s

Sosyal medya ve güzellik baskısı: Beden algısı neden bozuluyor?

Artık sadece aynaya bakmıyoruz; gün içinde defalarca telefon kamerasında, sosyal medyada, görüntülü toplantılarda kendimizi görüyoruz. Sadece başkalarının değil, kendi bakışımızın acımasızlığına da maruz kaldıkça üzerimizde güzel görünme baskısı artıyor.

Çağlar boyunca sanat insanlara nasıl göründükleri kadar nasıl görünmeleri gerektiğini de söyledi. Bugün popüler kültür bu mesajı çok daha yaygın biçimde veriyor: daha ince ve fit ol, genç görün, pürüzsüz bir cilde sahip ol, yüz hatların simetrik olsun.

Kadınlar bu beklentilere hala daha fazla maruz kalsa da, erkekler de giderek kaslı beden, yağsız görünüm, genç yüz ve güçlü çene hattı gibi standartlarla kuşatılıyor. Böylece herkes için yüz ve beden, sürekli denetlenmesi ve düzeltilmesi gereken bir projeye dönüşüyor.

■ Beden imgesi nedir ve psikolojik sağlığı nasıl etkiler?

Beden imgesi, insanın bedeniyle ilgili düşünce ve duygularının bütünüdür. Kişinin sahip olduğu gerçek beden, ulaşmak istediği ideal beden ve başkalarının gözündeki bedenine dair algısı bu imgenin parçalarıdır. Gerçek ile ideal arasındaki mesafe büyüdükçe memnuniyetsizlik de büyür.

Bugün bu mesafeyi sosyal medya bir uçuruma çeviriyor. Bir yandan ideal bedenlere maruz kalırken, diğer yandan kendi görüntümüzü bu ideale yaklaştırıp dolaşıma sokuyoruz. Hem fotoğraf çekiyor, filtreliyor, paylaşıyor, beğeni alıyoruz, hem de başkalarıyla kendimizi sürekli karşılaştırıyoruz. Sosyal medya insanların kendi bedenlerini ve yüzlerini sürekli izlediği bir vitrin rolü oynuyor.

■ Sosyal medya beden algısını nasıl bozuyor?Selfie kültürü ve filtre etkisi

Araştırmalar, insanları en çok etkileyen şeyin yalnızca ekranda geçirilen süre değil, görünüş odaklı içeriklerle kurulan ilişki olduğunu gösteriyor. İdealize edilmiş beden ve yüz görselleri, selfie kültürü, filtre kullanımı, görünüş karşılaştırmaları, kilo verme içerikleri ve “fit” görünümü yücelten paylaşımlar beden memnuniyetsizliğini artırıyor.

Yüzünü düzelt, bedenini kontrol et: bu iki mesaj, güzellik baskısının en görünür iki sonucuna açılıyor. Estetik girişimler sıradanlaşıyor; sorunlu yeme davranışları ve bozuklukları artıyor. Burada sorun güzel görünmek isteği değil. Sorun, görünümün kişinin kendilik değerini belirleyen temel ölçüt haline gelmiş olması.

■ Güzellik baskısına en duyarlı gruplar kimler?

Popüler kültür herkese aynı güzellik standartlarını dayatıyor ama bu standartları kimin daha derinden içselleştireceğini bireysel kırılganlıklar belirliyor. Mükemmeliyetçi kişiler için görünüm kolayca bir başarı alanına dönüşüyor. Biraz kilo almak, yaş alma belirtileri ya da bedende algılanan kusurlar başarısızlık gibi yaşanıyor. Akran baskısı, görünümle alay edilme ve siber zorbalık beden algısını daha da yaralıyor. Görünüm bir sosyal kabul ölçütüne dönüştüğünde kişi sadece güzel olmak istemiyor; güzel ve zayıf olmazsa dışlanacağını da düşünüyor. Düşük özsaygı ve sert özeleştiri de küçük bir memnuniyetsizliği hızla “zaten yetersizim” düşüncesine çevirebiliyor.

■ Güzellik endüstrisi neden memnuniyetsizlikten besleniyor?

Güzellik endüstrisinin bu kadar güçlü olmasının nedeni memnuniyetsizliğin büyük bir pazar yaratması. İnsan kendinden ne kadar az memnun olursa, ona çözüm vaat eden ürün ve hizmetler için para harcamaya o kadar çok yönelir. Cilt bakım ürünleri, diyet programları, estetik işlemler, şekillendirme ameliyatları ve filtreler hep aynı vaadi yayıyor: “Değişirsen kendini daha iyi hissedeceksin.” Oysa çoğu zaman değişmesi gereken beden değil, insanın kendine bakışıdır.

■ Beden memnuniyetsizliğiyle nasıl başa çıkılır?Pratik öneriler

Güzel olmayı istemek ve bunun için makul bir çaba göstermek sağlıksız değil. Ama eğer görünümünüz sürekli zihninizi meşgul ediyor ve size değersiz hissettiriyorsa sorun bedeninizden ziyade onunla kurduğunuz ilişkidedir. Çözüm görünümü değer ölçütüne dönüştüren karşılaştırma kültürünü fark etmek, sosyal medyanın yaydığı kusursuzluk standartlarına mesafe koymak, kendinizi sadece bedeninizle değil başka özelliklerinizle de değerlendirmek ve görünüm üzerinden aşağılayan ilişkilere sınır çizmektir.

Unutmayın; farkındalıkla gelen davranış değişimi iyileştirir.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.