Neden tetikçi oluyorlar?
“Manisa tetik var mı?”
“Var. İş ne?”
“Dükkân yakılacak.”
Bu üç satır, Daltonlar çetesine ait olduğu öne sürülen ve geçtiğimiz günlerde basına yansıyan WhatsApp yazışmalarından bir kesit.
“Tetik” diye eleman aranıyor. Sorulan “iş”in karşılığı bir dükkânı yakmak.
Beni ürküten, bu kadar ağır bir suçun böylesine sıradan konuşulması. Sanki bir tamirat için usta aranıyor.
Oysa hedef alınan dükkânın sahibi, çalışanları, komşuları var. Birkaç mesajın içinde hepsi görünmez oluyor.
Emniyetin son operasyonu, yeni nesil çetelerin zaten bilinen yöntemini bir kez daha gözler önüne serdi: Sosyal medyadan eleman bulmak, mesajlaşma gruplarında görev dağıtmak, talimatları uzaktan vermek.
Üstelik bu düzenin içine çocuklar da çekiliyor.
Çeteler de çağın çalışma hayatına uyum sağlamış! Uzaktan yönetim, parça başı iş, esnek eleman temini...
Tabii bir farkla: Burada iş güvenliği bir yana, işin kendisi başkalarının güvenliğini ortadan kaldırıyor.
Mahallenin sınırları değişti
Bunu Türkiye’ye özgü bir bozulma sanmayalım.
İngiltere’de çocukların saldırılarda kullanıldığına ilişkin şüpheler, İsveç’te internet üzerinden çocuklara ulaşan suç örgütleri, Fransa’da sosyal medyadan gençleri kaçırma ve şiddet eylemleri için toplayan suç ağları...
Aynı dönüşümün farklı yüzleri.
Eskiden çeteler elemanlarını daha çok yakın çevrelerinden bulurdu. Bugün bu sınırları aşmak için bir telefon ekranı yetiyor.
Örgütün yöneticisi başka ülkede, hedef başka şehirde, talimatı alan çocuk ise ailesinin yanı başında.
Dijital dünya suçu icat etmedi. Ama suç örgütlerinin erişimini genişletti, mesafeleri kısalttı. Talimatı verenle uygulayan arasındaki bağlantının izini sürmeyi zorlaştırdı.
Tepedekiler para kazanırken en ağır riski aşağıdakiler üstleniyor: Yakalanmak, yaralanmak ve hatta ölmek.
Peki bu çeteler çocukları nasıl kendilerine çekiyor?
Paradan daha fazlası
İlk cevap kolay: Para vaat ederek.
Ama bununla yetinirsek can alıcı noktayı kaçırırız. Yoksulluk tek başına yeterli bir açıklama değil. Aynı ekonomik koşullarda büyüyen çocukların çoğu neden suçtan uzak duruyor?
Suç örgütleri, paranın yanında başka şeyler de vaat ediyor: Bir grubun parçası olmak, sözünün dinlenmesi, tanınmak ve kendini güçlü hissetmek.
“Birileri beni önemsiyor” duygusu, bazı çocuklar için aldıkları paradan daha değerli. Elbette herkes isteyerek katılmıyor. Kandırılanlar, tehdit edilenler, çıkmak isteyip çıkamayanlar da var.
Burada tehlikeli bir yer değiştirme yaşanıyor.
Bazı gençler, başkalarını korkutmayı başarı sayıyor. Emekle, zamanla kazanılacak itibarın yerini bir anda gösterilen güç alıyor. Hele sosyal medyada herkesin hayatı olduğundan daha parlak görünürken...
Yıllarca çocuklara “Oku, çalış, bir meslek edin, toplumda kendine yer aç” dedik.
Yanlış da demedik.
Ama bugün diploma iş garantisi vermiyor. Çalışmak da her zaman geçinmeye, değer görmeye yetmiyor.
Eğitim ve emek yoluyla saygınlık kazanma umudu zayıfladığında, kısa yoldan güç vaat edenler daha kolay karşılık buluyor.
Biz gençlere “Geleceğin için çalış” diyoruz.
Çetelerin sunduğu cazibe ise başka: “Bugün önemli biri ol.”
Ne var ki bu vaat baştan sahte.
Örgütün tepesindekiler için çocuk, korunacak bir üye değil, kolayca gözden çıkarılacak biri. Kendisine güç verildiğini düşünürken başkalarının gücünü korumak için kullanılıyor.
Suç işleyenlerin sorumluluğunu elbette yok saymayalım. Ama bu bataklığın kurutulmasını engelleyen yetişkinlerin ve bu işten kazanç sağlayanların sorumluluğunu da unutmayalım.
Polis operasyonları gerekli, ancak çeteleri dağıtmak, onların beslendiği toplumsal boşluğu kendiliğinden kapatmıyor.
Çeteler çocuklara kendilerini önemli hissettirecek bir dünya vaat ediyor.
Peki bizim kurduğumuz dünyada bu çocukların yeri neresi?
Categories: Neden tetikçi oluyorlar?
Sende Yorum yap