Yaşayan en pahalı sanatçının koleksiyonu satışta
Jeff Koons’la İstanbul’da tanıştığımda beni en çok şaşırtan, bütün o şaşaalı kariyerin, milyonlarca dolarlık eserlerin ve dünyanın önemli müzelerinde sergilenen işlerinin arkasında son derece sakin, meraklı ve mütevazı bir insan olmasıydı.

Şimdi kendi özel koleksiyonundan yaklaşık 100 milyon dolar değerinde dokuz eseri satışa çıkarmaya hazırlanması da ister istemez o tanışmayı yeniden hatırlatıyor.
Christie’s’in New York’ta 17 Kasım’daki 20. yüzyıl akşam müzayedesinde gerçekleştireceği ve “Heroes and Lovers” adını taşıyan satış, aslında Koons’un sanatçı olarak nasıl düşündüğünü ve hangi sanatçılardan beslendiğini de gösteriyor. Koleksiyonundaki eserler, kendi sanatının ilham kaynakları.
Satışın yıldızı Pablo Picasso’nun 1969 tarihli ‘Le Baiser’ adlı eseri. Yaklaşık 40 milyon dolarlık tahminiyle koleksiyonun en değerli parçası olan eser, siyah-beyaz tonlarıyla birbirine sarılmış bir kadın ve erkeği gösteriyor.
Koons’un bu eseri seçmesi hiç şaşırtıcı değil.
Çünkü 1989-91 yılları arasında gerçekleştirdiği ve kendisini o dönemki eşi, Cicciolina olarak bilinen Ilona Staller ile eserlerinin merkezine yerleştirdiği ‘Made in Heaven’ serisi de mahremiyet, arzu ve sanat arasındaki sınırları ortadan kaldırıyordu.
Koons’un Picasso seçimi bu nedenle kendi sanat geçmişini de anlatıyor.
Aynı ilişki Hollandalı ressam Cornelis van Haarlem’in 1590 tarihli ‘Hercules and Achelous’ adlı eserinde de görülüyor.
Herkül ile nehir tanrısı Achelous’un mücadelesini gösteren eser, Koons’un 2009-2012 yılları arasında ürettiği ‘Antiquity’ (‘Farnese Bull’) ile birlikte düşünüldüğünde, sanatçının mitolojik bedenleri ve Antik Yunan-Roma imgelerini çağdaş sanatın içine taşıma biçimini ortaya koyuyor.
Edouard Manet’nin yaklaşık 1878-79 tarihli ‘Femme au tub’ adlı çalışması da Koons’un 1988 tarihli ‘Woman in Tub’ eserini hatırlatıyor.
Picasso’nun Dora Maar portreleri, 1969 tarihli ‘Couple’ ve 15. yüzyıl Alman heykeltıraşı Tilman Riemenschneider’in ‘Saint Catherine’ heykeli de koleksiyondaki diğer önemli eserler arasında.
Üstelik van Haarlem ve Riemenschneider eserlerinin 2011 yılında Metropolitan Museum of Art’a Koons tarafından ödünç verilmiş olması, koleksiyonun sanat tarihi açısından da ciddiyetini gösteriyor.
Ancak bütün bunların arasında en düşündürücü konu, koleksiyonun neden şimdi satıldığı.
Christie’s, satışta eserlerin sahibini başlangıçta yalnızca “seçkin bir koleksiyoner” olarak tanıttı.
Sonradan bu kişinin Jeff Koons olduğu ortaya çıktı.
Koons’un eserleri kendi sanat pratiğini finanse etmek amacıyla sattığı bildiriliyor.
Koons’un piyasa serüveni de ayrıca dikkat çekici.
2019’da 1986 tarihli paslanmaz çelik ‘Rabbit’ heykelinin Christie’s’de 91,1 milyon dolara satılması, sanatçının müzayede rekorunu belirledi ve onu çağdaş sanat piyasasının en üst sıralarına taşıdı.
Ama Koons’u benim için asıl ilginç kılan hiçbir zaman bu rakamlar olmadı.
Tanıştığımda son derece rahat ve samimi olması, İstanbul manzarasını heyecanla telefonuyla fotoğraflaması, karşısındaki insanın kim olduğuna bakmadan aynı merakla sohbet etmesi ve gördüğü tarihi eserlerle ilgili sürekli soru sorması bende çok daha kalıcı bir iz bıraktı.
Bir Picasso’nun 40 milyon dolar etmesi, bir Koons heykelinin 90 milyon doları aşması sanat piyasasının verdiği rakamlar.
Jeff Koons’un şaşırtıcı tarafı ise bütün bu rakamların içinde kaybolmadan hala merak eden, soru soran, dinleyen ve karşısındaki insana kendisini önemli hissettiren biri olabilmesi.
Categories: Yaşayan en pahalı sanatçının koleksiyonu satışta
Sende Yorum yap