CUMHURİYET SEVİNCİ
İstanbul gece yarısı top atışlarıyla sarsılır. Halk şaşkındır. Ne var ne oluyor diye yataktan fırlayanlar, olup biteni daha sonra öğrenir.
Cumhuriyet ilan edilmiştir.
Peki, neden gece yarısı derseniz... Çünkü Cumhuriyet ilanı çalışmaları 20:30’da tamamlanmış, kutlama emri İstanbul’a geç saatlerde ulaşmış, hazırlıklar gece yarısını bulmuş, toplar ancak patlamıştır.
Cumhuriyet, tek bir adamın projesidir. Kurtuluş Savaşı O’nun önderliğinde verilmiş, Meclis onun önderliğinde kurulmuş, ülkeyi çağa taşıyan devrimler onun önderliğinde gerçekleşmiş, devrimler onun önderliğinde yapılmış, Türkiye onun önderliğinde onurlu bir Cumhuriyet olarak dünya milletleri arasında yerini almıştır.
Halk Cumhuriyet’i benimsemiş, her türlü fedakârlığa katlanmış... Cumhuriyet milletin gayretli omuzları üzerinde yükselmiş... “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” şiarı ulusun kaderine silinmez mürekkeple yazılmıştır.
O krallar ve diktatörler çağında “Cumhuriyet” düşünülmesi hatta ağıza alınması yasaklı bir kavramdır. Halk iradesine dayalı rejim despotların korkulu rüyasıdır. Cumhuriyet böyle bir ortamda kurulur.
Padişah kulu olmayan bir halk... Emperyalizmin oyuncağı olmayan bir ülke... Kültür, bilim, hukuk, laiklik kolonları üzerinde yükselen bir devlet.
Cumhuriyet bu ilkeler üzerinde kurulmuştur.
Onu bütün ilkeleriyle yaşatmak, görevimizdir.
İNGİLİZ AŞKI
Alev Coşkun “Tarihi Unutmamak” adlı kitabında Alman tarihçi Joeschke’ninBelgeleri‘ne dayanarak gün yüzüne çıkardığı bir projeyi aktarır.
Sadrazam Damat Ferit tarafından İngiliz Yüksek Komiserliğine sunulan proje şöyle:
1. Doğrudan padişaha bağlı yerlerde ya da özerk bölgelerde ülkenin dışa karşı bağımsızlığı ve iç güvenliği “15 yıl boyunca” İngiltere tarafından sağlanacaktır. İngiltere bu amaçla gerekli gördüğü yerleri işgal edebilecektir.
2. Ermenistan’a Doğu Anadolu’da toprak verilecek, bağımsız ve özerk bir Ermeni Cumhuriyeti oluşturulacaktır.
3. Meclis seçimleri ve yerel seçimler İngiliz konsoloslarının gözetimi altında yapılacaktır.
4. Her ilde bir İngiliz konsolosu bulunacak ve bunlar 15 yıl süreyle valilerin danışmanlığını yapacaklardır.
5. Osmanlı bakanlarına birer müsteşar verilecektir. İngiltere, maliyeyi denetleme hakkına da sahip olacaktır...
✶ ✶ ✶
Atatürk başarısız kaldığı taktirde bu ülkenin nasıl şekilleneceğini bu belge pek güzel gösteriyor.
1923
Türkiye 1923 yılında Cumhuriyet adımlarına başlarken Avrupa ne haldeydi?
Olgun, gelişmiş demokrasi İngiltere’de vardı. Az çok demokrat olan ülkeler İsviçre, İsveç, Norveç, Finlandiya, Belçika, Hollanda ve Çekoslovakya idi… Fransa git - gel içindeydi.
Sovyetler Birliği’nde 1924’teStalin dönemi başlamıştı. Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini, İspanya’da Franco faşizmi vardı. Polonya’da askeri darbeyle Mareşal Pilsudski iktidar oldu.
Macaristan’ı diktatör Amiral Horthy yönetiyordu. Romanya’da Kral Carol, Yugoslavya’da Kral Aleksandr diktatördü. Yunanistan’da 1936’da darbe yapan General Metaksas diktatör oldu. Avusturya 1933’te diktatörlüktü.
Portekiz’de 1928’den beri diktatör Salazar koltuktaydı.
Türkiye o yıllarda demokrasi alanında Avrupa’nın çok ilerisindeydi.
Hükümeti denetleyen bir Meclis, kuvvetler ayrılığına dayalı bir Anayasamız vardı.
AĞAÇLAR
Kesilen ağaç haberlerinin eksik olmadığı şu dönemde akla anılar düşüyor.
Atatürk, Çankaya Köşkü’nden Meclis’e giderken yol üzerindeki bir iğde ağacının önünde otomobilini durdurup ağacı selamlamış. Yanındakiler bu davranışın nedenini sorduklarında demiş ki:
- O, yediğim meyvenin, sığındığım gölgenin, soluduğum havanın bir neferi. En az öbür neferler kadar bunun da selama hakkı var.
Yalova’da Köşk’ünduvarına doğru uzayan bir çınar ağacının dalını kesmeye kalktıklarında bahçıvanları durdurmuş. Ağacı kesmek yerine Köşk’ü altına raylar döşettirip binayı beş metre yana kaydırmış. Elimizde olayın fotoğrafları olmasa herhalde inanmazdık.
Diyarbakır’da çorak topraklara bakarken: “Bana öyle bir din bulun ki, ibadeti ağaç dikmek olsun” dediği söylenir.
Ankara’nın göbeğindeki bataklığı Orman Çiftliği’ne dönüştürmesi bir başka mucizedir.
SÖZ
“Milletimiz 1919 - 1938 arası neler kazandığının bilincinde olmadığı için sonradan neler kaybettiğinin de farkına varamıyor”
NEDEN
Cumhuriyet neden 29 Ekim’de ilan edildi?
Bu soruyu Fahrettin Altay, Atatürk’e sormuş, şu yanıtı almıştır:
- Mondros Mütarekesi 30 Ekim’dir. Cumhuriyet 29 Ekim. İşte bu bir milletin, mazlum bir milletin ahıdır. Sanırım ki o zamanki devletler bunu anlamışlardır...
Categories: CUMHURİYET SEVİNCİ
Sende Yorum yap