s

Eğitim angarya mı yoksa kazanç mı?

Eğitim için harcanan zamanı ve okulda geçen süreyi boşa zaman kaybı olarak görenlerin sayısı her geçen gün artıyor.

Eskiden okumaya niyeti olmayan öğrenciler olaya bu gözle bakıyordu; şimdi eğitimin önemine canı gönülden inananlar da bu kervana katılmaya başladı. Neden mi?

Aldıkları eğitim ve diplomanın hiçbir önemi kalmadı çünkü harcadıkları zamanın, emeğin ve paranın karşılığını alamıyorlar.

En önemlisi de yitip giden hayalleri!.. “Peki nerede hata yapıyoruz?” diye bininci kez sorup, bininci kez cevap aramaya kalkmayacağız ama eğitimde işlerin yolunda gitmediği de kesin…

Sınav odaklı eğitim!

Lise ve dengi okullarda yüzlerce ders okutulmasına karşın YKS’de sadece 10 dersten soru soruluyor. Bu ne kadar adil, ne kadar pedagojik, ne kadar doğru sonuçlar veriyor?

Tamam Türkçe, Matematik başta olmak üzere sınavda soru sorulan dersler önemli de diğerleri önemsiz mi?

Örneğin Yabancı Dil, Tarih, Coğrafya, Felsefe, Sosyoloji, Sanat Tarihi, Fizik, Kimya, Biyoloji, Resim, Müzik, Beden Eğitimi, seçmeli dersler, mesleki dersler, ödevler, yetkinlikler, stajlar, hayaller ve daha pek çok ayrıntı eğitim, öğretim hayatının önemsiz detayları mı ki liselere ve üniversiteye girişte yeterince dikkate alınmıyor!

Yabancı dil bölümüne girmek için bile Türkçe ve Matematik belirleyici oluyorsa, “yabancı dil olmadan asla olmaz” denilenler için de dil puanı, başta mühendislik olmak üzere pek çok fakülteye girişte neden önemli bir ağırlığa sahip değil?

Hukuk fakültesine girmek için Türkçe ve Matematik önemli de sözel dersler önemsiz mi? Hiç Tarih, Coğrafya, Felsefe, Sosyoloji, Mantık sorusu çözmeden sadece Türkçe ve Matematik derslerindeki üstünlüğü ile hukuk fakültesine girenlerin, diğerlerine göre daha iyi hâkim, savcı, avukat olduğuna ilişkin bir araştırma var mı?

Sınavların içeriğine, puanlama yöntemine, ayrıştırıcılığına, yönlendiriciliğine, güvenirliğine ve ne kadar insani, vicdani olduğuna yönelik yüzlerce soru daha sıralanabilir. Çünkü her adayın ilgisi, yeteneği, yetkinliği, hayalleri ve önceliği çok farklı!

Peki MEB ve ÖSYM adayların akademik performansları dışında diğer yetkinliklerini ne kadar ölçüyor, ne kadar doğru yönlendiriyor? Ve en önemlisi de seçme ve yerleştirme işlemi ne kadar adil?

Birkaç durum tespiti yapıldığında gidişatın ne kadar tartışmaya açık olduğu en çarpıcı şekilde görülecektir. İşte o tespitlerden bazıları:

■ Türk eğitim sisteminde ve sınavlarda en ağırlıklı iki ders Türkçe ve Matematik ama…

■ PISA’ya göre okuduğumuzu anlama konusunda ciddi sıkıntılarımız var.

■ TYT ve AYT Matematik testlerinde Türkiye ortalaması ise 40 soruda 6. Neden?

■ Soruların tümünü yapanlar bile LGS’de ilk tercihine girememe tedirginliği yaşıyor.

■ LGS’de yüzlerce şampiyon çıkarken, YKS’de sadece bir, iki birinci ancak çıkıyor! Neden?

■ YKS’yi kazanan yüz binlerce aday neden her yıl yeniden sınava giriyor?

■ Farklı fakülte ya da yüksekokullara kayıt yaptıran öğrencilerden yarıdan fazlası o bölümden neden mezun olmuyor ya da olamıyor?

■ En önemlisi de mezunların dörtte üçü neden öğrenim gördükleri alanın dışında çalışıyor ya da iş bulamıyor?

Sorun ve çözüm?

Sorun öğrencilerimizde mi, öğretmenlerimizde mi, velilerde mi, sistemde mi, MEB, YÖK, ÖSYM gibi ilgili kurumlarda mı yoksa devlet ve millet olarak eğitimi yeterince ciddiye almamamızda mı?

“Hepsi“ diyen çok çıkacaktır ama ilk sırada eminiz ki öğrenciler olmayacaktır.

Fazlasıyla fedakârlık yapıyorlar ve karşılığı, kesinlikle bu yaşadıkları olmamalıdır!..

Karalar bağlayıp hayata küsmeyeceğimize göre peki çözüm ne olabilir?

Çok net kararlar almamız ve fabrika ayarları çerçevesinde eğitim sistemimizi çağın koşullarına göre A’dan Z’ye sil baştan yeniden düzenlememiz gerekiyor.

Peki bunlar neler olabilir? İşte birkaç satır başı:

■ Sınav ve depolama odaklı eğitimden vazgeçmek!

■ İnsan gücü planlaması ve istihdam odaklı eğitime önem vermek!

■ Tek tip eğitim yerine ilgi, yetenek, beceri ve hayaller doğrultusunda bireyselgelişimi esas almak.

■ Günü kurtarmanın ötesine geçip radikal kararlar almak.

Özetin özeti: 2026 üniversite başvuruları bitmek üzere, üniversiteden kaçış bu yıl da devam ederse değişim kaçınılmaz hâle gelecektir! Peki buna hazır mıyız?

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.