Londra’nın üç önemli müzesinde İstanbul çıkarması
İstanbul, geçmişiyle, bugünüyle, sanat tarihiyle ve genç sanatçılarıyla, bu sonbahar Londra’nın önemli kültür kurumlarında gündemde.
Doğa Tarihi Müzesi’nde İKSV’nin genç sanatçılar yararına düzenlediği gala gecesiyle başladı, Design Museum’da Marka London, sonrasında da Victoria & Albert Museum’da İstanbul’un 1600 yıllık sanat tarihi sergisi ile devam edecek.
İlk durak, Londra’nın en etkileyici mekânlarından biri olan Doğa Tarihi Müzesi’ydi.
İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) Genç Sanatçı Fonu yararına düzenlenen Istanbul Calling gala gecesi, Türkiye’de kültür-sanat üretiminin sürdürülebilirliği için kaynak yaratmayı amaçlayan önemli bir buluşma.

İstanbul’dan ve Londra’dan iş ve sanat dünyasının isimlerini bir araya getiren gecenin sunuculuğunu Halit Ergenç üstlendi. Ergenç’in Onat Kutlar’ın İstanbul dizeleriyle açtığı gece, şehrin kültürel hafızasını Londra’nın kalbine taşıdı.
İKSV Mütevelliler Kurulu Başkanı Ömer Koç ile Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı’nın katıldığı gecede, Eczacıbaşı’nın konuşması önemli bir gerçeği hatırlatıyordu: Genç sanatçılara destek vermek, yalnızca bugünün üretimini değil, yarının kültürel dünyasını da desteklemek demek.
İKSV, 2022’de 50’nci yılını kutlarken oluşturduğu Genç Sanatçı Fonu aracılığıyla son dört yılda klasik ve güncel müzikten caza, sahne sanatlarından sinema ve edebiyata kadar farklı disiplinlerde çalışan yaklaşık 150 sanatçıya 560 bin euro kaynak aktardı.
Şimdi hedef, daha fazla sanatçıya ulaşmak ve bu desteğin kapsamını genişletmek.
Gecenin en heyecanlı bölümü ise Christie’s iş birliğiyle gerçekleştirilen destek müzayedesiydi.Erol Akyavaş, Mehmet Güleryüz, Azade Köker, Burçak Bingöl, İhsan Cemal Karaburçak ve Tayfun Erdoğmuş’un eserleri genç sanatçılar için yarıştı.
Erol Akyavaş’ın Hallac-ı Mansur serisinden bir eseri 50 bin sterline, Mehmet Güleryüz’ün eseri 25 bin sterline, Tayfun Erdoğmuş’un eseri 30 bin sterline, Burçak Bingöl’ün eseri 40 bin sterline, Azade Köker’in “Maya’ya Selam” adlı eseri 50 bin sterline, İhsan Cemal Karaburçak’ın eseri ise 15 bin sterline alıcı buldu.
Müzayedede 215 bin sterlin kaynak yaratıldı.
İstanbul Portföy’ün gala sponsorluğunu üstlendiği, Eren Holding ve Beylerbeyi İçecek Pazarlama A.Ş.’nin destek verdiği geceye katılım ve diğer bağışlarla birlikte Genç Sanatçı Fonu’na aktarılan toplam tutar yaklaşık 310 bin sterline ulaştı.
Eserlerini bağışlayan sanatçıların ve ailelerinin katkıları ile Christie’s’in desteği de gecenin öne çıkanları arasındaydı.
Aşkın Nur Yengi, konseriyle sona eren gecede asıl kazanç, genç sanatçıların önüne açılan yeni olanaklardı.
Londra’daki İstanbul hikâyesi burada bitmedi.
13 Ekim’de bu kez Design Museum’da Marka London gerçekleşti.
O da başlı başına ayrı bir yazı konusu.
İstanbul’da 2000 yılından bu yana farklı disiplinlerden isimleri buluşturan Marka, ilk uluslararası edisyonuyla tasarım, moda, mimari, gastronomi, lüks ve kültür dünyasını aynı çatı altında topladı.
Es Devlin, Sebastian Conran, Alex Eagle, Harry Handelsman, Kent Jackson ve Tony Chambers gibi isimlerin yer aldığı programda, İstanbul’un yaratıcı etkisi de ayrı bir başlık olarak ele alındı.
Ayşegül Yürekli Şengör’ün kurucusu olduğu platformun Stepevi desteğiyle Londra’ya taşınması, Türkiye’den çıkan fikirlerin uluslararası yaratıcı çevrelerle buluşması açısından ayrıca dikkat çekiciydi.
Üçüncü durak ise Victoria & Albert Museum.
7 Kasım’da açılacak ‘Constantinople to Istanbul: One City, Two Empires’ sergisi, MS 330’dan Osmanlı İmparatorluğu’nun sona erdiği 1922’ye uzanan yaklaşık 1600 yıllık dönemi 200’den fazla eserle anlatacak.
İstanbul’un sanat, mimari, zanaat ve gündelik yaşam mirasını uluslararası bir izleyiciyle buluşturacak.
Koç Holding’in desteğiyle gerçekleşecek sergide, İstanbul’un farklı koleksiyonlarından gelen eserler de yer alacak.
Bir şehir, üç müze, üç ayrı hikâye…
Biri genç sanatçıların geleceğine kaynak yaratıyor, diğeri bugünün yaratıcı fikirlerini tartışmaya açıyor, üçüncüsü ise yüzyıllar boyunca biriken kültürel mirası görünür kılıyor.
Sende Yorum yap