s

Olivia Rodrigo’nun Çağlayan sürprizi

Bu hafta sonu popüler müzik sevenler kadar moda ve tasarım dünyasını sevenlerin de konuştuğu tek bir konu vardı: Olivia Rodrigo’nun sahnede eriyen kıyafeti.

Olivia Rodrigo’nun ‘Unraveled Tour’unun ilk gecesinde “The Cure” şarkısını söylerken üzerine yapay yağmur yağmaya başladı, beyaz elbisenin dış katmanı gözlerimizin önünde çözülüp yok oldu ve şarkıcının üzerinde kırmızı korseli bir elbise ortaya çıktı.

Şarkının sözlerinde ‘I’m unraveled’ derken gerçekten de kelimenin tam anlamıyla çözülüyordu Olivia Rodrigo’nun üzerindeki kıyafet.

Peki ama biz bunu daha önce nerede görmüştük?

Ekim 2015’te, Paris Moda Haftası’nda Hüseyin Çağlayan’ın 2016 İlkbahar-Yaz koleksiyonunun finalinde.

Evet, tam 11 yıl önce.

O gün Paris’teki Palais des Beaux-Arts’da iki model, beyaz, askerî üniformayı andıran giysilerle podyumun ortasında duruyordu.

İlk bakışta son derece sert görünen bu beyaz kıyafetler bir anda podyumda başlayan birkaç saniye içinde izleyicilerin gözleri önünde çözülmeye, parçalanmaya ve yok olmaya başladı. Altından ise bambaşka, kristallerle süslenmiş, palmiyeli elbiseler çıktı.

Çağlayan’ın 2015’te yaptığı iş ile Olivia Rodrigo’nun 2026’daki kostümü aynı fikri taşısa da aynı hikâyeyi anlatmıyor.

Çağlayan için beyaz, askerî görünümlü dış katmanın suyla yok olması Küba’nın değişen politik ve kültürel atmosferine gönderme yapıyordu.

Rodrigo’da ise dönüşüm, ‘Unraveled’ kelimesinin kendisini sahnede gerçek bir olaya çeviriyor.

2015’te Vogue bu koleksiyonu muhteşem bir sahne oyunu olarak tarif etmişti.

Çağlayan, suda çözülen malzemeyi geliştirmek için yaklaşık altı ay çalışmıştı.

Hüseyin Çağlayan’ın yaklaşık 30 yıllık kariyerini biraz olsun takip edenler bilir, tasarımlarında transformasyon öne çıkar.

1993’te Central Saint Martins mezuniyet projesinde ipek giysileri toprağa gömüp aylar sonra çıkardığında, moda ile zaman, doğa ve çürüme arasındaki ilişkiyi sorguluyordu.

Daha sonra bu koleksiyon Londra Barbican Center’da geçen yıl gerçekleşen bir sergiye ilham oldu.

2000’de bir sehpayı eteğe dönüştürdüğünde, mobilya ile giysi arasındaki sınırı ortadan kaldırıyordu.

Daha sonra mekanik sistemler, lazerler, ışıklar ve farklı teknolojilerle çalışan kıyafetler tasarladı.

Tasarımlarında olduğu gibi sahne sanatlarında ve enstalasyonlarında da bir şeyin başka bir şeye dönüşmesi Hüseyin Çağlayan’ın yaratıcı dünyasının en belirgin özelliklerinden biri.

Bugün Olivia Rodrigo’nun üzerinde gördüğümüz de bunun yeni bir versiyonu.

Hüseyin Çağlayan, dünyanın önemli üniversitelerinde ders veren, MBE nişanı alan, Londra Tasarım Madalyası kazanan ve yıllardır bağımsızlığını koruyan bir tasarımcı.

Üzerinden yıllar geçse de yaptığı işler hâlâ aynı etkiyi yaratıyor.

Çünkü iyi tasarım tam olarak bu.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.