Meslek seçimi neden önemli!
Çok iyi bilinen bir gerçek var: Mesleğini sevmeyen birinin başarılı, mutlu ve üretken olması çok zor. Sevmediği meslekte zirveye tırmananlar olmuyor mu? Duran saatin günde iki kez doğruyu gösterdiği gibi elbette başarılı olanlar var ama ne kadar mutlular?
İşte bu yüzden herkes sevdiği işi yapmalı!
Doğru meslek seçmeyen, istediği bir alanda iyi bir eğitim alamayan, öğrenim gördüğü alanda iş bulamayan ve en önemlisi de hangi kademede olursa olsun yaptığı işi sevmeyen ve ona değer katmayan çalışanlarla bir yere varamayız. Ne olur artık bunu anlayalım!..
İşsizlik öylesine can yakan boyutlara geldi ki bırakın yaptığınız işi sevmeyi, iş bulduğunuza şükrediyorsunuz. Aynı hatayı diploma konusunda yaptık. Üniversite diploması olsun da hangi alanda olursa olsun diye adeta üniversitelere saldırdık. Bilinçli bir tercih, doğru bir yönlendirme olsa bu heyecanla müthiş bir kalkınma destanı yazabilirdik; tam tersi oldu.
Günümüzde iyi eğitilmiş insan gücünden daha değerli bir şey yok. Ülkemizin dört yanını üniversitelerle donatmamızın nedeni de buydu. Atalarımızın “altın bilezik” dediği meslek seçiminde ve sonrasında büyük hatalar yaptık. Neydi onlar?
Erken yönlendirme, ilgi, yetenek, beceri, hayaller ve ihtiyaçlar doğrultusunda meslek seçimi, kaliteli eğitim, yeterli donanım ve en önemlisi de moral, motivasyon! Peki bunları yapabildik mi? Evet demek mümkün değil.
ÖSYM, YÖK ve MEB maalesef bu konuda sınıfta kaldı. Sayısal anlamda büyük hem de çok büyük atılımlar gerçekleştirdiler ama detayları ve sonrasını hiç düşünmediler!
Okula başlayan her öğrenciyi üniversiteye yönlendirmekle kalmayıp, barajları dibin dibine indirerek isteyen herkesi üniversiteli yaptık. O da yetmedi üniversite mezunu yaptık. Bu kadarı da olmaz denilen ise iş bulamayanları mastera, doktoraya yönlendirip diplomalı işsizler ordusu yarattık…
İşte bu noktada bireysel eğitimin devreye girmesi gerekiyor. Devletin ve karar vericilerin kendilerini “Devlet Ana”, “Devlet Baba” gibi görüp sanki tek çocuğu varmış gibi davranıp, ona en iyi geleceği sağlamaları gerekiyor.
Kendi çocuğumuz için ne düşünüyor, nasıl hareket ediyor ve nasıl bir gelecek arzu ediyorsak istisnasız tüm öğrenciler için de çok daha fazlasını istememiz gerekiyor. Neden mi? Çünkü bizim kadim kültürümüz emanete, kendinden çok daha fazla ehemmiyet gösterir de ondan!..
Kaldı ki zaten herkesin gönlünden geçen de bu ama nedense bunu bir türlü başaramıyoruz...
Referansımız; akıl, bilim, kültürümüz olmalı!
Eğitim sistemimize, insan gücü planlamasına, kalkınma programlarımıza, istihdama ve en önemlisi de geleceğimize yön verirken dünya genelinde kabul gören ve bizim de Cumhuriyetin ilk yıllarında başarıyla uyguladığımız tek reçete var:
Akıl, bilim, kalite ve liyakat çerçevesinde planlı, programlı yol alalım ki insanlarımız huzurlu, yaşam kalitemiz yüksek, çalışanlarımız mutlu ve ülkemiz çok daha güçlü olsun. Üretim potansiyelimiz zirveye ulaşsın…
Peki bu o kadar zor mu?
Kesinlikle hayır!
Yeter ki önceliğimiz bu olsun.
Öğrencilik yılları ve çalışma yaşamı insan ömrünün en mutlu yılları olmalı.
Birinde öğreniyor, diğerinde üretiyorsunuz. Daha güzel ne olabilir ki!
Eskiden en güzel anılar öğrencilik yıllarına ve çalışma yaşamına aitti. Büyüklerimiz o yıllarını anlata anlata bitiremezlerdi. Sınav ve diploma odaklı eğitimle hepsi yok olup gitti…
Mezun olduğu okulun önünden geçmeyen, çok uzun yıllar çalıştığı iş yerinin ismini ağzına almayan nesiller yetiştirdik!
İstediğimiz bu muydu?..
Eskiye göre daha çok ve daha görkemli diplomalarımız var ama pek çoğumuz ne mesleğimizi ne işimizi seviyor ne de çalıştığımız kurumlara aidiyet hissi duyuyoruz.
İşverenler çalışanlardan, çalışanlar da onlardan memnun değil. Hizmet alanlar ise hiçbirinden!.. Peki bu yanlışta daha ne kadar inat edeceğiz ve tüm paydaşları mutlu edecek bir çözüm arayışına el birliğiyle ne zaman başlayacağız?..
Dünya genelinde yapay zekâ ile sınırları aşan bir değişim rüzgârı esiyor. Etkilenmeyenimiz yok gibi. En çok da çocuklarımız ekran bağımlılığının mağdurları arasında. Onları bu bağımlılıktan kurtarmanın yolu da eğitimden, okuldan geçiyor...
Özetin özeti: Eğitim, her şeyin panzehridir. Bu yüzden daha katedecek çok yolumuz var. Eğitimde arzuladığımız noktaya gelirsek, çözülemeyecek hiçbir sorunumuz kalmayacaktır!..
Sende Yorum yap