“Dinlediğiniz şarkı YZ ile üretilmiştir
Bir süre önce dijital müzik platformlarından Deezer yapay zekâ ile üretilmiş şarkıları etiketleme uygulaması getirdi. Yani şarkı YZ ile üretilmişse ya da üretim aşamasında YZ kullanılmışsa bu durum belirtilmeli. Deezer her gün 50 bin yapay zekâ üretimi içeriğin platforma yüklendiğini, bunları filtrelediklerini ve kaldırdıklarını açıklamış ancak başa çıkamayınca geçen temmuzda bir yandan da bu uygulamayı hayata geçirmişti.
Deezer yalnız kalmadı. Kısa süre sonra SoundCloud benzer bir etiketleme uygulamasına başladı. Şimdi de büyük oyunculardan Apple, YZ konusunda şeffaflık etiketi uygulaması getirdi. Buna göre yükleme aşamasında şarkının YZ üretimi olup olmadığı ya da YZ kullanılıp kullanılmadığı konusunda etiketleme mecburi olacak. Bu uygulamaların temel nedeni, kullanıcılardan gelen tepki. Tepki olmasa doğrusu pek kimsenin umurunda olmayacak ya da bir tür iç mesele olarak kalacak bir konu dinleyici hassasiyetiyle bakın nerelere geldi. Şimdi YZ ile YZ olmayan insan üretimi şarkılar arasında net bir ayırım mecburiyeti var. Spotify konuyla ilgili çalıştıklarını açıklamıştı ancak şeffaf bir bilgilendirme yok. “Biz hallediyoruz merak etmeyin” düzeyinde bir yaklaşımları var. YouTube’un YZ ile vokal taklidi gibi uygulamalara karşı bir sistem geliştirdiği biliniyor. Ancak bu müzik YZ ile üretilmiştir etiketini henüz göremeyeceğiz.
Bu şeffaflık neden önemli? Şunun için önemli. Dileyen dilediği müziği üretsin ve dinlesin ama kimse kimseyi kandırmasın. Ben dinlediğim müziği kimin yazdığını, nasıl yazdığını, onu hangi yaşanmışlıklarla ürettiğini bilmek isterim. Arkasındaki hikâyeyi merak ederim. YZ ile üretilmiş de olsa arkasındaki insanı bilmek, anlamak isterim. İçinde insan olmayan müziğin anlamı yok çünkü.

Müziğimiz dünyaya nasıl açıldı?
Bu soru ne çok sorulurdu 2000’lerin başında. Nasıl olacak? Sanatçılarımız dünyaya sesini nasıl duyuracak? Gruplar, şarkıcılar, DJ’ler dünya çapında anlamlı olabilecek işler yapabilecekler mi? Bu soruları ve benzerlerini sorup durduk ama yanıtını pek alamadık. “Edirne’den öteye geçemeyen” diye bir laf vardı.
Peki 2026 itibarıyla durum ne? Kalben’in yeni albümünün çıkıl haberi ve onu izleyecek turnenin durakları geçenlerde bir mail ile önüme düştü. Kalben’in yeni albümü “Kayıp Aşklar Ülkesi”, 26 Mart’ta yayınlanacak ve hemen ardından bir turne gerçekleşecek. Tarihlere yerlere bakıyorum. Türkiye kadar neredeyse Türkiye dışında konser veriyor Kalben. Manchester, Londra, Dublin, Zürih, Varşova, Berlin, Hannover, Dortmund, Köln, Rotterdam Amsterdam.
Sadece Kalben değil, bütün benzeri sanatçıların turnelerinde Avrupa’da en az 10-12 konser veriliyor. Ben Londra’da yaşıyorum ve neredeyse her hafta bir Türk grubun konseri var. Duman, Mor ve Ötesi, Ogün Sanlısoy, Pentagram, Can Güngör, Mabel Matiz, Gripin, Teoman hemen herkesi izleme imkânım var. Hiçbiri de 50 kişilik konserler değil, binlerce bilet satılıyor salonlar arenalar doluyor.
Peki nasıl oldu bu? Türkiye nasıl Avrupa’ya açıldı. Yanıt veriyorum: Çünkü Türkler Avrupa’ya açıldı. Belli başlı şehirlerde yaşayan Türk sayısı anlamlı bir oranda yükseldi. Her sanatçının konserine binler katılıyor. Tarkan’ın Londra O2 konserinde on binler dev arenayı doldurdu. Müziğimiz dünyaya işte böyle açıldı. Önce seyirci açıldı dünyaya, ardından gruplar geldi. 2000’lerin başında kimsenin aklına gelmeyecek bir “açılma” hikayesi bu.
Categories: “Dinlediğiniz şarkı YZ ile üretilmiştir
Sende Yorum yap