SDG artığı görünse de MOSSAD okunur!

Suriye’yi istikrarsızlaştırmak adına İsrail, Netanyahu, elinden gelen her türlü pisliği yaptı, yapıyor karşılığında da büyük darbeler yiyor... İsrail’in terör örgütü SDG/YPG’yi kendi jeopolitik çıkarları ve tampon bölge planları için kullanma stratejisi çöktü... Ağustos 2026’da SDG kendisini resmen feshetti, Eylül-Ekim 2026 itibarıyla da Suriye devlet kurumları, polisi ve bayrağı Haseke kent merkezine de geri döndü, terör örgütünün otonom yapı hayali sona erdi... Bu gerçeklik nedeniyle hepten kuduran İsrail, Suriye’deki azınlıklar politikasından geriye kalan tek alan güneyde Süveyda bölgesindeki kendisine yakın duran bazı Dürzi gruplarla bağlarını tahkim etmeye çalışıyor. Onları kışkırtıyor, kafasına göre sağa, sola saldırıyor.Suriye devletinin bölgede egemenliğini, hakimiyetini tamamen tesis etmesini önlemek amacıyla SDG artığı hücreler ve sosyal medya manipülasyonları üzerinden etnik fayları kaşıyan MOSSAD imzalı provokasyonlarla gerilimi körüklüyor bir yandan da... Etki ajanlığı ve psikolojik harp yöntemleriyle MOSSAD’ın algı operasyonları yürüten birimleri, bölgedeki yerel sosyal medya ağları üzerinden iki tarafı da kışkırtan dezenformasyonlar yayıyor. Arap aşiretlerini Kürt mahallelerine saldırmaya teşvik ederken, SDG artığı hücrelere de “Şam sizi tamamen yok edecek, silahlı direnişe geçin” mesajı aşılanarak entegrasyon sabote edilmek isteniyor. Daha birkaç gün önce 9-10 Ekim’de yaşanan ve hâlâ dakıvılcımlı tehlikeli gerilim gibi...
✶ ✶ ✶
Sahadaki gelişmeler terör örgütündeki kırılmadan kaynaklı SDG artığı hücrelerin direnmesi görünsede doğrudan MOSSAD okunuyor yani... Sadece MOSSAD’da değil; bölgedeki istikrarı kendi lehine çevirmek isteyen farklı istihbarat servisleri de bu operasyonel boşluktan faydalanıyor. Suriye ve bölge basınında yer alan iddialara göre; SDG’nin feshedilmesini kabul etmeyen radikal birkaç hücre yapılanmasına, üçüncü ülkelerdeki paravan vakıflar veya gizli kuryeler aracılığıyla finansal destek de aktarılıyor... Yoksa bunların tek başına azınlık bir şekilde sokağa çıkıp yeniden iç savaş çığırtkanlığı yapması, hele de devlet kurumlarına saldırıp “Buraları biz yöneteceğiz” gibisinden zırvalıklar yapması mümkün değil. İsrail’in kirli planı açık:
“Silahları bırakmayın, bekleyin, yakında bir şeyler değişebilir” diye provoke ediyor gelişmeleri... Hem de İsrail ordusu Suriye’nin güneyinde (Golan Tepeleri, Kuneytra hattı ve Süveyda) askeri operasyonlarını yoğunlaştırırken ve sınıra yeni tahkimatlar kurarken, Suriye ordusunun güney cephesine odaklanmasını istemiyor. Haseke’de çıkarılan iç karışıklıklarla Şam’ın askeri ve lojistik gücünü ülkenin en kuzeydoğusuna kaydırmaya zorlayan stratejik bir oyalama taktiği uyguluyor aklınca...
Bunlar da Suriye’yi istikrarsızlaştırma, tekrar iç savaş ortamına sürükleme dolayısıyla Cumhurbaşkanı Ahmet Eş Şara yönetimini hedef alan aşağılık bir plan plan çerçevesinde yürüyor belli ki...
✶ ✶ ✶
Türkiye ve Suriye’de bunun farkında zaten...Ankara ve Şam’ın Suriye’nin toprak bütünlüğü ve tek ordu çatısı altında birleşmesi konusundaki kararlılığı, bunu pekiştiren yoğun diplomasi trafiği de ortada... Bölgedeki hem Arap aşiretleri hem de Kürt nüfusun ezici çoğunluğu, yıllar süren savaş ve istikrarsızlıktan sonra devlet otoritesinin geri dönmesini, huzurun ve ekonomik canlanmanın sağlanmasını istiyor... Yıllardır terör örgütünden zulüm gören, çocukları zorla ellerinden alınan halk, sosyal medya üzerinden kışkırtmalara itibar etmiyor. Provokasyon yapan hücrelere de devletin kolluk kuvvetleri doğrudan müdahale ediyor. Bu mevcut durumda da feshedilen SDG’den geriye kalan ve MOSSAD’ın tetiklemesiyle cesaretlenen örgüt artığı birkaç silahlı hücrenin Suriye devletinin Haseke’de tesis ettiği yeni idari ve askeri gerçekliği değiştirebilecek güçte olmadığı açık...
Ancak; Netanyahu iktidardan düşerse, halihazırda devam eden yolsuzluk davasının yanı sıra yolda olan denizaltılarla ilgili başka bir yolsuzluk davasıyla karşı karşıya kalacak. Buna, 7 Ekim saldırısı uyarılarına bilerek duyarsız kaldığı iddiaları nedeniyle üçüncü bir davanın eklenmesi de sırada. Bu durumda akıbetinin kesin cezaevi olacağı da belli. Bunu önlemek için “Netanyahu seçimlerin ertelenmesini sağlayacak her türlü alçaklığı, çılgınlığı yapar, yapabilir” gerçekliğine bakıldığında da endişelenmemek mümkün değil...
Sende Yorum yap