Önce zenginler sonra fakirler kurtarılacak! 82 yıl kimse bulamadı: Buzu geçip torpidoya yenildi

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – RMS Titanik 14 Nisan’da başlayan kâbus dolu batışı esnasında pek çok şekilde yardım istemişti. Atlas Okyanusu’nda işaret fişekleri atılmış, ancak dünyanın en büyük gemisine yardımı bu fişekler getirmemişti. Telsiz konuşmalarına göre en yakın gemi 4 saatlik bir mesafede olan RMS Carpathia gemisiydi. Tam da burada son derece ironik bir detay dikkat çekiyordu: White Star Line şirketinin gözbebeği Titanik, Cunard şirketinin Carpathia gibi gemileriyle rekabet için inşa edilmişti. Ancak şimdi White Star’ın gemisi Cunard’ın yardımına muhtaç duruma düşmüş, Titanik’in ilk seferinden önceki saldırgan ve rekabetçi tavrından hiçbir şey kalmamıştı. Önemli olan, estetik kaygılar dolayısıyla yetersiz filika ile yola çıkan Titanik’te kimsenin ölmemesiydi. Tabii ‘kurtulma hakkı ve öncelik’ yine de 1’inci sınıf yolculara verilecekti. Önce soylu ve zenginler, sonra da işçi ve fakirler yaşama hakkına sahipti. 1’inci sınıf yolcular arasından bu görüşe katılmayan tek kişi ise Margaret Brown’dı. Titanik’in battığı gece Brown 6 numaralı filikaya binmiş ve bu filikada 1’inci sınıftan olan kadın yolcularla Carpathia gemisinde kendilerini bekleyen kurtuluşa kürek çekmişlerdi. Bu esnada Margaret herkesi motive etmiş hatta başından beri filikalara bindirmeye çalıştığı 2 ve 3’üncü sınıftan kadın ve çocuklara yardım ettiğinden süper kahraman gibi olmuştu. Onun dışındaki kimsenin ‘fakir’ yolcuları kurtarmak gibi bir düşüncesi yok gibiydi. Titanik’e ne olursa olsun ‘yaşadığı sürece’ herkesi kurtaracak güç ve ruh Margaret Brown dışında bir de Carpathia’nın demir gövdesinde vardı. Geminin kaderi de Titanik’ten 6 yıl sonra, yine böyle bir kurtarış esnasında kurtulamayacağı yaralar alarak son bulacaktı. Carpathia’nın tam 82 yıl boyunca bulunamayan enkazının sırrı da bir tabakla çözülecekti!
RMSCarpathia'ya binen Titanik'in 1'inci sınıf yolcuları ve gemi kaptanına teşekkür hediyesi veren yardımsever iş kadını Margaret Brown
ÖNCE ZENGİNLER SONRA FAKİRLER BİNECEK! CARPATHIA’NIN HİKAYESİ BAŞLIYOR
O gece Titanik’te filikalara binen yolcuların çoğunluğunu kadın ve çocuklar oluşturuyordu. Ancak yine de bazı 1’inci sınıf erkekler, 2 ve 3’üncü sınıf kadınları önemsemeyerek filikalara ‘kaçak şekilde’ atlamıştı. Titanik batarken geride kalanlar gemiye en az parayı ödeyenler ve daha iyi bir yaşam için gemiye binecek parayı zar zor biriktirenler olmuştu. Onlar bir umut için yolculuk yapanlardı ve artık o da ellerinden kayıp gitmişti. Margaret’e göre ise kimse ölmemeliydi ve mesele zenginlik ya da soyluluktan öteydi. Aklında sadece buzlu sulara gömülmek üzere olan gemiden bir insan daha kurtarmak olan Margaret, Carpathia’ya ulaştığında da bir kazazede gibi değil yardımsever olarak varlığını ortaya koyacaktı. Hırvat işçiler ve 2 ile 3’üncü sınıf yolcuları taşıyan Carpathia, kurtulan 1’inci sınıflar için son derece basit ve yakışıksızdı. Ancak kazadan kurtulan zenginleri kurtaracak başka bir yol da yoktu. Kazadan 2 saat sonra, 4 saatlik mesafede olmasına rağmen son hız gelen Carpathia bölgeye ilk gelen gemiydi. Donmak üzere olan ve ıslanan herkese tıbbi müdahalenin yapıldığı ilk yer de Titanik’in sahibi White Star şirketinin en büyük rakibi Cunard’ın Carpathia’sı olmuştu. Ne olursa olsun 1’inci sınıflar için ölüm bile olsa bu gemi ‘burun kıvırılacak’ cinstendi. Oysa gerçekten ‘bu gemiye ait olan’ 2 ve 3’üncü sınıf yolcular çoktan Titanik’te hayata gözlerini yummuştu. Bazıları donarak, bazıları boğularak ve bazıları da sevdiklerinin gidişine baka baka ölmüştü. Çünkü yaşam hakkı önce zengin ve soylulara aitti.
RMS Carpathia
KURTARDI AMA KURTULAMADI! SAVAŞ CUNARD’I DA VURDU
I. Dünya Savaşı şiddetlenmiş, İngilizler Cunard’ın gemilerine de savaş durumu dolayısıyla el koymuştu. Öyle ki Cunard’ın Ascania, Ausonia, Dwinsk ve Valentia isimleri gemileri de savaş sırasında vurularak batırılmıştı. Bu kez görev sırası Carpathia’ya gelmişti. 5 haftadır gemi kaybeden Cunard için Carpathia’nın gidişi maddi manevi çok büyük bir kayıp demekti. Toplam 10 gemisi olan şirketin Carpathia’sı 15 Temmuz 1918'de beraberindeki 6 gemi ile Boston'a giden bir konvoyda Liverpool'dan ayrılmıştı. Prosedürlere uygun şekilde bir refakat gemisiyle zikzak bir rota izliyordu. Refakat gemisi 17 Temmuz sabahının erken saatlerde konvoyu terk etmişti. Konvoy da bunun ardından ikiye bölünerek yola devam ediyordu. İşte tam da burada Carpathia’nın görevi daha da büyümüştü. O artık ‘komodor gemisiydi’. Yani beraberindeki tüm gemilerin üstü olmuş ve onların ‘komutanı’ olarak yola devam etmeye başlamıştı. Bu görevde Carpathia’nın 170 metrelik uzunluğu ve kıdemi etkili olmuştu. Ancak ne yazık ki bu onun sonuncu ve en kısa süren görevi olacaktı. Yaklaşık üç buçuk saat sonra, sabah 09:15'te sol tarafından yaklaşan bir torpido görüldüğünde pek çok şey için geç kalınmıştı. Motorlar tam gaz geri çekilmiş, dümen sert bir şekilde sancak tarafına çevrilmiş olsa da, torpidodan kaçmak için artık çok geçti. Carpathia’yı, İmparatorluk Alman Donanması denizaltısı SM U-55 vurmuştu. Gemi iskele tarafındaki 3 numaralı ambar kapağının yakınından hasar almıştı. Ardından makine dairesine isabet eden ikinci bir torpido üç itfaiyeciyi ve iki trimeri hayattan kopardı. İkinci torpido, Carpathia’nın hayat damarlarını kesmişti. Artık motorlar çalışmaz hale gelmiş, gemi kaçma yeteneğini tamamen kaybetmişti.
Carpathia ölüyordu… Alman denizaltısı gemide büyük bir patlamaya neden olmuştu. Carpathia'nın telsiz radyo cihazı da dahil olmak üzere elektrik donanımına ve geminin iki cankurtaran botuna ciddi hasar verilmişti. 2 yıldır geminin kaptanlığını üstlenen Kaptan William Prothero, konvoydaki diğer gemilere bayraklar kullanarak telsiz mesajları göndermeleri için işaret vermişti. Ardından yakındaki devriye botlarının dikkatini çekmek için roketler ateşlenmiş ve kalan konvoy, denizaltıdan kaçmak için tam hızla uzaklaştırılmıştı. Carpathia beraberindeki konvoyu kurtarmıştı. Yine binlerce insanı kurtarmış ama bu kez kendisi kurtarılamayacak bir yara almıştı. Carpathia baş tarafından batmaya ve iskeleye doğru eğilmeye başlayınca, Kaptan Prothero gemiyi terk etme emrini verdi ve tüm yolcular ile hayatta kalan mürettebat üyeleri 11 cankurtaran botuna bindirildi. Gemideki 223 kişiden 218'i hayattaydı. Yolcular ve mürettebat gemiden inerken, baş subay Prothero, birinci ve ikinci subaylar ve topçular batan gemide kalarak tüm gizli kitapları ve belgeleri denize attı. Bir süre sonra Carpathia’yı vuran U-55 su yüzüne çıkmıştı. Yaptığı saldırı gemiyi yok etmeye yetmezmiş gibi topçu odalarının yakınında gemiye yeni bir torpido daha ateşlenmişti. Carpathia bu hamleyle parçalanmıştı. U-55 cankurtaran botlarına yaklaşmaya başladığında ise Azalea sınıfı sloop HMS Snowdrop olay yerine Carpathia yolcularını kurtarmak için gelmiş ve denizaltıyı top atışlarıyla uzaklaştırmıştı. Saat 11.00’de Carpathia gün ışığını son kez görmüştü. Saldırıdan kurtulanlar 18 Temmuz akşamı Liverpool'a geri dönmüştü. Tarihin en hüzünlü deniz kazasının kahramanı, İngilizlerin komodor gemisi ve Cunard’ın gözbebeği artık kimsenin bilmediği bir karanlıkta kaybolmuştu.
RMS Carpathia'nın batışı esnasınde çekilmiş son fotoğraf (Yapay zeka yardımıyla iyileştirilmiş görüntü)
CARPATHİA ZANNEDİLEN GEMİ ‘ISIS’ ÇIKTI! ENKAZI 2000 YILINDA BULUNDU
Carpathia, Snowdrop tarafından ‘49°25′K 10°25′B’ diye kaydedilen koordinatlarda torpido saldırısından 1 saat 45 dakika sonra batmıştı. Geminin batış yerine ilişkin günümüzde olduğu kadar net bilgiler kaydetmek o gün için imkânsızdı. Öyle ki bundan 30 yıl sonra yaşanacak II. Dünya Savaşı için bile batık gemilerin yeri tam olarak belirlenemiyor, yarım asırdan uzun süre sonra bu gemiler tahmini kayıtlar ışığında aranıyordu. Yani Tıpkı 6 yıl önce kurtarmaya gittiği Titanik gibi Carpathia da uzun yıllar ‘kayıp gemi’ olacaktı. Titanik’in 1 Eylül 1985’te bulunmuş olması Carpathia için de umut ışıklarını yeniden yakmıştı. 9 Eylül 1999'da Reuters ve AP haber ajansları, denizaltı kâşifi Keith Jessop'un oğlu Graham Jessop'un başkanlığındaki ve Ulusal Sualtı ve Denizcilik Ajansı (NUMA) tarafından desteklenen Argosy International Ltd.'nin, Carpathia'nın enkazını Land's End'in 298 km batısında, 180 metre derinlikte keşfettiğini bildirmişti. Bu haber 81 yıl sonra efsanenin yeniden canlanması gibiydi. Keşfin yapıldığı gün hava son derece kötüydü ve keşif gemisinin Carpathia’ya doyamadan bölgeden ayrılması gerekmişti. İşte bu da kritik bir detayın kaçırılmasına neden olmuş ve bulunan enkazın 8 Kasım 1936'da batırılan Hamburg-America Line'ın Isis gemisi olduğunun anlaşılmamasıyla sonuçlanmıştı. Yani bulunan enkaz Cunard efsanesi Carpathia’ya ait değildi. 2000 yılında, Carpathia battıktan tam 82 yıl sonra Amerikalı yazar ve dalgıç Clive Cussler, NUMA'nın 150 metre derinlikte Carpathia'nın gerçek enkazını bulduğunu duyurmuştu. Carpathia deniz tabanına dik olarak inmişti. Enkazın yaklaşık konumunu İrlanda'daki Fastnet'in 190 km batısıydı. Keşiften kısa süre sonra enkaza yapılan insanlı dalışlarda deniz tabanında ‘Cunard’ logolu porselen tabaklar bulunmuştu. Bu da enkazın Carpathia’ya ait olduğunun en net kanıtıydı. Sonraki yıllarda yeni dalışlar yapıldı ve telgraf makinesi ile bazı porselen eşyalar gün yüzüne çıkarıldı.
Categories: Önce zenginler sonra fakirler kurtarılacak! 82 yıl kimse bulamadı: Buzu geçip torpidoya yenildi
Sende Yorum yap