s

Bel ağrısıyla hastaneye gitti, kanser tanısı aldı! Mezuniyetinde ne giyeceğini düşüyordu: Hayatı bir anda değişti

Betül Topaklı / Milliyet.com.tr -Ayşe Mine Mercan, 2003 yılında Alanya’da doğdu. Çocukluğunda çekingen, utangaç ve biraz içine kapanıktı. Herkesle kolayca kaynaşamaz, daha çok kendi halinde olmayı severdi. Anne ve babasından her zaman sevgi gördüğü, güzel bir aile ortamında büyüyen Mine; ilkokul, ortaokul ve lise eğitimini Alanya’daki devlet okullarında tamamladı. Üniversite eğitimi için Üsküdar Üniversitesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümünü tercih etti. Okulunun bitmesine yalnızca bir ay kaldığı, mezuniyet töreninde ne giyeceğini düşündüğü, geleceğe dair planlar yaptığı bir dönemde kendisini, hiç bilmediği ve hazırlıklı olmadığı bir sürecin içinde buldu. Mine, o günleri şöyle anlatıyor:

Alıntı Metni

‘DAHİLİYE SERVİSİNE YATIRILDIM’

Mine, akşam saat 18.00’de girdiği hastanede gece 02.00’ye kadar kaldı. Tomografi sonuçları çıktığında doktoru, başka bir doktorla görüşerek bulguları değerlendirdi. Kalbinin çevresinde ödem olabileceği belirtilerek acil kardiyoloji değerlendirmesinin istendiğini söyleyen Mine, “Ultrasonla kalbim incelendi. Raporda 3 santimetrelik bir bulgu yer alıyordu. Ancak bana bunun yaklaşık 1 santimetrelik bir sıvı birikimi olduğu, enfeksiyonlarda da görülebildiği ve o an için acil bir tehlike oluşturmadığı söylendi. Bir süre dinlendikten sonra benimle ilgilenen asistan doktor, dahiliye servisine yatırılmam gerektiğini söyledi. Bunu öğrendiğimde ilk büyük şokumu yaşadım ve korkmaya başladım. Hastaneye yatırılacağımı haber verdiğimde annem ve babam Alanya’dan yola çıktı. O ana kadar hiçbir doktor bana kanser ihtimalinden söz etmemişti. Bu nedenle yaşadıklarımın ne kadar ciddi olabileceğini hâlâ tam olarak kavrayamıyordum” dedi.

‘LENF BEZLERİMDE BÜYÜME TESPİT EDİLDİ’

Daha ayrıntılı tetkikler yapılması gerektiği için tedavisine İstanbul’da Başkent Hastanesi’nde devam ettiğini anlatan genç kız, “Bugün geriye dönüp baktığımda, oraya gitmenin ve o hastanedeki doktorlarla karşılaşmanın, yaşadığım süreçteki en büyük şanslarımdan biri olduğunu düşünüyorum. Dahiliye bölümünden hematoloji bölümüne yönlendirildim ve burada çok iyi bir doktorla karşılaştım. Çekilen tomografide göğüs bölgemdeki lenf bezlerinde büyüme olduğu ve timus bezimin yaklaşık 9 santimetreye ulaştığı görüldü. Bunun üzerine vücudumdaki diğer lenf bezleri de incelendi. Elle yapılan muayenede belirgin bir lenf bezi şişliği hissedilmedi ancak ultrason incelemesinde köprücük kemiğimin altındaki lenf bezlerinde de büyüme olduğu tespit edildi. Başkent Hastanesi’ne gittiğimizde artık daha ciddi ihtimaller üzerinde konuşmaya başlamıştık. İlk kez, gerçekten neyle karşı karşıya olabileceğimi ve bu sürecin nereye varabileceğini düşünüyordum” diye konuştu.

6 soruda Meta'nın 'korkunç yılı': Neden bu yıl, neden tarihin en büyük para cezası?

HODGKIN LENFOMA TANISI ALDI

Mine, hastaneye geri döndüğünde hem göğüs hastalıkları hem de göğüs cerrahisi bölümlerinde muayene oldu. Doktorlar, tanının netleştirilmesi için iğne biyopsisi yapılması gerektiğini söylediler. Biyopsi için en uygun bölgenin köprücük kemiğimin altındaki lenf bezleri olduğuna karar verildi. “Lenf bezimden altı-yedi parça örnek alındı ve işlem sonrasında aynı gün eve döndüm” diyen Mine, “Sanırım benim için en zor süreç, biyopsi sonucunu beklemekti. İçimde, kötü bir sonuçla karşılaşacağıma dair bir his vardı ve 22 Mayıs’ta Hodgkin lenfoma olduğumu öğrendim. Sanırım o gün, hayatım boyunca hiç unutamayacağım günlerden biri olarak kalacak. O süreçte çok yıprandım. Ama bugün geriye dönüp baktığımda, ‘İyi ki o dönemi yaşamışım’ diyorum. Çünkü kabullenmenin, üzülmenin ve acıyı sonuna kadar yaşamanın da iyileşme sürecinin bir parçası olduğunu öğrendim. Zamanla bütün bunları geride bırakmayı başardım” ifadelerini kullandı.

Alıntı Metni

ALTI KÜRDEN OLUŞAN BİR KEMOTERAPİ PLANI HAZIRLANDI

Mine’ye, altı ay sürecek, altı kürden oluşan bir kemoterapi planı hazırlandı. Her kürde iki ilaç uygulanacaktı. Olası yan etkiler nedeniyle genç kız, ilk kemoterapisini hastanede yatarak aldı. Kemoterapiden tam 15 gün sonra da saçları dökülmeye başladı. “Saçlarımı kaybettiğim için çok ağladım, çok üzüldüm” diyen Mine, o dönemde yaşadıklarını, “Ama bu süreç bana çok önemli bir şey öğretti: İnsan, asla baş edemeyeceğini düşündüğü şeylerin bile üstesinden gelebiliyormuş. Bunu o kadar derinden anladım ki… Bu farkındalık bana başlı başına bir güç verdi. Aslında bu süreç bana en büyük hediyesini verdi: Kendimi. Eskiden kendimle ilgili sorunlarım vardı. Özellikle kendimi sevme konusunda kendi içimde hep bir mücadele veriyordum. Saçlarımı kaybettiğimde aynaya bile bakamayacağımı düşünüyordum. Ama şimdi aynaya her baktığımda çok güçlü bir kız görüyorum. Üçüncü kürümden sonra PET/BT çektirdim ve çok güzel sonuçlar aldım. Vücudumun tedaviye iyi yanıt verdiğini ve kitlelerin küçüldüğünü öğrendim” diyerek anlattı.

‘TEDAVİMİN TAMAMLANMASINA YAKLAŞIK BİR BUÇUK AY KALDI’

Şu anda beşinci kürünü alan genç kız, “Her şey yolunda giderse tedavimin tamamlanmasına yaklaşık bir buçuk ay kaldı. Tedavi sürecinde beni en çok zorlayan şey, kolumda hissettiğim ağrıydı. Aldığım ilaçlardan biri damar yoluyla verilirken kolumda aşırı bir yanma ve ağrıya neden oluyordu. Bunların yanı sıra ağız ve dil yaraları da yaşadım. Yani her kemoterapi küründe farklı bir yan etkiyle karşılaştım. Şu anda beni en çok zorlayan şey ise halsizlik. Hiçbir şey yapmadan, yalnızca beş saniye ayakta durduğumda bile çok yoruluyorum. Artık kendime günde sadece bir yere gitme hakkı tanıyorum. Bunun ötesi beni zorluyor” diyerek bu süreçte yaptığı hatayı şu sözlerle dile getirdi: “Hareket etmem gereken zamanlarda hep yattım, kolay olana kaçtım. Bunun kaslarımı da olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Zamanla, kendimi iyi hissettiğim anlarda gücüm ölçüsünde hareket etmenin ne kadar önemli olduğunu anladım.”

Alıntı Metni

‘SAĞLIĞINIZIN KIYMETİNİ ONU KAYBETMEDEN ÖNCE BİLİN’

“Size verilen hayata ve vücudunuza sahip çıkın. Benim yaşadığım gibi, sonrasında pişmanlıklarla ve keşkelerle mücadele etmek zorunda kalmayın” diyen Mine, sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü insan bazen bir elinde keşkeleri, diğer elinde kaybettiği sağlığını bulduğunda tek bir şey istiyor: Geçmişe dönüp bazı şeyleri düzeltebilmek. Ama ne yazık ki geçmişe dönmek ve hiçbir şeyi değiştirmek mümkün değil. Bu yüzden kendinizi ihmal etmeyin. Sağlığınızın kıymetini onu kaybetmeden önce bilin. Aslında uzun zamandır tedavi sürecimde yaşadıklarımı, psikolojik olarak neler hissettiğimi ve karşılaştığım yan etkileri anlatacağım bir video çekmek istiyordum. Bu düşüncemi Betül Hanım sayesinde hayata geçirme fırsatı buldum. Bana bu imkânı sunduğu, hikâyemi paylaşmama vesile olduğu ve kendimi özgürce ifade edebileceğim böyle güzel bir alan açtığı için kendisine çok teşekkür ederim.”

Hakkı Bulut hastaneye kaldırıldı! Menajeri son sağlık durumunu açıkladı
İstanbul mesajları

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.