s

Sevgili hocalarımız

Futbolda Dünya Kupası finalleri, bizim için maceralarla dolu uzak yolculuklardır. Hakçası, sadece 1954 ve 2002’ye katılabilmemiz, ülkemizin futbola harcadığı paraya, halkımızın sevgi ve desteğine hiç de uygun düşmeyen, karşılıksız (!) organizasyonlardır.

1954 Dünya Kupası elemelerinde İspanya ile eşleşmiştik. O dönemde puan ve averaj hesapları daha sadeydi. Deplasmanda atılan gollerin getirdiği avantajlar yoktu. Öyle olunca İspanya ve Türkiye’deki maçları kazanan takımlar tarafsız saha Roma’da üçüncü maçı oynamak zorunda kaldılar. 17 Mayıs 1954’de Olimpiyat Stadı’nda oynanan maç 2-2 berabere sonuçlandı. 15’er dakikalık uzatma devreleri, denklik bozulmazsa penaltı atışları yoktu. Sonunda maçı izleyen 12-13 yaşlarındaki İtalyan çocuğu Franco’ya başvuruldu. Onun yaptığı tercihlere göre düzenlenen kur’a atışında kazanan Türkiye oldu. İsviçre’deki Dünya Kupası finalleri güç anlaşılır statüsü ve fikstürüyle karmakarışık haldeydi. Hem şampiyon Almanya ile hem de oynadıkları futbolla büyük takdir toplayan Macaristan’la karşılaşıp yenildik.

Aradan 48 yıl geçti ve yine Avusturya ile baraj maçı oynayıp aldığımız 2 galibiyetle (1-0/5-0) Kore/Japonya’nın yolunu tutup finallere katılarak Dünya Kupası üçüncüsü olduk.

Milli Takımımız, 24 yıl aradan sonra yine uzak yolculuklara hazırlanıyor. Peş peşe iki maç oynayarak önce Romanya’yı, sonra da deplasmanda Slovakya-Kosova maçının galibiyle karşılaşacak. İşte bu son maçın kazananı doğrudan ABD, Meksika, Kanada’ya uçarak Dünya Kupası finallerine katılacak.

Türkiye-Romanya maçı teknik direktörler açısından da önemli bir buluşmaya sahne olacak. Milli Takım’ı 2017-2019 yılları arasında çalıştıran Lucescu, 15 maçta teknik direktörlüğü üstlendi. Bu maçlarda Milli Takım 4 galibiyet,5 beraberlik ve 6 yenilgi alarak, eleme gruplarından çıkamadı ve finallere katılamadı.

Vincenzo Montella’nın maç sayısı 27. İtalyan teknik direktör 15 galibiyet, 4 beraberlik ve 8 yenilgi alarak “başarılı” bir grafik çizdi. Özel maçta 72 yıl aradan sonra Almanya’yı 4-3 yenmemiz, Montella’nın karnesine 10 puanlık bir notla kaydedildi. 2024’de Milli Takım’a çeyrek final oynatan, Avrupa Uluslar Ligi’nde A grubuna yükselten Montella, yüzde 55’lik galibiyet oranıyla başarısını kabul ettirdi.

İki hoca da ilginç tipleriyle popüler kültürümüzde özel yerler edindiler. Mircea Lucescu, görev aldığı dönemlerde medya ve muhalifleriyle sert tartışmalarla dolu polemiklere girerek Galatasaray ve Beşiktaş’ta kulüp teknik direktörü olarak inanılmaz roller oynadı. Lucescu, görev aldığı her maçta topu mutlaka sahiplenir. “Top sizdeyse gol yemezsiniz” diyerek tezini güçlendirir. Lucescu’daki genç futbolcu ısrarı da başarılıdır. Çağlar Söyüncü ve Cengiz Ünder buna güzel örneklerdir.

Vincenzo Montella, ironik bir zekaya sahip. Olayları zaman zaman mizah penceresinden yorumlayarak tebessümle karşılamayı biliyor. Kadrosundaki oyuncularla ilişkisi de güçlü iletişim becerisini yansıtıyor. En önemli teknik özelliği ise maçlarda cesaretle 4-6-0 gibi santrforsuz oyunu sahnelemesidir. Eleştirilere rağmen bu tercihinde ısrar ederek başarıyı yakalamıştır. Vincenzo Montella, Arda Güler, Hakan Çalhanoğlu, Barış Alper Yılmaz, Uğurcan Çakır, Kerem Aktürkoğlu gibi genç yıldızlarla herhalde şansını kutlamaktadır.

Özet: Bugünün ortaklığı yok. Ya kaybedeceğiz, ya da kazanacağız. Hocalar da öyle. Ama biz kendi Milli Takımımız’ı beğenerek desteklerken, rakip takımın başındaki göz ağrımız Mircea Lucescu’yu da alkışlamalı, hak ettiği saygıyı sunmalıyız.

Categories: Sevgili hocalarımız

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.