Futbolda çifte çöküş haftası
Hayatın akışı çok hızlı. Her alanda gündem yenileniyor, sarsıcı olaylara tanık oluyoruz. Kendi alanımıza, spora dönersek… Futbolda “Çifte Çöküş” sürecine girmiş durumdayız. Bu sürecin TFF Başkan ve yönetimini nasıl etkilediğini göreceğiz.
Grazie… Addio Signore!
Vincenzo Montella iyi insan, iyi teknik adam. İşlerin sıkıştığı, yerli çözümün tıkandığı noktada O’nu A Milli Futbol Takımımız’ın başına getirdik.. Başarısız mı, başarılı mı? Tartışılacak bir konu. Görüş birliği arayışında değilim… Bize güzel günler yaşattı, parlak sonuçlar aldı. Sürdürülebilir gelişme ve sıçrama sağladı mı? Hayır!. Teşekkürü elbette hak ediyor. Onurlu saygılı bir veda olmalı. Hakçası, Montella dönemi artık kapanmalı.
Bu keskin (!) hükme varışımın nedeni, Dünya Kupası’ndan sonra Avrupa Uluslar Ligi A Grubu maçlarında yaşattığı hayal kırıklığıdır. Bizim İtalyan “İl Nostro İtaliano”muz. Avrupa Şampiyonası ile Dünya Kupası finallerine katılma başarısını yaşattı. “Bizim Çocuklar”la mutlu olduk. Ama her iki organizasyonda da stratejik hesaplar tutmadı. Hayal kırıklıklarını sineye çekmek zorunda kaldık.
Santrforsuz oyunda Deniz Gül’le “dostlar alışverişte görsün” örneği dakikalık tercihler (!) yaptı, Cenk Tosun’dan sonra 9 numarasız oynamakta ısrar ve inat etti. Bu anlamda özellikle Dört Büyükler’i de hesaba katmalıyız. Yabancı kolaylığından yerli golcü konusunda ne üretken olabildiler, ne de iç transfer yoluyla alternatif aradılar.
Beklenmedik tercihlerine son örnek: Ferdi Kadıoğlu’nu İtalya maçında yok saydı. Formsuz Eren Elmalı’yı oynattı. İsmail Yüksek’e ancak ikinci yarıda görev verdi. Melih Kabasakal’ı da sahaya sürebilirdi. Arda’dan en uygun, en yaratıcı biçimde yararlanamadı. Arda maç boyunca elinden gelenin fazlasını yapmaya zorlanarak aşırı yorgunlukla maçı bitirdi. Sırası gelmişken Arda Güler’in Milli Takım kaptanları arasına katılması gerektiğini de düşünüyoruz. Bu görüşü yazan meslektaşıma katılıyorum.
İtalya karşısında cezalı Uğurcan’ın yerine Okan Kocuk’u oynatmalıydı. Hocamız, kalede kiralık olarak gittiği Celta Vigo’da tek maç oynamayan Altay Bayındır’ı tercih etti. Maç tecrübesinin kaleciler için ne kadar önemli olduğunu unutmuş göründü. Acaba Türk kaleci antrenörleri kendisini uyardı mı? Bilmiyorum.
Montella, Türker Tozar gibi işinde uzman bir direktör olduğu halde “iletişimsizliği” sevdi. Klasik basın toplantıları kadar sohbet toplantılarına da kapıları açmalıydı.
Her neyse. Bu aşk soğudu. İlişkiler tavsadı. Veda zamanı geldi: TFF ne karar verir bilemem. Kendi adıma “Addio Signore” diyorum. Elveda Beyefendi!
MHK: Büyük Gözaltı
Çetin Altan ustamızın kitabını anımsadım. Merkez Hakem Kurulu’nda iddialar doğruysa, yıllarca unutulmayacak skandalla karşı karşıyayız. MHK Başkanı Dr. Ferhat Gündoğdu, “resmi evrakta sahtecilik” soruşturmasıyla gözaltına alındı. Eldeki bilgilere göre aynı zamanda polis olan hakem Ali Tuna, kural konusunda yazılı sınava girdi. Sıra test sınavına geldiğinde “Sen kuraldan geçemedin. Teste giremezsin” sözleriyle şoka uğradı. Hakkını aradı. Yazılı kağıdını göstermediler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdu. İnceleme sonucunda kendi el yazısından tamamen farklı, adına başka bir yazılı sınav kağıdının düzenlendiği ve sorulara yanlış yanıt verilerek başarısız sayılıp haksızlığa uğradığı anlaşıldı.
Konu utanç verici.. MHK Eğitim Sorumlusu Sebahattin Şahin, önceden istifa eden Hakem Atama Kurulu üyeleri Ahmet Şahin ve Yunus Yıldırım’la İstanbul İl Hakem Derneği’nin iki yöneticisi gözaltında.
Futbolda “adalet kurumu” şimdi adliyelik. Sorun sadece hakemleri değil, tüm futbol ailesini ilgilendiriyor. Bekliyoruz.
Sende Yorum yap