s

Mutfakta başladı, Aya bile çıktı! Eşinin yaralarına bulduğu çözüm dünyaya yayıldı

Derleyen: Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr - Bugün evimizde, çantamızda, hatta bazen cebimizde bile bulunan yara bandının hikâyesi, büyük bir laboratuvarda yapılan karmaşık deneylerle başlamadı. Onun ortaya çıkmasına neden olan şey, bir eşin mutfakta yaşadığı küçük kesik ve yanıklardı. 20. yüzyılın başlarında her evde yaşanan bu sorun, zamanla milyonlarca insanın kullanacağı bir buluşa dönüştü!


Hikâyenin başrolünde Earle Dickson adında bir Amerikalı bulunuyor. Dickson, o dönemde bir sağlık şirketinde pamuk satın alma görevlisi olarak çalışıyordu. Eşi Josephine ise yemek yaparken ve ev işleriyle uğraşırken sık sık ellerini kesiyor veya yakıyordu. O yıllarda küçük yaraları kapatmak için gazlı bez ve yapışkan cerrahi bant kullanılıyordu. Ancak bu iki malzemenin ayrı ayrı kesilmesi ve yaraya uygulanması oldukça zahmetliydi. Üstelik kişinin kendi yarasını tek başına sarması da kolay değildi.

Alıntı Metni

MUTFAKTAN SAVAŞ CEPHELERİNE ULAŞTI

Dickson’ın evde geliştirdiği bu basit fikir kısa süre içinde şirket yöneticilerinin de dikkatini çekti. Şirket, ürünü ticari olarak üretmeye karar verdi ve 1921 yılında yara bandı ilk kez mağazalarda satışa çıktı. Ancak ilk yara bantları bugün kullandığımız küçük ve hazır ürünlere hiç benzemiyordu. Uzun bir şerit hâlinde hazırlanıyor ve yaranın büyüklüğüne göre kesiliyordu. İlk başlarda bu yeni ürünün satışları pek parlak değildi. İnsanların alışkanlıklarını değiştirmek kolay değildi ve yara bandı henüz günlük hayatın vazgeçilmezlerinden biri hâline gelmemişti. Şirket, ürünün daha fazla kişi tarafından tanınması için ülke genelindeki izci birliklerine ücretsiz yara bantları dağıtmaya başladı. Bu yöntem işe yaradı ve yara bandının kullanım alanı giderek genişledi.

Ürünün daha kullanışlı hâle gelmesi ise fazla uzun sürmedi. 1924 yılında, uzun şeritlerden yara büyüklüğüne göre parça kesme döneminin yerini, makineyle üretilen ve doğrudan kullanılabilen küçük yara bantları aldı. Bu değişiklik, bugün bildiğimiz modern yara bandının temelini oluşturdu. Artık insanlar uzun bir bandajı kesmek zorunda kalmadan, paketten çıkardıkları küçük bir yara bandını doğrudan kullanabiliyordu. Dickson’ın icadı başlangıçta çok büyük bir ticari başarı gibi görünmüyordu. İlk yıl yalnızca yaklaşık 3 bin dolarlık (148 bin 103 türk lirası) satış yapılmıştı. Ancak zamanla ürünün kullanım alanı genişledi ve yara bandı şirketin en tanınan ürünlerinden biri hâline geldi. Dickson’ın katkısı da şirket tarafından karşılıksız bırakılmadı. 1929’da yönetim kuruluna seçildi, 1931’de başkan yardımcısı yardımcılığına getirildi ve başkan yardımcısı oldu.

Keşfettiği araba yakıtıyla dünyayı yok edecekti! 170 milyon insan etkilendi: IQ 3 puan düşüyor


İCADI UZAYA BİLE ÇIKTI

Yara bandının hikâyesi burada da bitmedi. 1926 yılında ürünün ünlü metal kutusu kullanılmaya başlandı. 1932’de ilk su geçirmez yara bandı geliştirildi. II. Dünya Savaşı sırasında milyonlarca yara bandı cephedeki askerlere gönderildi. Daha da ilginci, yara bandı 1969 yılında Apollo 11’in tıbbi malzemeleri arasında Ay’a kadar ulaştı. Böylece bir zamanlar yalnızca mutfakta yaşanan küçük kazalara çözüm olması düşünülen bir icat, insanlığın uzaydaki ilk büyük yolculuklarından birine bile eşlik etti. Bugün yara bandını son derece sıradan bir eşya olarak görüyoruz. Oysa arkasındaki hikâye bize önemli bir şeyi gösteriyor: 'Büyük icatlar her zaman büyük sorunlardan doğmaz'. Bazen bir insanın günlük hayatta karşılaştığı küçük bir problem, dikkatli bir gözlem ve yaratıcı bir çözüm sayesinde milyonlarca insanın hayatını değiştirebilir.

Alıntı Metni
19 yaşındaki oğlunu kaybeden yazar Cem Akaş, elektronik sigarayı suçladı: ‘Zehirli gaz’ 12 yaşa indi
Dünyayı uyutmayan güvenlik açığı

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.