İsrail seçimindeki paradoks

İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçim, ulusal bir yarıştan çok daha fazlası. Seçim sadece 120 sandalyeli parlamentoyu değil bölgenin kaderini de etkileyecek. Bu seçimi yalnızca Başbakan Benyamin Netanyahu’nun geleceği diye okumak eksik; “o giderse bölge nefes alır” demekse saflık olur.
22 Ağustos’ta bu köşede, 7,3 milyon seçmenin oy kullanacağı seçimlerdeki temel tartışma konularını, sandık sonrası ortaya çıkabilecek karmaşık senaryoları yazmıştım. Bu yüzden detaya girmeyeceğim. Bu yazıda seçimin önümüze koyduğu üç temel soruya odaklanacağım: Netanyahu gider mi? Giderse yerine gelenler daha ılımlı olur mu? Hükümet kurulamazsa, kilitlenme onun siyasi ömrünü uzatır mı? Bu soruların cevaplarından önce en güçlü koalisyon senaryolarına kısaca değinmek gerekiyor.
Düğüm koalisyon masasında
İsrail’de hükümet kurmak için 61 sandalyeye ihtiyaç var. Anketlerin çoğunda bloklar bu sayıya ulaşamıyor. Netanyahu’nun Likud’una 18-21 sandalye öngören anketler var. Nethanyahu’nun en büyük rakibi, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot. Bazı anketlerde Netanyahu’nun yaklaşık 10 puan önünde görünüyor. Naftali Bennett ile Yair Lapid’in ‘Together’ ittifakı da Nethanyahu karşıtı cepheyi genişletti. Resimdeki diğer aktörler seküler milliyetçi Lieberman ve sosyal demokrat Yair Golan.
Dört ana muhalefet partisi bazı anketlerde, az farkla da olsa Netanyahu bloğunun önünde. Ancak Netanyahu karşıtlığı hükümet kurabilecekleri anlamına gelmiyor. Ayrılıklar oldukça derin. Küçük partiler de pazarlığı değiştirebilir. 28 Ekim tablosu bize nihai yanıtı vermeyecek; düğüm, koalisyon masasında çözülecek.
Seçimin kilidi: Arap partileri
Muhalefetin çoğunluğu sağlayabilmesi Arap partilerinin desteğiyle mümkün. Ancak dört parti de onlarla işbirliğini reddediyor. Nüfusunun yaklaşık yüzde 18-20’sini oluşturan Filistin kökenli Arapların parlamentoda ulaşabileceği sandalye sayısı 14 civarında: Ortak Liste’ye 8, Ra’am’a 6 sandalye öngörülüyor. Arap seçmenin katılımının artması bekleniyor, bu sandalye sayısını da yükseltebilir. Fakat kritik konu Yahudi partilerin Arapların dışarıdan desteğine razı olup olmayacağı.
Paradoks ne?
Diyelim ki muhalefet Arap partileriyle uzlaştı ve hükümet kuruldu. Umutlanmayın! Netanyahu’nun yenilgisi bölgesel barış ve ya demokratikleşme için otomatik bir yumuşama getirmeyecek. Seçimin paradoksu şu: Netanyahu kaybedebilir ama İsrail sağı kaybetmeyebilir. Aksine ülke daha şahin bir pozisyona sürüklenebilir. Çünkü Eisenkot, Bennett ve Lieberman güvenlik politikalarında Netanyahu’dan daha tavizsiz bir tutumu savunuyor. Kampanyada Başbakan’ı ‘Gazze, Lübnan ve İran cephelerindeki savaşları siyasi bekası için uzatmakla, askerî zaferi geciktirmekle’ suçladı. Örneğin olası bir Eisenkot-Bennett hükümeti Batı Şeria’daki güvenlik koridorlarını derinleştirebilir, Gazze’deki askerî denetimi sürdürebilir.
Yine de 19 Ekim’de The Times of Israel gazetesinin seçim analizinde işaret ettiği ‘üslûp’ nüansı önemli:
‘‘Dini Siyonizm ve Otzma Yehudit’in bulunmadığı bir hükümet, Batı Şeria’da ‘yerleşimci’ şiddetini dizginleyebilir ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’nin yeniden inşası planına odaklanabilir.”
Ya sonra?
Seçimden sonra Cumhurbaşkanı İzak Herzog hükümeti kurma görevini en yüksek oy oranına sahip adaya verecek. O kişinin 28, gerekirse 14 günlük de ek süresi olacak. Bu isim hükümeti kurmayı başaramazsa görev başka bir adaya geçecek; süreç yine tıkanırsa yeniden seçim gündeme gelecek. Yeni hükümet kurulana kadar da Netanyahu geçici başbakan olarak kalacak.
Herzog, 2019-2020’de 11 ayda üç seçime yol açan hükümet kurma krizin tekrarlanmasını istemiyor. Bu sebeple Netanyahu ile Eisenkot’un yer alabileceği birlik ve ya dönüşümlü hükümet seçeneklerinin değerlendirilmesini teşvik ediyor.
Bu seçenek gündeme gelir mi bilmiyoruz ama unutulmaması gereken şey şu: İsrail’de liderin değişmesi, politikaların yumuşayacağı anlamına gelmiyor. Çünkü İsrail’de hem siyaset hem de sosyoloji artık sağa kaymış durumda. Netanyahu gitse de onun güvenlik anlayışı ve milliyetçi siyaseti kalacak. Netanyahu’nun yenilgisi İsrail sağını zayıflatmak yerine, daha da güçlendirebilir. İsrail sağı, bir engel olarak gördüğü Nethanyahu’nun devre dışı kalması sonrasında daha da kenetlenebilir.
Categories: İsrail seçimindeki paradoks
Sende Yorum yap