s

Minibüs parası bulamazken markasını kurdu! ‘Her şey Soyadımı kullanma denmesiyle başladı’

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - Moda tasarımcısı Nurseli Sarıkaya, çocukluk yıllarında başlayan kıyafet merakını yıllar içinde kendi adını taşıyan bir markaya dönüştürdü. Korse, gece elbiseleri, gelinlik ve couture tasarımlar hazırlayan Sarıkaya’nın başarı hikayesinin arkasında ise yalnızca moda tutkusu değil, ekonomik zorluklar, aile hayatındaki kırılmalar, vazgeçme noktasına geldiği dönemler ve yeniden ayağa kalkma mücadelesi bulunuyor. Çocukluğunda kıyafetleri olduğu gibi kullanmak yerine kesip biçen, üzerine farklı parçalar diken Nurseli, o yıllarda bunun ileride mesleği olacağını bilmiyordu. Bugün geriye dönüp baktığında ise çocukluk oyunlarının aslında geleceğinin ilk işaretleri olduğunu söylüyor. “Çocukken oyun gibi yaptığım şey bugün mesleğim oldu” diyen Nurseli, tasarıma olan ilgisinin hiçbir zaman kaybolmadığını belirterek, “Hala bir kumaşa ya da kıyafete bakıp ‘Bunu başka nasıl yapabilirim?’ diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

‘HAYATIMIZ ANNE – BABAM BOŞANDIKTAN SONRA ÇOK KESKİN BİR ŞEKİLDE DEĞİŞTİ’

Nurseli’nin hayatındaki en büyük kırılmalardan biri ise ailesinin dağılmasıyla yaşandı. Ekonomik olarak iyi şartlarda büyüdüğünü belirten tasarımcı, anne ve babasının boşanmasının ardından hayatlarının bir anda değiştiğini anlattı. ‘Aslında çocukluğumdan beri ekonomik zorluk yaşayan bir aile değildik, durumumuz iyiydi’ diyen Nurseli, “Hayatımız annemle babam boşandıktan sonra çok keskin bir şekilde değişti. Babam boşanmanın ardından bize maddi ya da manevi hiçbir destek vermedi. Annem de o zamana kadar ev hanımıydı. Dolayısıyla bir anda alıştığımız hayatın tamamen dışında, annemle beraber sıfırdan başlamak zorunda kaldık. Benim için en büyük mücadele sanırım buydu. Bir hayatınız var ve bir gün o hayatın koşulları tamamen değişiyor. Çok genç yaşta kendi ayaklarımın üzerinde durmam, para kazanmayı ve hayatımı kendim kurmayı öğrenmem gerekti. O dönem elbette çok zor geldi ama bugün karakterimin büyük bir bölümünün orada oluştuğunu düşünüyorum. Çünkü çok erken yaşta şunu öğrendim: Sahip olduğunuz şartlar bir gecede değişebilir ama kendinize kurduğunuz hayat sizinle kalır. Belki de bugün kendi işime ve ekonomik bağımsızlığıma bu kadar önem vermemin temelinde bu var. Bir daha hayatımın koşullarının başka bir insanın kararlarına bağlı olmasını istemedim” şeklinde konuştu.

Üniversite eğitimi almadığını ama kendisini eğitmekten hiç vazgeçmediğini dile getiren Nurseli, “Moda sektörüne girdiğim ilk yıllardan itibaren bu işin mümkün olduğunca farklı alanlarında çalışmaya özellikle gayret ettim. Çekimlerde asistanlık yaptım, moda haftalarında çalıştım, sektörün mutfağında bulunabileceğim her fırsatı değerlendirdim. Çünkü modayı sadece tasarım yapmaktan ibaret görmüyordum; o dünyanın nasıl işlediğini anlamak istiyordum. Çalışırken bir yandan para biriktirdim ve kazandığım parayı tekrar kendime ve eğitimime yatırdım. Kalıp ve moda eğitimleri aldım. Teknik tarafı öğrenmek benim için çok önemliydi çünkü kafamda gördüğüm bir tasarımın gerçekte nasıl inşa edildiğini anlamak istiyordum” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni


‘BAZEN İNSANIN HAYAL KURACAK GÜCÜ BİLE KALMIYOR’

Minibüse dahi binecek parayı bulamadığı dönemlerin olduğuna değinen Nurseli, “Ben aslında içimde hep çok büyük hayalleri olan biriydim. Kendimi özel hissederdim ve nedense yaşayacağım hayatın o an içinde bulunduğum hayattan çok başka olacağına dair içimde çok güçlü bir his vardı. Ama çevresel koşullar insanı zamanla köreltebiliyor. Belli inanç kalıpları fark etmeden hayallerinizin sınırlarını çizmeye başlıyor. Ben mesela çocukluğumda sık sık ‘Hayal kurma ki hayal kırıklığına uğramayasın’ düşüncesiyle büyütüldüm. Bunun kötü niyetle söylendiğini düşünmüyorum; aksine beni hayal kırıklığından korumaya çalışan bir yaklaşım olduğuna inanıyorum. Ama bir çocuk için çok güçlü bir mesaj: Çok isteme, çok hayal etme, çünkü olmayabilir. Bir süre sonra ben de kendimi korumak için hayallerimi küçültmeye başladım. Bazı şeylerin benim için mümkün olmadığına inandım. İçimde başka bir Nurseli vardı ama dışarıdaki koşullara baktığımda ona ulaşamayacağımı düşünüyordum” şeklinde konuştu.

Üstelik hayatının o döneminde sadece maddi zorluklarla da mücadele etmediğini dile getiren Nurseli, “Evinde mutlu olmayan, şiddet gördüğü dönemler yaşayan, kendisini sıkışmış hisseden genç bir kızdım. Dolayısıyla bazen insanın hayal kuracak gücü bile kalmayabiliyor. Benim hayatım ne zaman değişmeye başladı biliyor musunuz? Bana öğretilen sınırların gerçekten bana ait olup olmadığını sorgulamaya başladığımda. O kabuktan çıkmak bir gecede olmadı. Çok çalıştım, çok araştırdım, kendimi eğittim, defalarca hata yaptım. Ama kendime daha büyük bir hayat istemek için izin vermeye başladıkça, bir zamanlar imkânsız sandığım hayallerimin birer birer gerçekleştiğini gördüm. Hatta bazıları benim hayal edebildiğimden bile daha güzel gerçekleşti. O yüzden bugün evinde oturup hayatının başka türlü olmasını hayal eden, ailesiyle mutsuz olan, şiddet gören, ekonomik olarak hiçbir çıkışı olmadığını düşünen ya da kendisine yıllarca ‘Sen yapamazsın’ denmiş bir genç kadın bunu okuyorsa ona özellikle şunu söylemek isterim: Bugün içinde bulunduğun hayat, hayatının tamamı olmak zorunda değil. Çevrendeki insanların korkuları senin sınırların olmak zorunda değil. Şu anda oradan nasıl çıkacağını bilmiyor olabilirsin. Ben de bilmiyordum. Bazen önünüzdeki bütün yolu görmek gerekmiyor; ilk adımı görebilmek yetiyor. Ben bugün hâlâ hayal kuruyorum. Tek fark, artık hayallerimi gerçekleşme ihtimallerine göre küçültmüyorum” ifadelerine yer verdi.

‘BANA SOYADIMI KULLANMA DENİLDİ, BEN DE O SOYADINI MARKA YAPTIM’

‘Babamla ilişkim sadece annemle babamın boşanmasından sonra bozulan bir ilişki değildi; zaten çocukluğumdan beri zor ve mesafeli bir ilişkimiz vardı’ diyen Nurseli, “Boşanmanın ardından ise hayatımızda maddi ve manevi olarak hiç olmaması bu mesafeyi daha da büyüttü. Dolayısıyla ‘Soyadımı kullanma’ cümlesini duyduğumda benim için sadece o an söylenmiş kırıcı bir söz değildi. Çocukluğumdan beri biriken birçok duygunun üzerine gelmişti. Bir evlat olarak bunu ister istemez ‘Seni istemiyorum, bana ait değilsin’ gibi çok daha derin bir yerden algılıyorsunuz” dedi ve ekledi:

Alıntı Metni


‘İŞİ ÖĞRENİRKEN SUİSTİMAL EDİLMEMEK GERÇEKTEN ZOR’

‘Markanın daha hiçbir şeyi olmadığı zamanlardan beri yakın çevrem bana inandı’ diyen Nurseli, “Sadece sözle desteklemekten de bahsetmiyorum. Yeri geldi tasarımlarımın modelliğini yaptılar, yeri geldi fotoğraflarımı çektiler, çekimlerde bana yardım ettiler, asistanlığımı yaptılar. Benimle koşturdular, fikir verdiler, düştüğümde kaldırdılar. Daha ortada büyük bir marka yokken bile benim bir gün bunu yapabileceğime gerçekten inandılar. Bence insanın doğduğu aile hayatının çok büyük bir parçası ama büyüdükçe kendi seçtiği bir ailesi de oluyor. Benim için arkadaşlarım tam olarak böyle. Bugün geriye baktığımda markanın hikâyesini sadece benim başarı hikâyemmiş gibi anlatmak bana doğru gelmiyor. Çünkü özellikle ilk zamanlarında o markanın arkasında benimle birlikte koşturan bir sürü kadın vardı. Ben kendi adımı taşıyan bir marka kurdum ama o markayı kurarken hiçbir zaman gerçekten yalnız değildim. Sanırım bugün kadın arkadaşlıklarına bu kadar değer vermemin sebeplerinden biri de bu. Bazen aile size doğduğunuzda veriliyor, bazen de hayatın içinde birbirinizi bulup aile oluyorsunuz” şeklinde konuştu.

İlk ürününü ve ilk satışlarını hiç unutmadığını söyleyen Nurseli, “Markayı yaklaşık beş yıl önce kurduğumda ilk tasarladığım ürün bir korseydi. Bugün baktığınızda lüks markalar dahil neredeyse her markada korse görüyoruz ve çok popüler bir parça haline geldi. Ama beş yıl önce ‘Korse yapacağım’ dediğimde insanların aklına daha çok iç giyim geliyordu. Benim kafamdaki ise tamamen farklıydı. Çocukluğumdan beri dönem filmlerine ve dizilerine karşı büyük bir ilgim vardı. O kostümler, korseler, kumaşlar, kadın siluetleri beni büyülüyordu. Boleyn Kızı filmini izlediğimde de kostümlerden inanılmaz etkilenmiştim. Bu yüzden markamın ilk ürününün adını Boleyn Corset koydum” bilgisini paylaştı ve ekledi:

Alıntı Metni


‘HAYATIMDA YAPTIĞIM İLK GELİNLİK EN YAKIN ARKADAŞIM İÇİNDİ’

‘Bazen bir kumaş görüyorum ve o kumaş bana bütün elbiseyi düşündürüyor’ diyen Aslı, "Bazen bir dönem filmi, seyahat ettiğim bir yer, bir kadın, eski bir fotoğraf ya da küçücük bir detay kafamda bambaşka bir dünyanın kapısını açıyor. Kişiye özel bir tasarım yapıyorsam süreç biraz daha farklı. O zaman karşımdaki kadını gerçekten tanımaya çalışıyorum. Çünkü herkesin bedeni kadar karakteri ve kendisini güzel hissettiği şey de farklı. Bazen müşteri kafasında çok net bir şeyle geliyor ama prova sırasında bambaşka bir detayın onu çok daha iyi anlattığını fark ediyoruz. Ben bu süreci çok seviyorum çünkü tasarım o noktada sadece benim olmaktan çıkıp ikimizin ortak yarattığı bir şeye dönüşüyor” ifadelerine yer verdi.

‘Aslında benim en büyük hayallerimden biri hep gelinlik tasarlamaktı’ diyen Nurseli, “Ama gelinlik, diğer parçalara göre çok daha büyük bir sorumluluk ve üretim süreci gerektiriyor. ‘Bir gün kendi yerim olduğunda gelinlik yapacağım’ diye düşünüyordum. Ama hayatımda yaptığım ilk gelinlik, daha kendi yerim bile yokken en yakın arkadaşım Aslı Sümen’in gelinliği oldu. Üstelik o zamana kadar hiç elbise bile yapmamıştım. Aslı buna rağmen bana güvendi. Sonra o elbiseyi Roma’daki nikâhında giydi. İlk gelinliğimin en yakın arkadaşım için ve Roma’da giyilmiş olması bugün düşündüğümde hâlâ bana çok özel geliyor. Hayatımın açıkçası çok zor bir dönemiydi. Üretim tarafında çok yorulmuştum, maddi olarak zorlanıyordum ve işi bırakmaya çok yaklaştığım zamanlardan biriydi. Ama o ilk gelinliğim bana şunu öğretti: Bir gelinlik yalnızca güzel olduğunda değil, onu giyen kadın kendisini tam olarak hayal ettiği gibi hissettiğinde tamamlanıyor. Aslı’nın gelinliği sadece yaptığım ilk gelinlik değildi. Bırakmaya çok yaklaştığım bir anda bana bu işi neden bırakmak istemediğimi hatırlatan elbiseydi” şeklinde konuştu.

‘ZORLANDIĞIM VE MADDİ OLARAK NE YAPACAĞIMI BİLEMEDİĞİM ZAMANLAR OLDU’

‘Ben bu işe başladığımda bir showroomum, büyük bir ekibim ya da hazır bir düzenim yoktu’ diyen Nurseli, “Her şeyi adım adım kurdum. O yüzden bugün insanların randevu alıp gelmesi, tasarımları askılarda görmesi, burada prova yapması benim için hâlâ çok özel. Çünkü o showroomdaki hemen hemen her şeyin arkasında benim bildiğim bir hikâye var. Çok zorlandığım dönemler, maddi olarak ne yapacağımı bilmediğim zamanlar, bırakmayı düşündüğüm günler, ilk sattığım Boleyn Corset, Aslı’nın gelinliğinin provasında ağladığım o gün. Bugün hepsinin devamında o kapıyı açıp kendi markamın showroomuna giriyorum. Belki dışarıdan bakıldığında sadece güzel elbiselerin olduğu güzel bir yer görünüyor ama ben oraya baktığımda hayatımın somutlaşmış halini görüyorum” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:

Alıntı Metni

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.