Diyabetin faturası bütçenin 5’te 1’i

Ahenk Bayazıt - Diyabet ve obezite, yalnızca önemli bir halk sağlığı sorunu değil, aynı zamanda sağlık ekonomisi üzerinde giderek büyüyen bir yük oluşturuyor. Bu hastalıkların tedavisi için yapılan doğrudan sağlık harcamalarının yanı sıra, iş gücü kaybı, erken emeklilik, verimlilik düşüşü ve uzun vadeli komplikasyonların maliyeti de ekonomiye yansıyor. Obezite ve diyabetin yaygınlığındaki artış, sağlık sistemlerinin kaynak ihtiyacını artırırken, erken tanı, koruyucu sağlık hizmetleri ve etkili tedavilerin ekonomik açıdan önemini de her geçen gün daha fazla gündeme taşıyor.
Bu doğrultuda çalışmalarını sürdüren Avrupa Diyabet Çalışmaları Derneği’nin (EASD) 62. Kongresi bu yıl Milano’da gerçekleşti. Kongrede obezite ve diyabet tedavisindeki güncel bilimsel gelişmeler ele alınırken sağlık ekonomisine ilişkin veriler paylaşıldı. Kongrede açıklamalarda bulunan Novo Türkiye Genel Müdürü Bike Başaklar, “Dünyada 46 milyon insana, Türkiye’de ise yaklaşık 1 milyon hastaya ulaşıyoruz; ancak ihtiyaç hala çok fazla. Bu nedenle diyabet ile obezite stratejimizin kalbinde yer almaya devam edecek” dedi. Başaklar, Novo’nun her yıl gelirinin ortalama yüzde 13’ünü Ar-Ge’ye ayırdığını ve şirkette uluslararası görevlerde 60’tan fazla Türk yöneticinin bulunduğunu da aktardı.

1.2 milyar TL yatırım
Novo Türkiye Medikal Direktörü Dr. Ömer Buğra Bahadır ise Türkiye’de 9.6 milyon yetişkinin diyabetle yaşadığını, Türkiye’nin diyabette de obezitede de Avrupa’da ilk sırada olduğunu söyledi. “Bu tabloyu değiştirmenin yolu bilimden geçiyor” diyen Bahadır, son üç yılda Türkiye’de klinik araştırmalara yaklaşık 1.2 milyar TL yatırım yapıldığını ve Novo’nun her yıl klinik araştırma sayısında ilk beş şirket arasında yer aldığını belirtti. Bahadır, Türkiye’nin 2027’de Novo’nun yeni bir global programına katılacağını açıklayarak “Amaç, yeni tedavileri hastalara sektör ortalaması olan 6-7 yıl yerine 4 yılda ulaştırmak. Dünyada seçilen 16 ülkeden biri Türkiye” dedi.
Yüzde 20 pay
Kongre kapsamında değerlendirmelerde bulunan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alper Sönmez, diyabetin yalnızca kan şekeriyle ilgili bir hastalık olarak algılanmasının yanlış olduğunu belirterek şunları söyledi: “Diyabet dünyanın hiçbir ülkesinde ‘şeker hastalığı’ diye anılmıyor. Bu çeviri yüzünden yalnızca kan şekeri üzerinden tedavi edilen bir hastalık algısı oluştu. Oysa diyabet bir sendrom. Türkiye’de diyabetlilerin yüzde 90’ında fazla kilo ya da obezite, yüzde 70’inde hipertansiyon, yüzde 95’inde kan yağlarında bozukluk var. Temel neden kalp-damar hastalıkları.” Diyabete harcanan toplam tutarın sağlık bütçesinin yaklaşık yüzde 20’si olduğunu belirten Sönmez, “Bunu yalnızca ilaç harcaması olarak düşünmeyin. Diyaliz, ampütasyon, kalp krizi, hastane yatışları ve iş gücü kaybıyla birlikte çok büyük bir rakam” diye konuştu.
Sende Yorum yap