Nur topu gibi yeni bir sınavımız daha oldu!
‘Sınavlardan kurtulalım derken sınav bataklığına batmaya devam ediyoruz…’
Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS) için gelen ilk tepkileri bu yönde.
Yapay Zeka destekli, açık uçlu OYSS görünen o ki çok enteresan gelişmelere sahne olacak.
OYSS ile bir anlamda eğitimin röntgeni çekilecek. Şapka düşecek kel görünecek.
Beklentiler bu yönde ama akla takılan ilk soru çok önemli: “Objektif ölçme değerlendirme çok önemli! Daha da önemlisi her okulda aynı eğitim veriliyor mu ki herkese aynı soru yönetiliyor? Zar, zor öğretmen bulup günü kurtarmaya çalışan okullar ‘en başarısız’ konuma düştüklerinde kabahatli onlar mı olacak?
Onlar için nasıl bir süreç işleyecek?”
İsterseniz gelin OYSS nasıl işleyecek ona bir göz atalım:
Ortaokul 5, 6 ve 7. sınıflar ile lise 9, 10 ve 11. sınıfları kapsayacak. Ancak 7 ve 11. sınıf İngilizce dersleri kapsam dışında tutulacak.
Sorular açık uçlu olacak. Öğretmenler, seçilen senaryodaki iki öğrenme çıktısına yönelik iki soruyu ve puanlama anahtarını hazırlayacak. Diğer sorular MEB’in soru havuzundan seçilecek.
Sorular kolay, orta ve zor seviyelerde olacak. Soru havuzu, sınavdan 4 gün önce öğretmenlerin kullanımına açılacak. İki sınav sorusunu öğretmenler belirleyecek, geriye kalan sorular MEB soru havuzundan gelecek.
Sistem kapsamında yapay zekâ destekli soru yazımı ve açık uçlu soruların puanlanmasına yönelik çalışmalar da yürütülecek.
Sınav planlamasından soru hazırlamaya, değerlendirmeden öğrenci ve sınıf analizlerine kadar süreç dijital ortamda yürütülecek.
En doğru hangisi?
Çoktan seçmeli mi, klasik mi yoksa açık uçlu sınav mı? Bu konuda herkesin tercihi çok farklı.
Öğretmenler, öğrenciler, veliler ve özellikle de MEB olaya çok farklı noktalardan bakıyor.
Pedagojinin en temel öğesi ölçme değerlendirme ama bir o kadar önemli olan ölçme değerlendirmenin güvenilirliği, objektifliği, standartlığı, verilen eğitimle yapılan sınavların ne kadar örtüştüğü ve diğer kazanımları! Peki bu noktada neyle karşılaşacağımızı biliyor muyuz?
MEB çoktan seçmeli testlerden kurtulmak için merkezi sınav sistemini deniyor. İlk uygulama yakında. Peki başarılı olur mu?..
Öğretmenlerimizden gelen ilk tepkiler sanki olaya çok da sıcak bakmadıları yönünde. MEB’in tavrı ise onlara kızmak değil sistemi artıları ve eksileri ile çok daha iyi anlamak olmalı!
Açık uçlu sorulara, eğitimci gözüyle bakıldığında çok cazip gelmiyor ama denenmeden, sonuçlarını görmeden bir şey söylemek için de henüz çok erken.
Dijitalleşmenin elbette sonsuz yararları var ama bir o kadar da yan etkileri söz konusu! Onların da özellikle göz önünde bulundurulması gerekiyor!
Merkezi ortak sınavlar da dijitalleşme gibi asla göz ardı edilmemesi gereken bir konu ama önce şu soruyu kendimize sormalıyız:
Ülkemizin dört bir yanında standart bir eğitim verebiliyor muyuz ki LGS, YKS ve benzeri sınavlarda yaptığımız hatayı şimdi genel değerlendirmede de yapıyoruz. Keşke önce en azından temel eğitimi standardize etmeyi başmanın gayreti içerisinde olsaydık…
Yeni uygulanacak sistemde en çok merak ettiğim konu hangi düzeydeki öğrencilerin kendilerini kaç kelime ile ifade ettikleri olacak?
Özellikle eğitimdeki dijitalleşmenin öğrencileri körelttiğine yönelik çok ciddi araştırmalar ve uzun yıllara dayanan gözlemler var. Pek çok ülkenin bu konuda frene basması ya da vites küçültmesi bu yüzden.
Her türlü yeniliğe açık olmak gerekir ama daha en baştan artılarını eksilerini çok iyi hesap etmek artık olmazsa olmazımız haline gelmeli.
Bu konuda yüzlerce soru soruluyor ama en can alıcı olan şu:
Eğitimdeki öncelikli sorunumuz sınavların nasıl yapılacağı mı yoksa dağ gibi biriken diğer sorunlara çözüm üretmek mi?..
Sınav Cumhuriyeti
Yeni sınav sistemini duyan hemen herkesin sorduğu soru şu: Sınavlarla kaybettiğimiz zaman ve kaybettiğimiz nesiller yetmedi mi?” Yeni sınav sisteminin eskisinden daha iyi olacağının bir garantisi var mı? Pilot uygulamaları yapıldı m?..”
Haksızlar mı?
Bekleyip görmek gerekir ama deneme yanılma yöntemiyle öğrenme yöntemi binlerce yıl öncesinde kaldı! Şimdi değilse ne zaman bu gidişata dur diyeceğiz, daha adil, güvenilir, seçici, doğru yönlendirici yeni arayışlar içerisine gireceğiz?..
Özetin özeti: Eğitimde günü değil geleceği kurtaracak projelere ihtiyacımız var. Hem de her zamankinden daha fazla…
Sende Yorum yap