s

Rotasyonun ölçüsü

Futbolda rotasyon kaç oyuncuyla olur, kaç oyuncudan sonra başka bir takımdan söz etmeye başlarız? Bunun matematiksel bir formülü yok. Ama sekiz oyuncuyu değiştirdiğinizde, savunma hattının tamamını yenilediğinizde, kavramın sınırlarını zorlamış olabilirsiniz.

Beşiktaş’ın hocası Vincenzo Italiano, Crystal Palace karşısında Trabzonspor maçının ilk 11’inden sekiz değişiklik yaptı. Gerekçesi anlaşılırdı: Yoğun fikstürde oyuncuları dinlendirmek. Ancak 2-2 biten maçta asıl soru, kaç oyuncunun dinlendirildiğinden çok, geride kalan takımın oyuna ne kadar tanıdık olduğuydu.

Rotasyon günümüz futbolunun vazgeçilmezlerinden biri. Sıkışık takvim, teknik direktörlerin önüne bazen sıradaki maça hazırlanmak için 72 saat bile bırakmıyor. Sakatlık riskini azaltmak, kadronun tamamını hazır tutmak ve sezonun son bölümüne fiziksel olarak güçlü girmek için değişiklik yapmak gerekiyor.

Peki ya takımın omurgası da değişiyorsa? Birlikte oynamaya alışmış savunmacılar, orta sahadaki bağlantılar ve hücumdaki ezberler aynı anda ortadan kalkıyorsa, dinlendirdiğiniz oyuncuların yerine yalnızca taze bacaklar mı koymuş oluyorsunuz?

Sezon başında İsmail Kartal’ın Fenerbahçe’si de Gençlerbirliği karşısında Lyon maçını düşünerek rotasyona gitmiş ve sahadan mağlubiyetle ayrılmıştı. Avrupa maçının önemi ortadaydı. Ancak bir sonraki karşılaşmayı düşünürken mevcut karşılaşmanın puanlarından vazgeçmek mi gerekiyor? Futbolun kötü tarafı bu: Geleceği planlamak, bugünün sonucunu garanti etmiyor.

Rafael Benitez, rotasyonun futbol tarihindeki en tartışmalı savunucularından biriydi. Öyle ki, Liverpool’da 2006 yılında art arda 99 maç boyunca aynı ilk 11’i sahaya sürmedi ve sayesinde rotasyon takıntısı olan hocaları anlatmak için futbol literatürüne “Benitez Sendromu” diye bir tabir eklendi. Ona göre oyuncuları sezonun son bölümüne fiziksel olarak taze taşımak, başarıya giden yolun önemli bir parçasıydı. Her ne kadar Valencia’da şampiyon olurken bu yöntemin faydasını görse de, Liverpool’da kötü sonuçlar eleştirileri de beraberinde getirdi. Yani rotasyon bazen güçlü bir kadronun avantajı olabilirken, bazen de ideal bir takım kuramamanın, bir maçtan vazgeçmeyi göze almanın üzerini örten kullanışlı bir kelimeye dönüşebilir. Ve teknik direktörün görevi yalnızca oyuncuları dinlendirmek değil, hangi maçta neyi riske attığını da bilmektir.

Karakter mi, kriter mi?

Milli takımın başına Sergen Yalçın’ın getirilmesiyle birlikte başka bir karar meselesini tartışıyoruz: Bir teknik direktör hangi ölçütlerle seçilir?

TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, imza töreninde Yalçın’ın “delikanlılığına ve futbol zekasına” güvendiğini söyledi. Ardından, “Biliyorsunuz ayağıyla basket atan bir adam” diyerek futbolculuk yeteneğini de öne çıkardı.

Sergen Yalçın’ın futbolculuğu tartışılmaz. Beşiktaş’la kazandığı şampiyonluk da teknik direktörlük kariyerinin önemli bir referansı. Dolayısıyla mesele seçimin kendisinden çok, bu seçimin hangi gerekçelerle anlatıldığı.

Almanya Futbol Federasyonu, Jürgen Klopp’u milli takımın başına getirirken onu ilk tercihleri olarak açıkladı. Karar, ilgili kurullarda oy birliğiyle kabul edildi. Klopp’un oyuncu geliştirme, baskı altında takım yönetme ve oyuncularını ortak bir hedef etrafında birleştirme becerileri de tercih gerekçeleri arasında sayıldı.

Bizde ise milli takımın geleceğini belirleyen bir kararın sunumunda delikanlılık ve ayakla basket atabilmek öne çıkıyor. Bunlar bir insanın kişiliğini ya da yeteneğini anlatabilir ama bir teknik direktörün yeterliliğini tek başına açıklamaz. Bunları ölçülebilir futbol hedefleriyle, teknik yeterlilikle ve uzun vadeli bir planla birlikte konuşmak gerekiyor. Ama bu hafta gördük ki, futbolda bazen sekiz oyuncuyu değiştirmek için fikstür, bir teknik direktör seçmek için de delikanlılık yetiyor.

Categories: Rotasyonun ölçüsü

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.