Eğitimde YZ fırtınası!
Dijital bağımlılık ve özellikle yapay zekâlı süreçler, binlerce yıllık yaşam kültürümüzü altüst etti. Eğitim sistemi de bundan fazlasıyla payını alıyor. Görünen o ki eğitimde de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak ve roller tümüyle değişecek.
MEB’in YZ destekli merkezi sınavı ilk adım gibi görünüyor. Alınacak sonuçlar çok şeyin habercisi olabilir.
Bu noktada da enteresan olan MEB’in YZ’nin ve mühendislerin fazlasıyla etkisi altında kalması. Pedagoji, öğretmen, öğrenci, okul, veli unutulmuş; eğitimin merkezine YZ oturtulmaya çalışılıyor.
YZ ile eğitim/öğretim bileşeninin öğretim ayağını hadi başardı diyelim, peki eğitim ne olacak? Duygusuz YZ ile nasıl bir duygusal etkileşim yaratılacak?..
Rol dağılımı henüz gerçekleşmedi. YZ odaklı sınavla gördük ki, öğretmen adım adım dışarıda bırakılmaya çalışılıyor. Dersini verdiği sınavda soracağı soru sayısı bile 2 ile sınırlandırılmış! Diğer soruları, soru havuzundan YZ çekecekmiş! Açık uçlu soruların cevabını da yine YZ değerlendirecekmiş. Peki bu süreçte öğretmene düşen görev ne olacakmış? Sınav sonuçlarını sisteme geçirmek yani hamallık olacakmış!
Görünen o ki öğretmen ve öğretmen odaklı eğitimden adım adım uzaklaşılacak. Öğretmen ve okul yeni sistemde öğreten değil, yönlendiren olacak. Peki bilgi olmadan fikir, vizyon, üretim nasıl olacak? Ona da muhtemelen YZ karar verecek!
Bu sistemin savunucularına göre öğrenciler artık bilgi hamalı olmaktan kurtulacaklarmış. Kulağa hoş geliyor. Peki hangi işte emek vermeden, konuyu enine boyuna araştırmadan, öğrenmeden, hazmetmeden; bilgiyi, bilimi ürüne dönüştürebiliyoruz ki öğrencilikte YZ’den derlenen bilgilerle inovasyonu, üretimi, pazarlamayı, hayal kurmayı, icat etmeyi hayata geçirelim?..
Hangi konuda olursa olsun değişim zor ve sancılı bir süreç. Eğer odağında insan ve hele ki öğrenciler varsa çok daha meşakkatli bir süreç.
Eğitimde köklü bir değişikliğe gidilirken umarız “Biz yaptık oldu” dayatmasıyla yapılan hatalardan ders alınarak topyekün değil, pilot uygulama ile işe başlanır!..
Beklentiler değişecek mi?
Klasik eğitim sistemindeki devletin, öğretmenlerin ve işverenlerin beklentileri ile YZ destekli yeni eğitim modelindeki beklentiler ne kadar örtüşecek?
Örneğin bugüne kadarki klasik sistemin beklentileri olan;
■ Konuya hakimiyet yani mesleki yeterlilik ve yetkinlik
■ Özgüven
■ Sorumluluk bilinci
■ Hızlı ve doğru karar alma
■ Sorun çözme becerisi
■ Kaynak yaratma ve yönetme donanımı
■ Takip ruhu
■ Soran, sorgulayan, araştıran
■ Liderlik
■ Risk alma ve kriz yönetimi
■ Paydaşlık
■ Yaratıcılık
■ Vicdan
■ Mazeret üreten değil sorun çözen
■ İnovasyon
■ Sosyallik
■ Geleceği görmek…
Gibi maddeler yeni modelde aynen korunacak mı yoksa başka öncelikler mi öne çıkacak?
Yine aynı şekilde sınav odaklı eğitimin dayatmaya dönüşen aşağıdaki beklentileri, her türlü özgürlükten yana olan YZ destekli eğitimde güncelliğini koruyacak mı?
■ İtaat
■ Disiplin
■ Çizilen çerçevenin dışına çıkmamak
■ Sınavlarda soru çıkan dersler önemli, diğerleri o kadar da önemli değil
■ Günde en az 500 test çözmek
■ Giriş sınavlarında ilk yüzde 5’lik dilime girmek
■ Kararı sen değil büyükler verir mantığı
■ Eski köye yeni adet getirme
■ Senden istenilenlerin dışına çıkma
■ Önemli olan donanım değil diploma
■ Bireysellik, herkes senin rakibindir mantığı
■ Her şeye kolay erişebilirlik, hormonlu notlar, kolay sınıf geçme, üniversiteye kolay giriş, bol diploma ve hayattan kopuk daha neler aynen devam edecek mi yoksa son mu bulacak?..
Ve en önemli soru:
Sistemin adı, içeriği, beklentileri ne olursa olsun öğrenci odaklı mı olacak yoksa algoritmik mi olacak? Yeni eğitim sistemimiz yaşamla ve çok daha önemlisi gençlerimizin, ailelerimizin, ülkemizin ve özellikle de öğrencilerimizin beklentileriyle ne kadar örtüşecek? Çocuklarımızın ilgi, yetenek, beklenti, beceri ve hayallerinin ne kadarını keşfedecek, nasıl geliştirecek ve en önemlisi de heyecanlarını, enerjilerini, hayallerini ürüne dönüştürmede nasıl bir yol izlenecek? Bu konuda bir simülasyon yapıldı mı?..
Dünden bugüne her değişim sonrasında yaşananlar ortada! MEB adeta bir proje mezarlığına dönüştü. Her bakan değişiminde “Cumhuriyet tarihinin en büyük projesi” diye lanse edilenler bile artık hatırlanmıyor. İşte bu yüzden dikkatli, hem de çok dikkatli olmalıyız.
Özetin özeti: Değişim yorgunu olduğumuz için ne olur işe “değişim” diye başlamayın, daha en başından kaybedersiniz!
Categories: Eğitimde YZ fırtınası!
Sende Yorum yap