s

Şehirlerin serveti çöpe gitmesin!

Vatandaş evinde kâğıdı, camı, plastiği ayırıyor. Sonra bunların toplama sırasında yeniden karıştığını görürse ne olur? Malzemeyle birlikte güvenini de kaybederiz.

Türkiye, 9-20 Kasım’da Antalya’da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na ev sahipliği yapacak. Belediyelerimizin orada anlatacağı her örneğin arkasında, günlük hayatta işleyen bir hizmet bulunmalı.

Sıfır atık, çöpün toplandığı anda başlamıyor. Önce atığın oluşmasını önlemek, tüketimi azaltmak, kullanılabilecek eşyayı yeniden değerlendirmek gerekiyor. Ardından kaynağında ayrıştırma, ayrı toplama ve geri kazanım geliyor. Yeniden kullanım ve geri dönüşüm, yeni ham madde ve enerji ihtiyacını azaltarak iklim mücadelesine katkı sağlıyor.

Belediyenin başarısını yalnızca topladığı atığın ağırlığıyla ölçemeyiz. Ne kadar atığı önlediğini, topladığının ne kadarının gerçekten geri kazanıldığını da bilmeliyiz.

Önce kendi kapımız

Kamuda sıfır atığı özellikle önemsiyorum. Çünkü kullanılan kaynaklarda hepimizin hakkı var. Broşürler, faaliyet kitapçıkları… Ne kadarı okunuyor? Depolarda açılmadan eskiyen kolilerde ne kadar kamu parası bekliyor?

Gereksiz baskıdan acilen vazgeçilmeli. Dijital kanallar etkin kullanılabilir. Basılı yayınların sayısı, gerçek ihtiyaca göre belirlenebilir.

Satın almada da ilk soru belli: Gerçekten ihtiyaç var mı? Depoda ne olduğu bilinmeden sipariş vermenin anlamı yok. Masa tamir edilebilir mi, bilgisayar başka bir birimde kullanılabilir mi?

Motor neden çalışıyor?

Bir kamu binasının önünde araç bekliyor. İçinde kimse yok, motor çalışıyor. Makam aracı, personel servisi, çöp kamyonu, iş makinesi… Görevin gerektirmediği yerde motor boşuna çalışmamalı. Gereksiz rölanti yakıt tüketiyor, havayı kirletiyor. O depo vatandaşın parasıyla doluyor.

Araçların bakımı, yakıt tüketimi ve kaç kilometre yol yaptığı takip edilmeli. Çöp toplarken mahallenin ihtiyacı ve konteynerlerin doluluk durumu da hesaba katılabilir.

Boşa akan musluğu kapatmak, gereksiz yanan ışığı söndürmek aynı kaynak koruma anlayışının parçası. Boş odanın kliması, açık pencerenin altındaki kalorifer, geciktirilen su kaçağı bütçeye yük oluyor.

Parklar hava şartlarına göre sulanabilir, uygun yerlerde yağmur suyu değerlendirilebilir. Peyzajda bitkinin su ve bakım ihtiyacı da düşünülmeli.

Dünyada nasıl oluyor?

İtalya’nın Milano kentinde atıklar evde ayrılıyor, binanın uygun kutu ve torbalarında biriktiriliyor. Ekipler, adrese ve atık türüne göre belirlenen günlerde geliyor. Toplama rehberinde kalan çöpler için şeffaf torba isteniyor; görevliler torbanın içeriğini görebiliyor.

Belçika’nın Brüksel bölgesinde yemek artıkları turuncu torbayla, belirlenen gün ve saatlerde çıkarılıyor. Temizlik kuruluşuna göre ayrıştırmamak genellikle 75 avro idari para cezasına yol açıyor. Ayrıştırılmamış torbada cam ambalaj da varsa tutar 100-125 avro civarına çıkabiliyor. İhlali yetkili görevliler tespit ediyor; dosya savcılığa iletiliyor. Yaptırım, olayın koşullarına göre belirleniyor.

Azaltanın kazancı

İsviçre’nin Zürih kentinde kalan evsel çöp, resmî ücretli torbaya konuluyor. Fiyata toplama ve işleme bedelinin bir bölümü dâhil. Daha az çöp çıkaran daha az torba kullanıyor. Bu hizmet ücreti; kaçak çöp bırakmak ise yaptırıma tabi.

Güney Kore’nin başkenti Seul’de, sistemin kurulu olduğu apartmanlarda yemek artığı tartılıyor. Vatandaş kartını okuyucuya yaklaştırıyor, kutu açılıyor; ücret atığın ağırlığına göre hesaplanıyor.

Japonya’nın Kamikatsu kasabasında atıklar 43 kategoride ayrıştırılıp merkeze götürülüyor. Taşıma imkânı olmayanlara destek sağlanıyor. Mutfak artıkları evde, toprağı iyileştiren komposta dönüştürülüyor. Kullanılabilir eşyalar, başkalarının ücretsiz alabileceği bölüme bırakılıyor.

Önce hizmet kurulsun

Bu örneklerden şehirlerimizin ihtiyacına uygun çözümler geliş tirebiliriz. Ulaşılabilir atık getirme noktaları, ayrı toplamaya uygun araçlar, eğitimli personel ve aksamayan toplama takvimi gerekiyor. Kullanılmış bitkisel yağ, pil, elektronik atık ve eski eşyanın nereye verileceği kolayca öğrenilebilmeli. Yaşlıların ve engellilerin ihtiyaçları da gözetilmeli.

Pazarlar, lokantalar, oteller ve iş yerleri bu düzenin dışında kalamaz. Okullar, muhtarlar ve site yönetimleri de sürece katılmalı. Ayrı toplanan malzemenin ilgili atık türünü işlemeye yetkili tesise ulaşıp ulaşmadığı da takip edilmeli.

Kamu mutfaklarında öncelik, yenilebilir gıdanın israfını önlemek. Ardından uygun organik atıklar komposta dönüştürülebilir; yaprak ve budama artıkları değerlendirilebilir.

Komşu belediyeler ortak tesis ve toplama çözümleri geliştirebilir. Yatırım kadar işletme maliyetini düşünmek önemli. Hizmetin sürekliliği sağlanmalı, kurallar tutarlı biçimde denetlenmeli.

Antalya’dan sonra da

Başkanlardan beklentim, sorumluluğu bütün birimlere yaymaları ve sonuçları açıklamaları: Ne kadar atık önlendi, ne kadarı geri kazanıldı, ne kadarı bertarafa gönderildi? Maliyet ne oldu? Su, elektrik ve yakıtta ne kazanıldı?

COP31, belediyelerimizin deneyimlerini paylaşması ve başka şehirlerden öğrenmesi için bir fırsat. Asıl ölçü, konferanstan sonra mahallede neyin değiştiği olacak.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.