Çay sevenlere müjde

Kimi açık sever, kimi demli, kimi ince belli bardaktan vazgeçmez kimi de büyük bir kupayla keyfini çıkarır. Bizim kültürümüzde çayın yeri gerçekten başka. Peki günlük hayatın bu kadar içinde olan çayın kalp ve damar sağlığıyla da ilişkili olabileceğini söylesem… Çok yeni bir araştırma çay severleri sevindirecek sonuçlar ortaya koyuyor. Araştırma yalnızca çay içmenin olası faydalarını değil, çayın türünün, demleme yoğunluğunun ve hatta içildiği sıcaklığın da önemli olabileceğini gösteriyor.
Yaklaşık yarım milyon kişi değerlendirildi
Ekim ayında Journal of Internal Medicine dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırmada, Çin’de yaşayan 485 bin 934 yetişkinin çay tüketim alışkanlıkları ve damar sağlığı incelenmiş. Katılımcılar ortalama yaklaşık dokuz yıl boyunca takip ediliyor. Bu süreçte kalp ve beyin damar hastalıkları başta olmak üzere toplam 14 bin 863 yeni damar hastalığı vakası kaydedilmiş.
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise düzenli çay tüketen bireylerde, çay tüketmeyenlere kıyasla damar hastalıkları riskinin yaklaşık yüzde 11 daha düşük bulunması. Ancak burada önemli bir ayrıntının altını çizmek istiyorum. Tüketilen çayın miktarı kadar fincan büyüklüğü, kafein içeriği ve bireysel sağlık koşulları da önemli. Dolayısıyla bu bulguları bir tüketim önerisinden ziyade, çayın potansiyel sağlık etkilerine ilişkin yeni bir bilimsel veri olarak değerlendirmek daha doğru.
Siyah çay mı, yeşil çay mı?
Çay denildiğinde son yıllarda özellikle yeşil çayın antioksidan özelliklerinden sıkça söz ediyoruz. Ancak bu araştırmanın öne çıkan sonuçlarından biri ise siyah çayın damar hastalıkları riskindeki azalmayla yeşil çaya kıyasla daha tutarlı bir ilişki göstermesi. Bu haber, özellikle bizim gibi siyah çay tüketiminin oldukça yaygın olduğu toplumlar için dikkat çekici.
Aslında siyah ve yeşil çay aynı bitkiden, Camellia sinensis bitkisinden elde ediliyor. Aralarındaki temel fark ise üretim aşamasında uygulanan işlemler.
Yeşil çayda oksidasyon büyük ölçüde sınırlandırılırken, siyah çayda oksidasyon süreci daha ileri düzeyde gerçekleşiyor. Bu süreç, çayın rengini, aromasını ve içerdiği bazı biyoaktif bileşenleri değiştiriyor. Her iki çay türü de polifenol adı verilen antioksidan bileşikler içeriyor.
Siyah çayda bulunan teaflavinler ve tearubiginler, yeşil çayda öne çıkan kateşinler bu bileşiklere örnek olarak gösterilebilir. Ancak bu sonuçlar elbette siyah çayın kesin olarak yeşil çaydan daha sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor.
Ne kadar demli olmalı?
Bizde çay sohbetlerinin vazgeçilmez sorularından biridir. Açık mı olsun, demli mi? Çayın demleme yoğunluğu incelendiğinde, orta yoğunlukta çay tüketen bireylerde damar hastalıkları riskinin daha düşük olduğu görülmüş. Çayın içerdiği biyoaktif bileşenlerin miktarı demleme süresi, kullanılan çay miktarı ve suyun sıcaklığı gibi faktörlere göre değişebiliyor. Bununla birlikte uzun süre demlenen çayda kafein ve bazı diğer bileşenlerin de daha fazla açığa çıkabileceğini unutmamak gerekiyor.
Çok sıcak içmeyin
Araştırmanın belki de en şaşırtıcı sonucu çayın sıcaklığıyla ilgili. Düzenli çay tüketimi genel olarak daha düşük damar hastalığı riskiyle ilişkili bulunurken, yakacak kadar sıcak çay tüketen bireylerde riskin daha yüksek olduğu görülmüş. Hatta araştırmada bu gruptaki damar hastalığı riskinin yaklaşık yüzde 16 daha yüksek olduğu bildirilmiş.
Kalp sağlığının sırrıyalnızca çayda değil
Sonuçlara göre düzenli çay tüketen, sigara içmeyen ve fiziksel aktivite düzeyi yüksek olan bireylerde damar hastalıkları riski en düşük seviyede. Düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, yeterli uyku, sigaradan uzak durmak ve stres yönetimi gibi alışkanlıkların bütünü kalp ve damar sağlığı üzerinde etkili.
Peki içerkennelere dikkat edelim?
Öncelikle çayı şekersiz tüketmeye özen gösterin. Bir diğer önemli konu, çayın yemeklerle birlikte tüketimi. Özellikle demir eksikliği açısından risk taşıyan bireylerde, çaydaki polifenollerin bitkisel kaynaklı demirin emilimini azaltabileceğini unutmamak gerekiyor. Ek olarak kafeine duyarlı kişilerde günün geç saatlerinde fazla miktarda çay tüketmek uyku kalitesini olumsuz etkileyebilir. Hamilelikte ve bazı sağlık durumlarında toplam kafein alımının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Sende Yorum yap