s

FBI’dan itiraf gibi açıklama: Evet, konum bilgilerinizi satın alıyoruz

MİLLİYET.COM.TR / ÖZEL - Ülkemizde de 2016 yılında yürürlüğe giren Kişisel Verileri Koruma Kanunu ya da kısa adıyla KVKK, kişisel verilerinin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere temel hak ve özgürlüklerini korumayı, veri işleyen gerçek/tüzel kişilerin yükümlülüklerini ve uyacakları usul ve esasları düzenleyen bir kanun. Benzeri kanunlar ülkemizde olduğu gibi birçok ülkede yürürlükte bulunuyor. Fakat FBI tarafından yapılan yeni bir açıklama, sadece mahkeme kararı ile ulaşılması gereken bu verilerin şirketlerce satıldığı iddiasını kuvvetlendirdi.

FBI Direktörü Kash Patel, Senato’da düzenlenen bir oturumda Amerikalıların konum verilerininin FBI tarafından özel şirketlerden satın alındığını açıkça doğruladı. Patel, bu uygulamanın yasal olduğunu savunurken, söz konusu veri kullanımının sona ermeyeceğini belirtmesi büyük tartışmaları da beraberinde getirdi.

Senato İstihbarat Komitesi’ndeki oturumda konuşan Patel, satın alınan verilerin ‘değerli istihbarat’ sağladığı gerekçesiyle kullanılabileceğini iddia ediyor. Ancak bu verilerin, bireylerin hareketlerini son derece hassas bir şekilde takip etmeye imkan tanıdığı gerçeği, birçok yasa koyucunun duruma karşı çıkmasına neden oluyor. Genel kanı ise kurumun bu yöntemle birlikte anayasayı dolaylı yoldan ihlal ettiğini görüşünde.

'VERİLERİMİZ İSTİHBARAT KAYNAĞINA DÖNÜŞTÜ'

Konuyla ilgili sitemize konuşan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Bilişim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, “Bu durum klasik yargı süreçlerinin fiilen ortadan kaldırıldığını ve dijital dünyada mahremiyetin giderek eridiğini gösteriyor. Nitekim bunu yıllardır biliyoruz.” diyor.

Alıntı Metni
Kuyumcuda satışı durmuştu! Piyasada altın bulamayan ne yapacak?

"Sadece FBI değil, CIA ve diğer istihbarat birimleri de benzer yöntemlerle vatandaş verilerini topluyor. Veri simsarlarından alınan ya da doğrudan şirketlerden toplanan bilgiler, devletin gözetim araçlarına dönüşüyor. Sosyal medya ve yapay zeka şirketlerinin topladığı devasa kullanıcı verileri de bu sistemin bir parçası hâline gelmiş durumda. Hepsi büyük veri havuzunda toplanıyor ve bir silah halini alıyor. Artık veri, reklam veya analiz amaçlı değil, istihbarat ve güvenlik için doğrudan bir kaynak olarak kullanılıyor; veri neredeyse petrol kadar stratejik bir değer taşıyor. Savaşlarda etkisi de kaçınılmaz. Mevcut ABD-İsrail/İran savaşında da bu açık ve net şekilde görülüyor.

Normal şartlarda bir kişinin özel bilgilerine erişmek için federal ajanların hakimden izin alması gerekiyor. Ancak veri simsarları ve teknoloji şirketlerinden doğrudan alınan veriler, bu süreci yok sayıyor. Bu durum, ABD Anayasası’nın dördüncü maddesinin korumasını fiilen zayıflatıyor ve dijital dünyada mahremiyetin ciddi bir boşlukla karşı karşıya olduğunu gösteriyor.

Aslında yaşanan bu tartışmaların temelinde, 2018 yılında alınan ‘Carpenter v. United States’ kararı bulunuyor. Amerika’da alınan ve emsallerini birçok ülkede gördüğümüz bu karar, özetle kolluk kuvvetlerinin telefon operatörlerinden konum verisi alabilmesi için mahkeme izni gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.

Ancak ticari veri aracıları tarafından satılan konum bilgisi verilerinin bu kapsama girip girmediği net olarak belirtilmiş değil. FBI’ın da bu gri alandan faydalanarak veri satın aldığı ve bu sebeple iddiaların karşısında durduğu belirtiliyor. Hukukçular ise verilerin nasıl elde edildiğinden bağımsız olarak, elde edilen sonucun aynı olduğuna dikkat çekiyor. Yani sonuçta kurumlar, bireylerin nerede olduğunu takip edebiliyor.

ULUSAL GÜVENLİK AÇISINDAN KRİTİK BİR MESELE

Sosyal medya ve yapay zeka şirketlerinin topladığı bilgiler, kullanıcı farkında olmasa bile istihbarat ve güvenlik amaçlı kullanılabiliyor diyen Prof. Dr. Ali Murat Kırık, Amerika’daki seçim süreçlerinin bile manipüle edildiğini belirtiyor.

Cambridge Analytica skandalı, sosyal medya verilerinin nasıl siyasi ve ticari amaçlarla kötüye kullanılabileceğini gözler önüne sermişti. Kullanıcıların farkında olmadan paylaştığı bilgiler, seçim kampanyalarında hedefleme ve manipülasyon aracı haline gelmişti. Keza; Pentagon’un ChatGPT gibi yapay zeka sistemleriyle anlaşması da bu tabloyu daha karmaşık duruma getiriyor. Yapay zeka, büyük veri setlerini analiz ederek örüntüler çıkarabiliyor ve potansiyel güvenlik tehditlerini öngörebiliyor. Bu da demek oluyor ki, kullanıcıların dijital ayak izleri sadece saklanmış veri olmaktan çıkıp, gerçek zamanlı analiz ve stratejik karar süreçlerine dahil ediliyor.

Bu gelişmeler, teknoloji şirketlerinin ve yapay zeka uygulamalarının topladığı verilerin güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getiriyor. Artık kullanıcıların kendi verilerini kontrol altında tutmaları ve dijital mahremiyetlerini korumak için daha bilinçli adımlar atması kaçınılmaz. Ama bunu ülkelerin yasal bir zorunluluk haline getirmesi lazım. Biz bireysel olarak bu noktada ne kadar tedbir alsak da yetersiz kalıyor. Mobil uygulamalardan, akıllı cihazlardan veya çevrimiçi alışverişlerden gelen veriler, hem ticari hem de devlet istihbaratı için kullanılabiliyor. Çin’i bu konuda oldukça doğru buluyorum. Kendi uygulamalarını geliştirip verilerin kendi sınırları içerisinde kalmasını sağlıyor.

Şunu net söyleyebilirim… Artık yerli ve güvenli teknolojiler artık stratejik bir öneme sahip. Kendi verimizi kendi kontrolümüzde tutmak, dijital özgürlüğümüzü korumanın temel koşulu durumuna geldi. ABD’de veri gizliliği yasalarının güçlenmesi beklenirken, biz de yerli çözümlerle verimizin değerini bilerek hareket etmeliyiz. Dijital çağda özgürlük, güvenlik ve veri kontrolü arasındaki dengeyi kurmak, hem bireyler hem de ulusal güvenlik açısından kritik bir meseledir.

Yaşanan tüm bu gelişmeler, dijital çağda güvenlik ile mahremiyet arasındaki dengenin giderek daha karmaşık hale geldiğini gösteriyor. hem kanunu düzenlemeler hem de büyük kurumların gri alanlarda dolaşması bu durumu açık bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle son dönemde yükselişe geçen yapay zeka araçları ile birlikte, dijital hayatta işler çok daha karmaşık bir yapıya büründü.

Görsellerin çok hızlı bir şekilde manipüle edilmesi bir yana, yapay zeka destekli analiz sistemlerinin büyük veri kümelerini işleyebilmesi, bu tür uygulamaların etkisini daha da artırıyor. Ancak mevcut yasal düzenlemelerin bu yeni gerçekliğe ne kadar uyum sağlayabileceği büyük bir soru işaretini de beraberinde getiriyor.

FBI cephesinden gelen son açıklamalar, kurumun mevcut uygulamalarını değiştirmeye niyetli olmadığını gösteriyor. Bu da önümüzdeki dönemde başta ABD olmak üzere veri gizliliği, gözetim ve bireysel haklar tarafında çok daha sert tartışmaların yaşanacağının habercisi olabilir.

Diğer taraftan bu gelişme, yalnızca ABD’yi değil, tüm dünya ülkelerini ilgilendiriyor. Veri aracıları üzerinden toplanan kişisel bilgilerin sınırları net bir şekilde çizilmezse, benzer uygulamaların farklı ülkelerde de yaygınlaşması kaçınılmaz olabilir.

ABD-İsrail-İran savaşının 26. gününde Orta Doğu ateş çemberi! Tahran'dan Körfez'e yoğun misilleme, Washington'a gözdağı: 'Daha da yaklaşın'
İş insanı Fikret Orman gözaltına alındı!

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.