s

Derdimiz ahlak enflasyonu...

Çoğumuz paranın değer kaybetmesi ya da kazanmasıyla ilgileniyoruz.

Bir de parayla eş zamanlı olarak değer kaybeden toplumun etik değerleri var.

Gördüğümüz tek zarar bu değil, bir de kaynağı belirsiz servetleriyle şaşaalı yaşamlarını sosyal medyada gözümüze sokan tipler, gençler için rol model haline geldi.

Bu işi toplamanın birinci yolu kamuoyunda oluşan cezasızlık algısını yıkmak olmalı.

Sokak röportajlarında, programlarda duyduğum “Hesabımda bilmem kaç milyon dolar olacaksa 3-5 yıl hapis yatarım” kabullenişi hepimiz için bir alarm aslında.

Birkaç yıl bedel sonra rahat bir yaşam sürme ütopyasının mutlaka yıkılması lazım.

★ ★ ★

Kara paranın aklanması suçlamasıyla gözaltına alınanların en ünlüsünün durumuna bir bakalım, bu sanal medya ünlüsü aile el konulan lüks araçlarını bile geri aldılar, rahat yaşamlarına ve bu yaşamı sergilemeye devam ediyorlar.

Hâl böyle olunca insan keşke hiç yakalanmasalardı diyor.

Yakalanan, çok kısa bir süre sonra hayatına aynen devam edebildiğinde namusuyla çalışan, iyi vatandaşlar, kendilerini aptal gibi hissediyor, arkadan gelenler suça bulaşma konusunda daha cesur oluyorlar.

Eğer bu ünlü aile kaldığı yerden devam edemeseydi, nişanı, düğünü kuyumcu vitrini olan diğer ünlü, balya balya paraların sergilendiği bir sanal medya görüntüsü paylaşmayı aklına dahi getiremezdi.

Çürüme sadece suça özenen grupla sınırlı kalmıyor. Suç gelirinin sağladığı imkânlar gencecik kızlar için rahat yaşamın kapısını açan bir anahtar haline geliyor.

Eskiden kaynağı şüpheli serveti olanlar toplumda kabul görmez, sosyal hayatın içerisinde barınamazlardı, bugün o noktadan çok uzaktayız maalesef.

★ ★ ★

Ahlak enflasyonu sorunu ailede ve okulda değerler eğitimiyle çözülebilir gibi doğru ama uzun vadeli çözüm önerilerini çok okuduk, tekrar etmeyeceğim.

Ahlakı yeniden inşa edebilmek için yasalarımızı ve infaz sistemimizi kimsenin suç işlemeye cesaret edemeyeceği bir hale getirmek zorundayız.

ABD’de kara para, dolandırıcılık gibi suçlardaki uygulamalara baktım.

ABD’de bir suçlu, işlediği her suç için ayrı ayrı cezalandırılabilir ve toplam 300 yıl hapis cezasına çarptırılabiliyor.

Türkiye’de bir suçlu, işlediği her suç için ayrı ayrı yargılanıyor ama kaç suç işlemiş olursa olsun maksimum 30 yıl hapis cezası alıyor.

ABD’de hapis cezasının infazında ceza süresinin yüzde 85’i hapiste geçiyor. Türkiye’de denetimli serbestlik maddesi de hesaba katıldığında hapiste geçen süre cezanın yüzde 50’sinin altına iniyor.

★ ★ ★

Yasalar da bu mücadelede tek başına bir işe yaramaz, bir de toplum baskısı gerekir.

Asansör sırası uyanıklığı gibi suç olmayan ama ahlaken yanlış durumlarla karşılaştığımızda mutlaka tepki vermemiz, başkasının hakkına göz dikeni uyarmamız ve dışlamamız gerekiyor.

Namuslu ve iyi vatandaşlığa ne yapıp edip tekrar itibar kazandırmak zorundayız.

Kötülük, hırsızlık veya fırsatçılığı topluma “akıllılık” veya “ticari zekâ” olarak sunanlara karşı çıkmalı, toplumsal ahlakın bağışıklık sistemini güçlendirmeliyiz.

Bunu yapabilmek için öncelikle bir davranışın yasal ya da ahlaki olup olmadığına karar verirken o davranışı kimin yaptığına bakmaktan vazgeçmemiz gerekir.

Adı ister fon olsun ister ihale dosyaları, suç iddialarında özneye, siyasi fikre göre tavır takınmak tüm ülkeye zarar veriyor.

★ ★ ★

Zor zamanlarda insanlar daha bireysel tepkiler verirler, kendini korumak adına başkalarının haklarını çiğnemekten çekinmezler.

Bunun kurumsal örneği parasal gücüyle fakir ülkelerin koronavirüs aşılarını çalmayı başarı olarak pazarlayan Avrupa Birliği’dir.

Böyle bir dünyada ahlakı yeniden yüceltmemiz gerek.

Zor ama imkânsız değil...

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.