s

Şişliden kaygılar ve beklentilerle Bodrum’a... ‘Kendi ülkemizde daha sakin bir hayat mümkünmüş’

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr -Hande Akıner, 1988 yılında Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde doğdu. Anne ve babasının çalışması nedeniyle çocukluğu, birbirini çok seven ve sevgi dolu bir çift olarak tanımladığı anneannesi ve dedesinin yanında geçti. “Bir dönem evde baklava yapıp satarlardı ve ben de onların en küçük yardımcısıydım” diyen Hande, okul çağına gelene kadar oyuncak hamurlarla değil, gerçek mutfak hamuruyla oynayarak büyüdüğünü söyledi. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İstatistik Bölümü’nden mezun olan Hande, üniversitedeki son yılında profesyonel aşçı olmaya karar verdi ve aşçılık eğitimi aldı. Yaklaşık 10 yıl boyunca sektörün önde gelen restoran ve otellerinde aşçı olarak çalışan Hande, aynı zamanda özel aşçılık ve gastronomi danışmanlığı yaptı. Geçtiğimiz yıl eşi Mert’le birlikte aldıkları kararla İstanbul’dan ayrılarak Bodrum’a taşınan Hande, bu değişim sürecini şöyle anlatıyor:


Alıntı Metni

‘BEKLENTİMİ FAZLASIYLA KARŞILADI’

“Bodrum’u tercih etme nedenlerimizden biri, İstanbul’un dinamizmini kasaba ruhuyla bir arada sunabilmesiydi” diyen Hande, “Şeflik mesleğim gereği yeme-içme kültürünün canlı olması benim için önemli bir kriterdi. İstediğimde doğayla baş başa kalabildiğim, istediğimde ise bu canlılığın içine karışabildiğim bir denge arıyordum. Bodrum da bu beklentimi fazlasıyla karşıladı. Zengin pazar kültürü ve Ege otları, mutfağımı ve ruhumu besleyen en önemli unsurlar oldu. Tabii büyük şehrin sunduğu pratikliklerin ardından kasaba temposuna adapte olmak ilk başlarda kolay olmadı. Yılın her döneminde İstanbul’daki konforu bulamayabiliyorsunuz. Kışın ısınma sorunları, fırtınalı havalarda yaşanan elektrik kesintileri ya da yaz aylarında ortaya çıkan su sıkıntıları gibi altyapısal gerçeklerle karşılaşabiliyorsunuz. Biz de şubat ayında taşındığımız için ilk kışımız tam anlamıyla bir alışma süreci oldu. Ancak buradaki insanların telaşsızlığı, selamlaşma kültürü ve doğanın sunduğu dinginlik, karşılaştığımız tüm bu küçük zorluklara değiyor” diye konuştu.

‘İYİ Kİ TAŞINMIŞIZ’

İstanbul’dayken günün ilk saatlerinin genellikle trafik ve yoğun bir koşturmacayla geçtiğini anlatan Hande, Bodrum’da ise sabah saat 07.00’de uyanarak yürüyüşe ya da koşuya çıktığını söyledi. Hande, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ardından güne kısa bir deniz molasıyla başlayabiliyorum. Eve dönüp masamın başına geçtiğimde saat henüz 09.00 bile olmuyor ve güne inanılmaz bir enerjiyle başlıyorum. İstanbul’dayken bunun sadece hayalini kurardım. Şimdi ise bu ritmi yaşayabilmek, her sabah bana ‘İyi ki taşınmışız’ dedirtiyor.”

‘YERLEŞİK YAŞAMIN RİTMİ ÇOK FARKLI’

“Bodrum’da yaşam maliyeti de aslında tamamen hayatı nasıl deneyimlemek istediğinizle ilgili” diyen Hande, “Dışarıdan bakıldığında Bodrum’da yalnızca lüks restoranlar ve yüksek fiyatlar varmış gibi görünebilir. Ancak yerleşik yaşamın ritmi çok farklı. Biz alışverişimizi büyük ölçüde mahalle esnafımızdan, yufkacımızdan, kasabımızdan ve haftalık semt pazarlarından yapıyoruz. Büyük şehrin beraberinde getirdiği sürekli tüketim baskısı ve hızlı harcama alışkanlıkları burada kendiliğinden azalıyor. Daha sade, ihtiyacınız kadarını tükettiğiniz doğal bir yaşam düzenine geçtiğinizde, harcamalarınız da çok daha kontrollü ve dengeli hale geliyor” ifadelerini kullandı.

Alıntı Metni

‘İSTANBUL’A DÖNME GİBİ BİR PLANIMIZ YOK’

İşleri veya yaşam koşulları nedeniyle ileride farklı kararlar alabileceklerini belirten Hande, şu an için kısa vadede İstanbul’a dönme gibi bir planlarının olmadığını ve Bodrum’daki hayatlarından oldukça memnun olduklarını söyledi. Bodrum’a taşınmayı düşünenlere de tavsiyelerde bulunan Hande, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bodrum’a yerleşmeyi düşünenlere en büyük tavsiyem, bölge seçimini çok bilinçli yapmaları olur. Kışın da burada yaşayacaksanız, kış şartlarına ve bölgenin sunduğu imkânlara uygun bir lokasyon seçmek adaptasyon sürecini çok kolaylaştırır. En az lokasyon kadar önemli bir diğer konu ise sosyalleşmek. Taşındığınızda yalnızlaşmak yerine Ege’nin sıcak mahalle ve esnaf kültürüne dahil olun, çevrenizle bağ kurun. Bir yere ait hissettiren şey yalnızca doğası değil, kurduğunuz samimi dostluklardır. Ayrıca daha fazla vaktiniz olduğu için su sporları, tenis, padel, dans ve kaykay gibi farklı aktiviteleri keşfetmenizi öneririm.”

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.