Kahvaltı masasından girişimciliğe! ‘Öğrenci evinde küçük bir laboratuvar kurarak başladık’

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - Duygu Yılmaz, yaklaşık 9 yıldır kurucu ortağı olduğu şirketinde CEO olarak görev yapıyor. Gıda mühendisi ve aynı zamanda da öğretim görevlisi olan Duygu, eğitime büyük önem veren bir ailede, İstanbul’da büyüdü. Uzun yıllardır doğru atığın yüksek verimle dönüştürülmesi üzerine geliştirdikleri girişimleriyle, ülkemizin sürdürülebilirlik çalışmalarını uluslararası platformlarda temsil ediyor. Türkiye'yi G20 Zirvesi’nde ve Birleşmiş Milletler’de sürdürülebilirlik alanında, döngüsel ekonomi projeleriyle temsil edip birincilik ödüllerine layık görüldü. Bilimsel çalışmaları sayesinde dünyanın en başarılı 10 genci arasında gösterilen Duygu'nun uluslararası çapta çok sayıda ödülü bulunuyor.

‘ZEYTİN ÇEKİRDEĞİ YUTMAK İYİ DEĞİLDİ ANCAK İÇİNDEKİ ANTİOKSİDAN DİKKATİMİ ÇEKTİ’
Duygu’nun, henüz okul çağından önce, tamir etmeye, onarmaya ve bilime büyük bir ilgisi vardı. Ailesi bu yönünü erken yaşta fark etti. Küçükken doktor olmak istiyordu ancak lise yıllarında mühendis olmaya karar verdi. Özellikle kimya alanına büyük bir merakının olduğunu dile getiren Duygu, “Gıda mühendisliği, gıdaların kimyası üzerine yoğunlaşan ve eğitim sürecinde kozmetikten ambalaja kadar birçok üretim alanında fikir sahibi olmanızı sağlayan çok disiplinli bir bölüm. Şu anda mühendisliğimin yanı sıra bitkisel kozmetik ve tıbbi aromatik bitkiler alanında da uzmanım. Üniversite yıllarında ilk kozmetik ürünlerimi evde üretmeye başladım. Farklı malzemelerin kimyasal içeriklerini araştırdıkça mesleğime olan sevgim daha da arttı. Bugün ise malzeme geliştirme, Ar-Ge, yeşil teknolojiler, ileri malzemeler ve yurt dışı yatırım süreçleri üzerine yoğunlaşıyorum. Aslında gıda mühendisliği yolculuğumun temeli, içimdeki kimya ve bilim sevgisine dayanıyor” bilgisini paylaştı.
Girişimcilik fikri Biolive'in hikayesini sorduğumuz Duygu, “O dönemde kurumsal bir firmada gıda mühendisi olarak çalışıyor, aynı zamanda ikinci lisans eğitimime devam etmeye çalışıyordum. Ancak hem çalışıp hem okumak, istediğim derinlikte ilerlememi zorlaştırıyordu. Henüz 23 yaşındayken 'Hayattan gerçekten ne istiyorum?' sorusunu sormaya başladım. Bir sabah babam kahvaltıda, '"Mideme iyi geliyor diye zeytin çekirdeği yutuyorum" dedi. Bunun zararlı olabileceğini düşündüm ve bilimsel bir temeli olup olmadığını araştırmaya başladım” dedi ve ekledi:

‘ALTIN MADALYALI, PATENTLİ TEKNOLOJİMİZ VAR’
"Türkiye, dünya zeytin üretiminde ilk 5 ülke arasında yer alıyor"diyen Duygu, “Ülkemizde her yıl yaklaşık 500 bin ton, dünyada ise 6 milyon ton zeytin çekirdeği atık olarak ortaya çıkıyor. Bu atık genellikle yakılarak bertaraf ediliyor ve yakıldığında kömürden yaklaşık 12 kat daha fazla karbon monoksit salımı gerçekleşiyor. Biz hem bu çevresel zararı önlüyor hem de atıktan yüzde 80 verimle biyopolimer üretiyoruz. Zeytin çekirdeğinin polimer üretimine uygun yapısı ve yüksek dönüşüm verimi en büyük avantajımız. Ayrıca atık miktarının sürdürülebilir ve sürekli olması, güçlü bir iş modeli sunuyor. Türkiye, Amerika ve Avrupa başta olmak üzere birçok ülkede onaylanmış, altın madalyalı ve birincilik ödüllü patentli teknolojimiz bulunuyor. Bu teknoloji sayesinde yeni bir üretim prosesi geliştirerek hammaddemizi üretmeyi başardık ve aldığımız yatırımlarla üretim tesisimizi kurduk” ifadelerine yer verdi.
"Geleneksel plastikler petrol türevlerinden üretilir ve doğada yüzlerce yıl kalabilir"diyen Duygu, “Örneğin doğaya atılan bir plastik yaklaşık 450 yıl varlığını sürdürebilir. Biz başlangıçta doğada tamamen çözünebilen plastikler üretmeyi hedefledik. Ancak plastiğin mobilyadan otomotive, ambalajdan beyaz eşyaya kadar hayatın her alanında kullanıldığını gördük. Bu nedenle birçok sektöre hitap eden biyopolimerler geliştirdik. Patentli teknolojimizle zeytin çekirdeği atıkları biyolojik bir hammaddeye dönüştürülüyor ve granül formuna getiriliyor. Bu granüller mevcut plastik işleme makinelerinde kullanılabiliyor” dedi ve ekledi:

'TÜRKİYE, DÜNYANIN EN BÜYÜK ZEYTİN ÜRETİCİLERİNDEN BİRİ'
Geleneksel plastiklerin doğada yüzlerce yıl kalabildiğine dikkat çeken Duygu, “Geliştirdiğimiz biyobazlı kompozitler ise uygun kompost koşullarında aylar ila birkaç yıl içinde parçalanabilir. En büyük farklarımız, fosil yakıt bazlı olmaması, düşük karbon ayak izi, mikroplastik bırakma riskinin çok daha az olması, döngüsel ekonomiye uygunluğu. Ayrıca yalnızca biyobozunurluk değil, yüksek mukavemet gerektiren sektörlerde de yüksek bitkisel içerikli çözümler sunabiliyoruz. Örneğin bir çamaşır makinesinin deterjan haznesi uzun yıllar dayanmalıdır; biz bu parçayı bitkisel içerikle üretip aynı dayanıklılığı sağlayabiliyoruz” şeklinde konuştu.
"Türkiye, dünyanın en büyük zeytin üreticilerinden biri"diyen Duygu, “Bu atığın değerlendirilmesi, ithal hammadde bağımlılığını azaltır, yüksek katma değerli ihracat potansiyeli yaratır, kırsal bölgelerde ek gelir sağlar ve döngüsel ekonomiyi güçlendirir. Ayrıca Yeşil Mutabakat kapsamında sınırda karbon vergileri uygulanmaya başlandı. Plastik üretiminde güçlü bir ülke olan Türkiye için bu tür biyobazlı çözümler ciddi bir rekabet avantajı sağlayabilir” ifadelerine yer verdi.
Girişimciliğin kolay olmadığına değinen Duygu, “Ancak en büyük zorluk, bazen anlaşılmamak oluyor. Fikriniz büyüdükçe sorumluluğunuz ve zorluklarınız da büyüyor. Disiplinli, planlı ve dayanıklı olmanız gerekiyor. Ben hiçbir zaman fikrimin başkaları tarafından desteklenip desteklenmemesine odaklanmadım. Yoluma inandığım şekilde devam ettim ve eğer bir ağaç olsaydım, kesinlikle zeytin ağacı olurdum. Hikâyem yıllar içinde dünyaya yayıldı. Silikon Vadisi’nden G20 sahnesine uzanan, her adımında şükürle ilerlediğim bir yolculuk oldu. Bu sadece ticari bir başarı değil; bir zihniyet dönüşümü” şeklinde konuştu.

'TEKNİK BİLGİYLE MASAYA OTURDUĞUNUZDA SESİNİZ DAHA GÜÇLÜ ÇIKIYOR'
"Sanayi ve üretim dünyasında kadın olmak kolay değil"diyen Duygu, “Ancak yetkinlik ve kararlılık cinsiyet tanımıyor. Teknik bilgiyle masaya oturduğunuzda sesiniz daha güçlü çıkıyor. Ailemin desteği de büyük. Başta endişelenseler de her zaman yanımda oldular. Babam hâlâ Silikon Vadisi’ndeki yeni teknolojilerle ilgili içerikler izleyip benimle paylaşıyor. Birlikte büyümek paha biçilemez” dedi ve sözlerini şöyle sonlandırdı:
Categories: Kahvaltı masasından girişimciliğe! ‘Öğrenci evinde küçük bir laboratuvar kurarak başladık’
Sende Yorum yap