YZ olmazsa ne yaparız?
Fazla hızlı gelişen bir yapay zekalı çağın içindeyiz. YZ’nin kapladığı hacim ondan öncesini hatırlamayı zorlaştıracak kadar büyüdü. Bu yüzden soru “kullanalım mı” olmaktan çıktı ve “bize ne yapıyor”a dönüştü. Bu hafta, bu soruya yanıt arayan bir deneye göz atıyoruz.
Fazla hızlı gelişen bir yapay zekalı çağın içindeyiz. YZ’nin kapladığı hacim ondan öncesini hatırlamayı zorlaştıracak kadar büyüdü. Bu yüzden soru “kullanalım mı” olmaktan çıktı ve “bize ne yapıyor”a dönüştü. Bu hafta, bu soruya yanıt arayan bir deneye göz atıyoruz.
Carnegie Mellon, Oxford, UC Berkeley, MIT ve UCLA araştırmacıları tarafından toplam bin 222 kişi üzerinde deneyler yapıldı. Makalenin adı ise “Yapay Zekâ Desteği Azmi Azaltıyor ve Bağımsız Performansa Zarar Veriyor”.
Deney temelde şöyle çalışıyor: On beş kesir problemi var. Bir YZ asistanı on iki problem boyunca isterseniz ipucu veriyor, isterseniz cevabı doğrudan söylüyor. On üçüncüde YZ haber vermeden ortadan kayboluyor.
Temel soru şu: YZ yardımı bir anda elimizden giderse ne yaşarız?
Sonuç: YZ’den yardım alanlar kalan üç problemin yüzde 57'sini, hiç kullanmamış olanlar yüzde 73’ünü çözdü. YZ gidince soruyu atlayanların oranı da neredeyse ikiye katlandı. Aynı deney kesir problemi yerine paragraf soruları ile yapıldığında da benzer bir tablo ortaya çıktı.
Bu bulguyu “YZ beynimizi çürütüyor” diye manşet yapmak ise kolaycılık olur. Araştırma da insanların bir anda kesir konusunu unuttuğu sonucuna varmıyor. Burada aşınan beceri değil, zorlukların karşısında pes etmeme refleksi. Cevabı YZ’den almaya alışan bir zihin, kendi çözeceği problem için emek harcamayı israf gibi görmeye başlıyor. YZ çağında bilgiye ulaşma kabiliyetimiz yok olmuyor (en azından hemen) ama bilgiyi saklandığı yerden çıkarmak için gereken sabırda bir erozyon göze çarpıyor.
Deneyin bir başka çarpıcı noktası ise şu: Katılımcılara YZ asistanını nasıl kullandıkları soruldu. Buna göre yüzde 61’i doğrudan cevabı istedi, en büyük azim ve performans kaybı da o grupta yaşandı. Asistanı ipucu ya da açıklama için kullananlarda, hiç kullanmayanlara göre anlamlı bir gerileme görülmedi.
Yani dijital uçurum makineyi kullananla kullanmayan arasında değil; onu gerçekten yardımcı olarak kullananla işini ona yaptıran arasında. Şaşırtıcı mı? Değil. Çarpıcı mı? Çok.
Çalışmanın yazarlarından Brian Christian durumu şöyle özetliyor: “Bu sistemler gerçekten işimize yarayacak şekilde mi yardım ediyorlar? İronik biçimde, çoğu zaman pek de yardımcı olmayan şekillerde yardım ettiklerini gösterdik.”
Bence sorunun kaynağı şu: YZ’nin varsayılan davranışı hâlâ balığı ayıklayıp tabağa koymak, üstüne bir de "Başka bir şey ister misiniz?" diye sormak. Çünkü YZ’yi geliştirenler ticari kaygıları olan şirketler. Bu yüzden ölçülen metrik kullanıcı memnuniyeti, öğrenme seviyesi değil. Cevabı alan kullanıcı ekrandan mutlu ayrılıyor; bedel, asistanın olmadığı ilk zor anda ödeniyor.
Yolculukları pas geçip varış noktasına kestirmeden gitme kültürü YZ’den önce de yükselişteydi. Ama YZ ile altın çağını yaşamaya başladı.
YZ ile çalışma ilişkimizde kendimize şunları sormalıyız:
1- Bizim yolculuğumuzu zenginleştiriyor mu?
2- Zorluklara karşı gösterdiğimiz azmi güçlendiriyor mu?
3- Onsuz kaldığımızda kriptonit görmüş Clark Kent’e dönüşüyor muyuz?
YZ çağında tükenecek kaynak işlem gücü değil, takılınca devam etme azmi olabilir. Azim yolumuzu uzatır, yolculuk da bizi şekillendirir. Kavafis’in İthaka şiirinde dediği gibi, dile ki uzun sürsün yolun.
Sende Yorum yap