s

40 kere söylersen olur sözü gerçek mi? Beynin kurduğu tuzak: Ağzınızdan çıkana dikkat edin

Betül Yasemin Kökbek / Milliyet.com.tr - Günlük hayatımızda bazen düşünmeden söylediğimiz bir söz, içimizden geçirdiğimiz bir dilek ya da geleceğe dair yaptığımız bir tahmin, hiç beklemediğimiz bir anda karşımıza çıkabiliyor. Kimi zaman şaka yollu söylediğimiz bir cümle kimi zaman kırgın bir anımızda kendimizle ilgili yaptığımız eleştiriler kısa süre sonra gerçeğe dönüşürken, kimi zaman da günlerdir dile getirdiğimiz bir düşüncenin gerçekleştiğine tanıklık ediyoruz. Peki, ağzımızdan çıkan sözler ile yaşadıklarımız arasındaki bu zaman aralığı ne kadar kısa olabilir? Söylediklerimizin gerçekleşme hızını etkileyen bir durum söz konusu mu, yoksa yaşadığımız bu anlar yalnızca birer tesadüften mi ibaret? Gündelik yaşamda sıkça karşılaştığımız bu ilginç durumun izini sürüyor, sözlerimizin hayatımızdaki yerini ve söylediklerimizin ne kadar sürede gerçeğe dönüştüğünü araştırıyoruz. Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Vugar Jafar ve Uzm. Psikolog Begüm Demir iki farklı branşın bu konuya olan yaklaşımını Milliyet.com.tr'ye anlattı.

'KONUŞTUĞUMUZ DİL, GÖRDÜĞÜMÜZ DÜNYADIR'

Dil yalnızca düşüncelerimizi ifade etme aracımız değildir, düşünme biçimimizi ve dolayısıyla davranışlarımızı da etkileyebilir. Özellikle kendimizle konuşurken kullandığımız ifadeler, bir olayın nasıl anlamlandırılacağını belirler. Bir durumun zorluğu karşısında 'Bu benim için çok zor' dediğimizde zihnimiz daha çok tehdide ve yetersizliğe odaklanabilirken, 'Bu zor ama bununla başa çıkmak için ne yapabilirim?' dediğimizde dikkatimizi çözüm üretmeye yöneltmiş oluruz. Uzm. Psikolog Begüm Demir, "Dil tek başına davranışlarımızı sihirli biçimde değiştirmez. Ancak olayları nasıl değerlendirdiğimizi, hangi duygunun ortaya çıkacağını ve hangi davranış seçeneklerini görebildiğimizi etkileyebilir" açıklamasında bulundu. Öte yandan Uzm. Dr. Vugar Jafar, yüzyıllar boyunca dilin, zihinde halihazırda var olan düşünceleri dış dünyaya aktaran bir "hoparlör" olduğunu aktardı. Ancak bunun karşısında modern sinirbilimin ve bilişsel psikoloji çalışmalarının, bu köhne inancı kökünden sarstığının altını çizdi ve, "Bugün çok iyi biliyoruz ki beynimiz dili yalnızca anlamlandırmakla kalmaz; dil, beynin nöral ağlarını fizksel olarak yeniden yapılandırarak davranışlarımızı şekillendirir. Dilbilimci Benjamin Lee Whorf’un temellerini attığı "Dilsel Görelilik" teorisinden modern nöroplastisite çalışmalarına kadar tüm veriler tek bir gerçeğe işaret ediyor: Konuştuğumuz dil, gördüğümüz dünyadır" ifadelerini kullandı.

Kendi kendimize söylediğimiz sözlerin, beynimize verilmiş doğrudan emirler gibi olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Vugar Jafar kendisini sürekli acımasızca eleştiren, "Her şeyi berbat edeceğim" diyen bir insanın beyninin, bu tehdit algısına kortizol ve adrenalin salgılayarak yanıt verdiğinin bilgisini iletti. Bu durumun beraberinde yüksek kaygı, odaklanma güçlüğü ve kaçınılmaz başarısızlık olduğunu iletti. "Aksine, yapıcı ve şefkatli bir içsel dil kullanan bireylerde beyin, karşılaşılan zorlukları bir "tehdit" olarak değil, bir "problem çözme süreci" olarak algılar. Kelimelerimiz, biyokimyamızı ve dolayısıyla kararlarımızı belirler" dedi.

Alıntı Metni

'BİRBİRİNE ATEŞLENEN NÖRONLAR, BİRBİRİNE BAĞLANIR'

Bir ifadeyi sürekli tekrar etmenin zamanla davranışımız haline gelmesiyle ilgili Uzm. Dr. Vugar Jafar, sinirbilimin temel kuralına atıfta bulunarak şu cümlelerle açıkladı: "Birlikte ateşlenen nöronlar, birbirine bağlanır. Bir düşünceyi veya ifadeyi sürekli tekrarladığınızda, beyninizdeki o düşünceye ait elektrik patikası genişler ve zamanla otobana dönüşür. 'Ben sakarım', 'Şanssızım' ya da 'Bu işlerde iyiyim' gibi tekrarlanan cümleler, beynin dünyayı filtreleme mekanizması olan Retiküler Aktive Edici Sistem'i (RAS) programlar. Beyin, gün içinde sizin o inancınızı haklı çıkaracak kanıtları aramaya başlar. Sürekli "Çok şanssızım" diyen biri, karşısına çıkan fırsatları kör noktada bırakırken, aksilikleri hafızasında büyüterek bunu bir davranış ve yaşam kalıbına dönüştürür." Öte yandan Uzm. Psikolog Begüm Demir bir düşünceyi sürekli tekrar etmenin, kişinin dikkatini belirli bir bilgiye yöneltebileceğini ve olayları yorumlama biçimini zaman içinde güçlendirebileceğini söyledi. Sürekli olarak ‘insanlara güvenilmez’ diyen bir kişinin, ilişkilerinde güveni destekleyen davranışlardan çok tehdit oluşturan işaretleri fark etmeye başlanabileceğinin altını çizdi ve "Daha mesafeli davranabilir, karşı tarafın davranışlarını daha kuşkucu yorumlayabilir. Bu da ilişkilerinde tekrar eden bir örüntü oluşturabilir. Burada mesele yalnızca kelimelerin kendisi değil; kelime, düşünce, duygu ve davranış arasındaki döngüdür. Bir düşünce tekrarlandıkça daha tanıdık hale gelebilir; davranış da tekrarlandıkça alışkanlık haline gelebilir. Dolayısıyla bazı düşünceler zaman içerisinde kişinin kendisi, ilişkileri ve dünyasıyla kurduğu ilişkinin bir parçası haline gelebilir" açıklamalarında bulundu.

Her iki uzman da açıklamalarını sonlandırmadan önce düşünce gücüyle olumsuz bir fikrin enerjini kendi üzerimize çekmenin yanında olumlama yapmanın gücü hakkında da açıklamalarda bulundu. Uzm. Psikolog Begüm Demir, "Psikoterapide amacımız kişinin gerçek olmayan biçimde olumlu cümleler kurması değil; daha gerçekçi, esnek ve işlevsel bir dil geliştirmesidir. 'Ben başarısızım' yerine 'Bu konuda başarısız olduğum bir deneyim yaşadım. ''Bunu yapamam' yerine 'Şu anda bunu yapmakta zorlanıyorum; neye ihtiyacım olduğunu değerlendirebilirim.' Bunlar küçük gibi görünen değişikliklerdir ama kişinin yaşadığı olayı nasıl çerçevelediğini değiştirebilir" açıklamasında bulundu. Uzm. Dr. Vugar Jafar ise kullandığımız dili bilinçli olarak değiştirmenin mümkün olduğunu söyledi ve "Bu bir polyannacılık ya da içi boş bir kişisel gelişim mottosu değildir; bu biyolojik bir gerçektir. Kelimelerinizi değiştirdiğinizde, beyninizin dünyayı işleme biçimini manipüle edersiniz" dedi.

Dili bilinçli olarak değiştirmenin direksiyona geçmek olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Jafar, "Kelimeler okyanusundaki rotanızı değiştirdiğinizde, varacağınız liman da kaçınılmaz olarak değişecektir. Unutmayın; ağzınızdan çıkan kelimeler, kulaklarınız kanalıyla beyninize ekilen tohumlardır. Kendinize ve dünyaya hangi kelimelerle hitap ettiğinize dikkat edin; çünkü beyin dinliyor ve inandığı şeyi inşa ediyor" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.