Selman’a diz çöktürme operasyonu...

AĞIZDAKİ BAKLA VE TEHDİT...
Dün İsrail’in Maariv gazetesinde tehdit dolu bir yazı yayımlandı.
Önce bu yazıdan bazı bölümler aktarayım:
“Siyasi geleceği hiç de kesin olmayan Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın sefaleti ve başarısızlığı, Suudi Arabistan’ı yatırım önceliklerini değiştirmeye zorlayacak. Uzun vadede meyve vermeyen askeri yatırımlara daha fazla, uzun vadede meyve veren ekonomik ve ticari yatırımlara ise daha az yönelmesine neden olacak.”
“Krallıkta giderek artan zorlukların gölgesinde, Muhammed bin Selman’ın NEOM projesi krize doğru ilerliyor. Son yıllarda zayıflayan prensler arasındaki sessiz eleştiriler genişliyor. Kapitalistler ve büyük şirketler de dahil olmak üzere elit kesimin ana argümanı, şımarık Prens Muhammed bin Selman’ın krallığın işlerini yönetmede başarısız olduğu ve megaloman projelerin doğasında var olan risklerin Suudi Krallığını sorumsuz finansal maceralara sürüklediğidir.”
“Bin Selman’ın pek fazla seçeneği yok: Ya İsrail-Amerikan yolunu izleyip tahta geçmeyi umacak ya da Husilere karşı bir dizi askeri başarısızlık ve başarısız yatırımlardaki mali kayıplardan sonra tahttan indirilecek.”
Tehditlerle dolu yazının ana fikri bu alıntı yaptıklarım değil ama. Yazı İsrail’in Riyad’a belirli şartlar sunarak yardım etmesi gerektiği fikrini savunuyor.
“Suudi Arabistan’ın İbrahim Anlaşmalarına katılması ve Hayfa’nın IMEC koridoru için kalkış limanı olarak kalacağına dair kamuoyu önünde bir taahhütte bulunmasıdır. Her şey en başından şeffaf olmalı, böylece Türk alternatifi devre dışı kalmalıdır.”
WASHİNGTON BU İŞİN NERESİNDE?
■ Son bir ayda bölgemizde çoğumuzun dikkatinden kaçan gelişmeler oldu.
Bunlar arasında en önemli olanı Muskat’taki ABD Büyükelçiliği yetkilileriyle Husiler arasında yapılan görüşmeydi. ABD Dışişleri görüşmeyi doğruladı, içerik vermedi, seyrüsefer güvenliği konuları demekle yetindi. Husiler neden ABD ve İsrail gemilerine saldırmıyor sorusunun cevabı belki de bu görüşmede saklıdır.
■ Son dönemde ABD’nin Suudi Arabistan savaş uçaklarına havada yakıt desteği sağlamayı kabul etmediği iddiaları ortaya atıldı ama bu doğru değil. 2018’de bir süre hava desteği durdurulmuştu ama son olaylarda tekrar başladığı biliniyor.
■ Yine de ABD Adalet Bakanlığı’nın bir hükümet çalışanını Husilere destek sağladığı iddiasıyla gözaltına aldığını açıklaması, Washington’da Husilere destek sağlayan bir yapı mı var sorularını akıllara getirmedi değil.
ASIL MESELE IMEC...
■ IMEC, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun kısa adı. G20 Yeni Delhi Zirvesi’nde mutabakat metni imzalanan bu projeyle, Hindistan’dan başlayarak deniz yoluyla Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’a, oradan demir yoluyla Ürdün ve İsrail’in Hayfa Limanı üzerinden yine deniz yoluyla Yunanistan’ın Pire Limanı ve sonrasında tüm Avrupa’ya ulaşmak hedefleniyor. Çin’in Kuşak ve Yol Projesi’ne karşı ABD ve AB tarafından desteklenen siyasi bir alternatiftir.
■ Buna karşın Türkiye’nin içerisinde ve öncüsü olduğu Kalkınma Yolu Projesi, Asya ve Hindistan’dan deniz yoluyla Körfez’e gelen yükleri, Süveyş Kanalı’nı kullanmadan çok daha kısa sürede kara yolu ve demir yoluyla Avrupa’ya ulaştırma kapasitesine sahip.
■ Çin’den başlayarak Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye’ye ve ardından Avrupa’ya uzanan Orta Koridor Projesi Çin'den Avrupa'ya yük taşıma süresini deniz yoluna kıyasla ciddi oranda azaltıyor.
■ Hindistan-İran-Rusya bağlantılı Kuzey-Güney Ulaşım Koridoru ve Çin’in Asya, Afrika ve Avrupa’yı birbirine bağlamayı amaçlayan trilyon dolarlıkKuşak ve Yol İnisiyatifi de akılda tutmamız gereken diğer seçenekler.
■ ABD, hem Çin’e karşı ticaret yollarını elinde tutmak hem de güvenliğine çok para harcadığı İsrail’i bölge ülkeleriyle ortak yapmak ve dolaylı güvenlik sağlamak istiyor.
■ Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman’a diz çöktürme operasyonu da işte bu noktada başlıyor. Selman, Abraham Anlaşması’na katılmak için Filistin’de iki devletli çözüm için inandırıcı bir yol haritası şartı koydu. Suudi Arabistan’ı petrol değil turizm ülkesiyapmayı amaçlayan Vizyon 2030 Projesi için ciddi anlamda bir kaynak harcıyor. ABD ve İsrail’in derdi, Selman’ın tüm parasını IMEC’eharcaması.
TÜRKİYE’NİN POZİSYONU...
■ Terörsüz Türkiye, İsrail ve İran’ın Kalkınma Yolu Projesi’ni engelleme çabalarına da ağır bir darbe oldu. Silahların patlamadığı bir ortam projeye uluslararası finans sağlanmasında da büyük fayda sağlayacak.
■ Buna karşın IMEC, şu an Suudi Arabistan vetosuna takılmış durumda. Katar da İsrail’in Doha’ya attığı füzeleri unutmuş değil, onlar da Kalkınma Yolu’nun destekçisi durumunda. İsrail kontrolünde sayılan BEA ve Hindistan başta olmak üzere ulaşım yolları konusunda ciddi birrekabet yaşanıyor.
■ Husilerin İsrail’in hiç hoşlanmadığı bilinen Prens Selman’ı yıpratma savaşının aracı haline gelmesi bugün için çok anlam taşımıyor olabilir ama gelecekte bu konuda çok şaşıracağımız şeyler öğrenebiliriz.
■ Türkiye’nin pozisyonu belli, eli diğer ülkelerden daha rahat. Burada tek rahatsız Suudi Arabistan değil aslında. Körfez’in tamamında ABD’ye duyulan güven sarsılmış ve herkes başının çaresine nasıl bakacağını düşünüyor. Bu bulanıklık, Ankara için riskler kadar fırsatlar da yaratıyor şu an.
■ Bu fırsatların kazanca dönüşmesi için birinci öncelik Prens Selman’ın görevini sürdürmesi ve Suudi Arabistan’ın ABD baskısına boyun eğmeden Abraham Anlaşması ile arasına koyduğu mesafeyi koruyabilmesi. İsrail medyasının tehditlerine bakacak olursak bu mesafe halen korunuyor...
Categories: Selman’a diz çöktürme operasyonu...
Sende Yorum yap