Kuçuradi: İnsanı insanla tanıştırdı
90 yıllık hayatını insanı anlamaya, hakikati aramaya ve doğru değerlendirmeye adayan İoanna Kuçuradi, bugün, doğduğu gün toprağa verilecek.
Bu tesadüfün kendisi bile insanı durup düşünmeye zorluyor. Ama Kuçuradi’nin ardından bugün benim asıl düşündüğüm ölüm değil. Bize bıraktığı sorular…Çünkü hayatı boyunca yaptığı şey, kolay cevapları sorularla zorlaştırmaktı.
Kuçuradi benim de üyesi olduğum Maltepe Üniversite’sinin İnsan Hakları Danışma Kurulu’nda başkanımızdı. İnsan hakları, hukuk, demokrasi ve felsefe üzerine zaman zaman sohbetler yaptık. Onu tanıdıkça da şunu daha iyi anladım:
Kuçuradi sadece bir felsefeci değil, aynı zamanda bir mimar... Yaşam felsefesi mimarı! İnsanın hayattaki duruşunun mimarı… Düşüncenin, kavrayışın mimarı… Ve en önemlisi de soruların!
Ve Kuçuradi’nin asıl gücü, bildiklerini anlatmasında değil, insanı kendi düşüncesiyle yüzleştirmesindeydi. İnsanı insanla tanıştıran muhteşem bir bilgeydi.

✶ ✶ ✶
Biz bazen kendisine sorular sorardık. O sorunun cevabından önce, sorunun kendisiyle ilgilenirdi. Kullandığımız kelimeleri düzeltir, birbirine karıştırdığımız kavramları ayırırdı.
Bazen tek bir kelimenin üzerinde dururdu: Biz “algı” dersek, anlam ile algının aynı şey olmadığını söyler, “Değer” dediğimizde de değer ile değer yargısı farkını gösterirdi.
Kuçuradi için hak meselesi de yalnızca hukuk metinlerinin içine hapsedilmeyecek kadar önemliydi. Bazen ülkenin sorunları üzerine konuşurduk. Meseleyi yalnızca siyasetçilerin ve kurumların meselesi olmaktan çıkarıp her defasında bireye getiriyordu.
Kuçuradi’nin sorularımıza verdiği yanıtların özeti şuydu aslında: Bir felsefeciden toplumsal bir soruna yönelik reçeteler sunmasını beklemek yerine, o sorunun altında yatan değerleri ve kavramsal çerçeveyi açmasını istemek daha yerinde olur.
✶ ✶ ✶
Bugün dünyanın içine düştüğü büyük karmaşaya baktığımda, bu yaklaşımını daha iyi anlıyorum. İnsan haklarını neden savunduğumuzu, ya da demokrasiyi neden sadece seçimden ibaret görmememiz gerektiğini, özgürlüğü yalnızca kendi özgürlüğümüz olarak düşünmemeyi, adaleti yalnızca bize yapılan haksızlıkta aramamayı, bir başkasının hakkını, kendi hakkımız kadar ciddiye almayı….
Ama daha da önemlisi bütün bunlarla ilgili hüküm vermeden önce insanı görmeye çalışmak….
Belki de onun toplumsal çürümenin karşısındaki en güçlü direnci, umudunu insana duyduğu inancı hiç kaybetmemesinin nedeni de buydu. İnsanı insan yapan değeri, onun kimliğine, inancına, milliyetine, siyasi görüşüne, bize yakınlığına göre değiştirmememiz gerektiğine inanıyordu.
✶ ✶ ✶
Kuçuradi bugün hayatta olsaydı dünyaya ne söylerdi bilmiyorum. Ama bize bıraktığı mirası biliyorum: İnsan nedir? Değer nedir? İnsan onuru nedir?...
Türkiye’nin 90 yıllık tarihine tanıklık etmiş bir bilim insanı olarak ömrünü insanı anlamaya, hakikati aramaya adayan Kuçuradi ardında kitaplar, muhteşem öğrenciler, kurumlar ve düşünceler bıraktı. Ama en zor mirası da insana, bize bıraktı.
İnsanlık, Kuçuradi’nin dediği gibi, “medeniyetin ilkelliği”ni aşmak istiyorsa, etik değerleri ve doğru değerlendirme yöntemlerini merkeze alarak hakikat arayışına devam etmek zorunda.
Ve bizim, hâlâ “insan” olma şansımız var. İşte bu yüzden bu ülkede yaşayan herkesin onun düşüncelerine, yaptığı işlere bir kez olsun dokunması gerekir.
Kendi hükmümüzden şüphe etmeyi, baktığımızı gerçekten görmeye çalışmayı, İnsanı, bize benzediği için değil, insan olduğu için görebilmeyi… Belki de onun ardından yapılabilecek en doğru şey, onun yerine konuşmak değil, bir an susup kendi kendimize sormak olmalı.
Categories: Kuçuradi: İnsanı insanla tanıştırdı
Sende Yorum yap