s

En yeni telefona ihtiyacımız var mı?

Biz 80'lerde büyüyen çocuklar, analog dünyayı da dijital dünyayı da her köşesiyle yaşamış talihli bir kuşağız. Öğlen tıklanan bir fotoğrafın ancak akşam yemeğinden sonra ekranda tamamen belirdiğini görmek her nesle kısmet olmadı. O yıllarda internete bağlanan her modem, sevincini tiz bir çığlıkla ilan ederdi. (Bu kuşağın içinde kredili sisteme denk gelmiş bahtsızlar da var ama o, başka bir yazının konusu.)

Biz 80'lerde büyüyen çocuklar, analog dünyayı da dijital dünyayı da her köşesiyle yaşamış talihli bir kuşağız. Öğlen tıklanan bir fotoğrafın ancak akşam yemeğinden sonra ekranda tamamen belirdiğini görmek her nesle kısmet olmadı. O yıllarda internete bağlanan her modem, sevincini tiz bir çığlıkla ilan ederdi. (Bu kuşağın içinde kredili sisteme denk gelmiş bahtsızlar da var ama o, başka bir yazının konusu.)

Dijitalleşmenin en keskin virajı akıllı telefonlar oldu. İnternet, istersen girdiğin bir seçenekken sürekli bağlı kalmak zorunda olduğumuz bir mecburiyete dönüştü. İş yapma, ilişki yaşama, haber alma biçimimiz kökünden değişti.

Her yeni model bir devrimdi

Kısaca özetlemek gerekirse: iPhone’la başlayan bu dönüşümde her yeni cihaz kuşağı yanında yeni bir teknoloji devrimi getiriyordu. Apple sunumlarında herkes Steve Jobs’un heybesinden çıkacak “Bir şey daha”yı beklerdi. Uzun yıllar boyunca bu “bir şey daha”yla gelen cihazlar, sahiplerine son sürat koşan teknolojiye yetişmenin kestirme yolunu sunuyordu. Yeniye uyum sağlamak insanı havalı gösteriyor, neredeyse bir statü sembolüne dönüşüyordu.

Piyasada model sayısı da sınırlıydı. En yeni ve en üst modeli almak, fiyat-performans eğrisinde (teknolojiyle işi ya da hobisi olmayanlar için bile) mantıklı bir yere oturuyordu.

Doyum noktasına mı geldik?

Kapasitesini yıldan yıla büyüten akıllı telefonlar zamanla her şeyin yerine geçen makinelere dönüştü; fotoğraf makinesi, video kamera, ses kayıt cihazı gibi tek işe odaklanan pek çok alet kenara itildi.

Ama artık doyuma yaklaşmış olabiliriz. Akıllı telefonun sunduğu her yeni faydanın giderek daha marjinal kaldığı bir dönemden geçiyoruz. Rakamlar da bunu söylüyor: Dünyada insanlar telefonlarını artık ortalama dört yılda bir değiştirmeye doğru gidiyor. O halde şu soruyu sormaya hazırız:

Hâlâ en yeni akıllı telefona ihtiyacımız var mı? (Hayır.)

Tek tek bakalım.

Fiyat: Apple’ın eylülde tanıttığı iPhone 18 Pro Max, Türkiye’de 149.999 liradan başlıyor; en üst depolama seçeneğinde etiket 256 bin liraya dayanıyor. Üstüne bir de katlanabilir modeller geldi. Eskiden ucuz telefonların çoğalması, iki uç arasındaki makası açan şeydi. Bu yıl tablo tersine döndü: Yapay zekâ veri merkezleri bellek çiplerini silip süpürünce maliyet artışı en sert ucuz telefonlara vurdu. Giriş segmenti daralıyor, orta segmentte de etiketler yıl içinde zamlanıyor. Kısacası artık pahalı telefon da pahalı, ucuz telefon da. Yine de şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz: 150 bin liralık bir amiral gemisi, 30 bin liralık bir orta segment telefondan beş kat daha iyi değil.

Özellikler: Mütevazı bir akıllı telefonla gündelik hayatın neredeyse tüm işlerini görmek mümkün. Arama yapabiliyor mu? Yoldayken e-postayı alıyor mu? Kirayı servisteyken gönderebiliyor mu? Acil bir selfie gerektiğinde işi görüyor mu? Yeni modellerin getirdiği ek özellikler (kamera, batarya, donanım), çoğu zaman gündelik kullanımda hissedilir bir fark yaratmıyor.

FOMO: Eskiden yeni çıkan telefonu almak, herkesin Twitter’da (şimdiki adıyla X’te) konuştuğu diziyi izlemek gibiydi. Sohbetin dışında kalmamak, FOMO’ya (Fear of Missing Out, yani “bir şeyi kaçırırsam ne olur” korkusu) yenik düşmemek bir ihtiyaçtı. FOMO ölmedi ama emekliye ayrıldı: Artık her eylül değil, dört yılda bir uğruyor. İnsanlar telefon değiştirmeyi erteliyor, sonunda değiştirdiklerinde ise doğrudan en pahalısına uzanıyor. Dünyada en çok satan telefonlar hâlâ en yeni iPhone’lar; Türkiye’de pazarı büyüten de adet değil, premium segment. Yani kalabalık dağılmadı, sadece seyreldi ve cüzdanını daha geç ama daha büyük açıyor.

Alternatif: Telefondan yapılan tasarrufla, teknolojik potansiyeline henüz ulaşmamış alanlara yönelmek mümkün. Yeni bir tablet, dijital kalem, tableti dokunmatik bir dizüstüne çeviren yeni nesil klavyeler ya da kalp sağlığını izleyen bir akıllı saat, çok daha çok boyutlu bir “fayda” sağlayabilir.

Korku: İnsan bir telefona araba peşinatı kadar para verdiğinde, üstüne binip bir yere gitmek istiyor. Bu kadar büyük bir harcamanın ardından telefonu o muhteşem tasarımıyla değil, birbirinden çirkin kılıfların içine hapsederek kullanıyoruz. Bu da yatırımın karşılığını tam olarak almamızın önünde duruyor.

Akılsız telefonlar geri mi dönüyor?

Orta segmentin sektördeki ağırlığı artarken, akılsız telefonlara doğru da bir geri dönüş başladı.

Evlilik arifesindeki çiftler iyi bilir: Ailelerin bu süreçte maddi destek vermesi ilaç gibi gelen güzel bir jesttir. Ama aynı çiftler şunu da bilir: Ne kadar çok destek alırsanız, kendi hayatınızdaki söz hakkınız (genellikle) o kadar azalır. Salonun ortasına konacak o kocaman ve gereksiz sehpaya “hayır” deme hakkınızı aslında çoktan devretmişsinizdir.

Pahalısı da ucuzu da, akıllı telefonla ilişkimiz tam olarak böyle. Hayatı kolaylaştırıyor, dijital bir İsviçre çakısı gibi her derde yetişiyor. Ama bunun bir bedeli var. Telefonlarımız bize o kadar iyi davrandı ki hayatımıza karışma hakkı kazandılar. Her an ulaşılabilir durumdayız. Gelen her mesajı görmek, gördüğümüz her şeyi hikâyeye atmakla yükümlüyüz. İçine yüklediğimiz uygulamaların bağımlısı olduk. Ve bu yorucu.

Bu yüzden analog dünyayı hiç tanımamış Z kuşağında akılsız telefon trendi yükselişte. Hollanda’da yenilenmiş cihaz satan refurbed’ün yaptırdığı ankete göre 18-29 yaş arasındaki her üç gençten biri bilinçli olarak eski ya da retro bir cihaz almayı düşünüyor. Akıllı telefonlarını tamamen bırakmıyorlar ama kafa dinlemek istediklerinde geçebilecekleri basit telefonlar ediniyorlar. Ekran süresini kısmak, pek tanımadıkları ama biz boomer’lardan sıkça duydukları o “gerçek hayatı” biraz daha fazla yaşamak istiyorlar.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.