürününü farklı laboratuvarlara gönderdiğini belirten Bulut, Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı üç farklı laboratuvarda analiz yaptırdığını söyledi. Bulut, balını İstanbul, İzmir ve Erzincan’daki laboratuvarlara gönderdiğini belirterek, yapılan analizlerde şeker şurubu oranının sıfır çıktığını ve prolin değerinin 744 olduğunu ifade etti. Bu değerin Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’nde belirtilen değerin üzerinde olduğunu dile getirdi. Bulut, “Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’ne göre balda prolin değeri 300 prolin olmalı. Bizim balımızın prolin değeri bu değerin iki katından da fazla. Anzer balının prolin değerine yakın, Anzer balı prolin değeri 800 prolinden başlıyor” diye konuştu ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
Sende Yorum yap