s

Yorgunum diye gitti, felçli uyandı! Gözleriyle hayata tutundu: Bir kere şikayet etmedi

Derleyen: Fazilet Şenol / Milliyet.com.tr - İstanbul'da 1958 yılında doğan Ali Arif Ersen, 1985'te Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim ve Gravür atölyelerinden mezun oldu. Genç yaşlarından itibaren hem fırçayı hem fotoğraf makinesini elinde tutan sanatçı, 'Oteller Kenti' ve 'Kadehler' gibi resim sergilerinin yanı sıra ABD, Küba, Arjantin ve Saraybosna'da çektiği karelerle 'Tres Americas', 'Sarajevo' ve 'Masallar' adlı fotoğraf sergilerine imza attı. Bu dönemde resim ve fotoğrafı iç içe geçiren, kendine özgü bir biçem geliştirdi. Yazar Tomris Uyar'ın son kitabı 'Güzel Yazı Defteri'nin görsellerini de karışık teknikle hazırladı.

'2 GÜN SONRA KENDİNE GELDİĞİNDE BOYNUNDAN AŞAĞISI FELÇ KALMIŞTI'

2004 yılı, Ali Arif Ersen'in hayatının akışını tümüyle değiştirdi. Yakın arkadaşı Gündüz Vassaf'ın aktardığı bilgilere göre İstanbul Teşvikiye'deki atölyesinden çıktığı bir gün kendini biraz yorgun hissediyordu ve hastaneye gitti. Hastaneye gittiğinde ise baygınlık geçirdi. İki gün sonra kendine geldiğinde elleri ve bacakları tutmuyor, konuşamıyordu. Sadece yutkunabiliyor, görebiliyor ve kafasını kımıldatabiliyordu.

Beyincik enfarktüsü sonucu beyinle beden arasındaki bağlantının kesildiği, tıp dilinde 'kilitlenme sendromu' ya da 'locked-in sendromu' olarak bilinen nadir bir duruma yakalanmıştı. Beynin bilinci tam yerinde kalırken bedenle bağlantısı kopuyordu. Hastalık sonrasında Ersen'in boynundan aşağısı felç oldu; yalnızca başını hafifçe oynatabiliyor, sol gözünü kullanabiliyor, birkaç yüz mimiği yapabiliyor ancak konuşamıyordu.

Böylesi bir tıbbi tablo çoğu insan için üretimin sonu anlamına gelebilirdi. Ancak Ali Arif Ersen için öyle olmadı. Dostları gözlüğüne bir lazer ışığı monte etti, başını oynatarak bu ışığı önündeki harf tablosuna yönlendirmeyi öğrendi. Yıllar içinde bu basit düzenek, bilgisayar destekli bir iletişim sistemine dönüştü. Sanatçı Ersen, harf harf seçtiği kelimelerle önce çevresindekilerle konuşmayı, ardından yazışmayı, sonunda yeniden 'çizmeyi' başardı. Gözlüğünden kâğıda yansıyan ışık noktalarının izlediği yörünge, ekranda çizgiye, çizgi de zamanla soyut resimlere dönüştü.

Ali Arif Ersen'in gözlüğündeki lazeri kullanarak çizdiği otoportresi

'HİÇBİR ZAMAN ŞİKAYET ETMEDİ'

Gündüz Vassaf yazdığı bir köşe yazısında Ali Arif Ersen'den ve yaşama olan duruşundan şu sözlerle bahsetmişti:

Alıntı Metni

Hastalığı onu ne arkadaşlarından ne yaşamdan ne de sanattan koparmıştı. Ali Arif Ersen fotoğraftan da kopmadı. Hastalanmadan önce çektiği, bir kısmı unutulmuş negatiflerden oluşan'Son Makara'adlı fotoğraf sergisini yine bu dönemde, dostlarının desteğiyle hazırladı. Yıllar sonra, "Yarın objektifi eline alsan neyi çekerdin" sorusuna gözleriyle verdiği "K-O-Ç-O" yanıtı, on sekiz usta fotoğraf sanatçısının (Ara Güler'den Murat Germen'e, Banu Cennetoğlu'ndan Arif Aşçı'ya) tek kareyle katıldığı, Serhan Ada'nın küratörlüğünü üstlendiği bir sergiye dönüştü.

RADYO PROGRAMI HAZIRLADI

Müziğe olan tutkusu da hastalığın önüne geçemediği bir alan oldu. Yaklaşık kırk yıldır caz dinleyen Ali Arif Ersen, İstanbul Teknik Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olan dostu Turgut Uyar (Tomris Uyar'ın oğlu) aracılığıyla İTÜ Radyo'da bir müzik programı yapma fikrini hayata geçirdi. 'Kış Bahçesi' adını taşıyan program, 2014 - 2023 yılları arasında her pazar öğlen saat 12.00'de dinleyiciyle buluştu. Ersen çalınacak parçaları ezberinden harf harf Uyar'a iletiyor, Uyar, notları alıp programı düzenleyip kaydediyordu. Program yüzlerce bölüme ulaştı, Ersen dinleyicilerinden gelen istek parçalarını da aynı yöntemle değerlendirdi. Çırağan'daki bir caz kulübünde bir yıl boyunca DJ'lik yaptığını hatırlatan Ersen, programın ruhunu uzun bir cumartesi gecesinin ardından gelen sakin bir buluşmaya, bir tür doğaçlamaya benzetiyordu.

Ersen'in hikâyesi, sanat çevresinde giderek daha görünür hale geldi. Gazeteciler onunla söyleşi yapmak için yatak odasına girdi, dostları onun için sergiler düzenledi, yönetmen Selin Şenköken 2020 yılında hayatını konu alan 'Yangın Yerinde Orkideler' adlı bir belgesel çekti. Belgeselde, kilitlenme sendromuyla bedenine hapsolan Ersen'in sanat ve üretme arzusuyla hayata nasıl tutunduğu anlatıldı. Milliyet.com.tr'ye verdiği bir demeçte, gözleriyle hayatı hiç bırakmamaları gerektiğini anlatan Ali Arif Ersen, “Vazgeçmesinler ve arkadaşları onları devamlı arasın. Eskiden cep telefonuna hayret ederdik, şimdi her şey normal geliyor. Tıp ve teknoloji gelişiyor. Bu yaptıklarımla birkaç kişiye yardımım olur ve örnek olursam sevinirim" ifadelerini kullandı.

'YARINI MERAK EDEREK MUTLU YAŞADI'

Ali Arif Ersen, 2022 yılının Ocak ayında hayatını kaybetti. Ölümünün ardından, organ bağışında bulunduğu da öğrenildi. Arkadaşları ve sanat çevresi, onun ardından anma yazıları kaleme aldı; yazar Mine G. Kırıkkanat ve Gündüz Vassaf gibi isimler, Ersen'in on sekiz yılı aşkın süre yatağa bağlı geçirdiği hayatı boyunca durmadan ürettiğini, sesini pes bir perdeden de olsa duyurabildiğini yazdı.

Ali Arif Ersen'in geride bıraktığı, yalnızca tuvaldeki çizgiler ya da pazar öğlenlerinin caz programı değildi. Gözlüğüne takılan bir ışıkla çizdiği otoportresi, kendisini ziyarete gelenlere sorduğu 'Nasılsın?' sorusu ve yıllar boyunca hiç kesilmeyen üretimi de onu tanıyanların belleğinde kaldı. Gündüz Vassaf, verdiği bir demeçte arkadaşı Ersen'i şu sözlerle anmıştı:

Alıntı Metni

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.