s

Zihniniz de yediklerinizden besleniyor mu?

“Bugün nasıl hissediyorsun?” diye sorsam, cevabı nerede ararsınız? İşinizde, ilişkilerinizde, uykunuzda, stresinizde... Peki ya tabağınızda?

Aslında beyin de diğer organlar gibi çalışmak için enerjiye ve besin öğelerine ihtiyaç duyuyor. Üstelik konu yalnızca vitamin ve minerallerden ibaret değil. Beslenme örüntünüz inflamasyondan bağırsak mikrobiyotasına, kan şekeri düzeninden metabolik sağlığa kadar beyinle iletişim hâlinde olan pek çok sistemi etkileyebiliyor. Bu nedenle artık soru yalnızca, “Hangi besin zihinsel sağlığa iyi gelir?” değil. Beslenme biçiminizin bütünü, zihinsel iyilik hâlini nasıl etkiliyor?

Yeni bir araştırmadikkat çekiyor

10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü yaklaşırken yayımlanan yeni bir çalışma bu soruya oldukça ilginç bir yerden yaklaşıyor. Ultra işlenmiş gıdaları azaltmak, depresyon belirtilerini etkileyebilir mi? Eylül ayında JAMA Psychiatry’de yayımlanan pilot çalışmaya majör depresif bozukluğu olan 20 yetişkin katılmış. Araştırmacılar katılımcıların alışılmış beslenmeleriyle, ultra işlenmiş gıdaların büyük ölçüde çıkarıldığı bir beslenme dönemini karşılaştırıyor.

Sonuç dikkat çekici. Katılımcılar ultra işlenmiş gıda tüketimlerini yüzde 85’in üzerinde azalttıklarında, depresyon belirtilerini değerlendiren üç farklı ölçümde orta ile büyük düzeyde iyileşmeler görülmüş. Anksiyete skorlarında da daha sınırlı bir iyileşme gözlenmiş. Beslenme ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi araştırmak için dikkat çekici bir başlangıç...

Bağırsaktan beyneuzanan yol

Bu ilişkinin nasıl ortaya çıkabileceğine dair tek bir mekanizma yok. En çok ilgi çekenlerden biri ise bağırsak, beyin ekseni. Bağırsak ve beyin birbirinden tamamen bağımsız iki sistem değil. Sinir sistemi, bağışıklık sistemi, hormonlar ve mikrobiyota aracılığıyla sürekli iletişim hâlindeler.

Araştırmacılar da ultra işlenmiş gıdalar ile depresyon arasındaki olası bağlantılardan birinin bağırsak bariyeri ve düşük dereceli kronik inflamasyon üzerinden gelişebileceğini tartışıyor. Ancak bunun henüz kanıtlanmış doğrudan bir mekanizma olmadığını da unutmamak gerekiyor.

Öte yandan konu tek bir çalışmadan ibaret değil. Geçtiğimiz yıl yayımlanan 104 araştırmayı değerlendiren kapsamlı bir sistematik derlemede, Akdeniz tipi beslenmeye daha yüksek uyum; daha düşük depresif ve anksiyete belirtileri, daha düşük algılanan stres ve daha iyi yaşam kalitesi gibi sonuçlarla ilişkilendirilmişti. Yani zihinsel sağlık söz konusu olduğunda bilim giderek daha fazla tek bir mucize besin yerine beslenmenin bütünüyle ilgileniyor.

Beynin fren pedalı GABA

Bu iletişimde adı sık geçen moleküllerden biri de GABA (gama-aminobütirik asit). GABA, beynimizin temel inhibitör nörotransmitterlerinden biri, sinir hücrelerinin aşırı uyarılmasını baskılayarak sinir sistemindeki dengenin korunmasına yardımcı oluyor. İlginç olan ise bazı bağırsak bakterilerinin de GABA üretebilmesi. Bu nedenle bağırsak mikrobiyotası, GABA ve ruh sağlığı arasındaki ilişki son yıllarda araştırmaların dikkat çeken başlıklarından biri.

GABA bazı fermente gıdalarda, prebiyotik içeriğe sahip sebze ve baklagillerde doğal olarak bulunabiliyor; ayrıca bağırsaktaki bazı Lactobacillus ve Bifidobacterium türleri GABA üretme kapasitesine sahip. GABA sentezi için gerekli olan B6 vitamini de bu süreçte rol oynuyor. Ancak, bir besinin GABA içermesi doğrudan beyne ulaşıp, ruh hâlini iyileştireceği anlamına gelmiyor.

İlişki tek yönlü değil

Ruh sağlığı ile beslenme arasındaki ilişkiyi “Doğru beslen, iyi hisset” kadar basit bir cümleye indiremeyiz. Beslenme ruh sağlığının önemli parçalarından biri olabilir ancak tek başına bir tedavi değildir. Kendinizi uzun süredir iyi hissetmiyorsanız, günlük hayatınızı etkileyen kaygı, isteksizlik veya duygu durum değişiklikleri yaşıyorsanız bir psikolog veya hekime başvurmaktan, terapi desteği almaktan çekinmeyin. Hatırlayın, ruh sağlığınıza gösterdiğiniz özen de en az beden sağlığınıza gösterdiğiniz özen kadar önemli...

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.