Ah be Metin abi, böyle gidilir mi?
Tam 52 yıldır bu kulvardayım. Hiç ayrılmadım, sanki emekli olmamış gibi çalışmaya, üretmeye devam ediyorum. Yaşamın elbette zorlukları var. Ülkenin sorunlarıyla dertleniyoruz, üzülüyoruz, zaman zaman da hayatın güzel, keyifli anlarını yaşıyoruz.
Ama en acısı ne biliyor musunuz? Bir yakınınızı, bir dostunuzu, bir abimizi kaybetmek... İşte en çok bu kayıplar yıkıyor beni. İçimi tarifsiz bir karamsarlık kaplıyor.
Mesleki yaşamım boyunca çok dost biriktirdim. Ama bazı dostlukların yeri bambaşkadır. Hele bir de ‘abi’ dediğiniz insanlar varsa... Abi olmak kolay değildir. Elbette ailemde büyüklerim var. Ama benim bir de gönülden ‘abi’ dediğim insanlar oldu. Onlardan biri de geçtiğimiz hafta, efsane başkanımız Süleyman Seba’nın yanına uğurladığımız Metin Keçeli abimizdi.
Vefat haberini aldığım anda içime bir kor düştü... ‘Yok’ dedim, kendi kendime... Daha vefatından üç gün önce telefonda konuşmuştuk. Babaeski’de olduğunu söyledi: “Bilal, Gelibolu’ya gelmeyi düşünüyorum, sana haber vereceğim “ dedi. Kendisi gelmedi, vefat haberi geldi!
Ahh be Metin abi... Ahhh!
Yarım asırdır seni tanımaktan, seninle aynı yolda yürümekten, dostluğunu yaşamaktan her zaman onur ve gurur duydum. Adam gibi adamdın Metin abi...
Şimdi üzülmek ne kelime, yıkıldım, içim karardı. Mekanın cennet, ışıklar yoldaşın olsun.
Ve bir anda Süleyman abinin çok sevdiği “Eski dostlar” şarkısı geldi aklıma. Şimdi siz buluştunuz... Süleyman abiye bizden gönül dolusu sevgilerimizi söyle Metin abi.. Eski dostlarınızı, unutmadığımızı, unutmayacağımızı da söyle olur mu Metin abi...
Günah keçisi Salih mi?
Salih Özcan, Beşiktaş’ın yıldızlarından, takımın temel taşlarından biri... Şimdi kalkıp Amed Sportif yenilgisinin faturasını onun önüne koymak, futbolun gerçekleriyle asla bağdaşmaz! Unutmayalım; futbol kolektif bir oyundur. Ortada bir hata varsa ki var, bu hatanın faturasını bir oyuncuya kesmek ne kadar doğru?
Soruyorum: Salih Özcan hata yaptı diyelim, peki stoperler nerede? Tatile mi çıktılar? Üstelik Salih’in savunmanın önünde görev yaptığını da unutmayalım. Onun görevi, takımın bütün savunma zaaflarını tek başına kapatmak değil!
Bir takım savunma yaparken hata varsa, o hata kaleciden başlayıp forvete kadar tüm ekibin sorumluluğundadır. Dolayısıyla Salih Özcan’ı günah keçisi ilan etmek yerine, Beşiktaş’ın takım savunmasını, yerleşimini ve mücadele anlayışını masaya yatırmak gerekir.
Elbette eleştiri olacak. Ama ahkam kesmeden önce futbolun temel gerçeğini hatırlayalım: Futbol bireysel değil, kollektif bir oyundur.
Ateş bacayı sardı
Dünya Kupası’ndan erken eve döndük, UEFA Uluslar A Ligi’nde iki maçta sıfır çektik, hala Montella’nın arkasında durmaya devam edecek misiniz?
İtalya karşısında fark yedik, tribünlerden Montella ve TFF’yeistifa sesleri yükseldi, yani ateş bacayı sardı, sizi de saracak!
Demem o ki, Montella’nın bu anlayışı ile A Milli Takımımız bir arpa boyu ileri gidemez, gitmez! Rotasyon yapıyor, eline yüzüne bulaştırıyor! Oturmuş taşlarla oynuyor, dengeleri bozuyor. Karışanı da edeni de yok; adeta kafasına göre takılıyor. Milli Takım deneme tahtası değildir. Artık istikrar, doğru kadro ve net bir oyun anlayışı gerekiyor.
GÜZEL SÖZLER
“Karşınızdaki insan sizi hayatında nereye koyuyorsa, siz de onu oraya koyun. Ne eksik, ne fazla...”
CAN YÜCEL
Sende Yorum yap