Tahranın Kaynak laneti: İranda sistemi bu nedenler ayakta tutuyor!

Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr – Orta Doğu’da ABD-İsrail ile İran arasında süren gerilim devam ederken, ABD basınında dikkat çekici bilgiler yer aldı. Buna göre, savaş öncesinde Amerikan Ulusal İstihbarat Konseyi raporlarında İran rejiminin geniş çaplı saldırılarla dahi devrilemeyeceği yönünde uyarılar yapıldı. Raporda ayrıca, böyle bir saldırının uzun süreli bir savaşa yol açabileceği tespiti de yer aldı. Öte yandan Beyaz Saray, ülkenin liderinin öldürüldüğü bir senaryoda İran yönetiminin iktidarın sürekliliğini korumaya yönelik protokollerle yanıt vereceği sonucuna varılan bu raporun, İran’a savaş açılmadan önce Başkan Donald Trump’a sunulup sunulmadığı konusunda bilgi vermedi. Peki yoğun saldırılara ve İran Lideri Ali Hamaney’in hayatını kaybetmesine rağmen Tahran’daki mevcut yönetim hâlâ nasıl ayakta duruyor? ABD neyi hesaplayamadı? Pehlevi ailesi İran’da bulunan mevcut yönetime bir alternatif olabilir mi? Tarihçi-yazar Mustafa Batuhan Bozkurt, Milliyet.com.tr için anlattı. 
İRAN REJİMİNİ BU NEDENLER AYAKTA TUTUYOR
İran rejiminin toplumsal temellere sahip olduğunu vurgulayan Bozkurt, “Bu temel de esas itibarıyla 1979’dan itibaren İran’ın köylerine kadar ulaşan gerek örgün eğitim gerekse de altyapı hizmetlerine, yani İran’ı ‘modernleştiren’ adımlara dayanıyor. Bundan kastım şudur: 1979 öncesinde Şah rejimi İran’da taşraya ulaşamamıştı. Her ne kadar Tahran’da modern bir hayat tesis edilebilmiş olsa da Şah rejiminin ideolojisi hiçbir zaman İran’da taşraya nüfuz edemedi. Ancak mevcut İran rejiminin böyle bir avantajı oldu. Köylere asfalt ve elektrik götürmek gibi çok temel ve basit gördüğümüz şeyler sayesinde İran’daki mevcut rejim taşraya ulaşabildi. Yani topluma daha fazla nüfuz ederek daha fazla merkezileşebildi. Bence rejimin ayakta kalmasının birinci sebebi budur” ifadelerini kullandı.
“İran, Venezuela’daki gibi sadece Bolivarcı bir lider etrafında kenetlenmiş bir toplum değil” diyen Bozkurt, “Bu son derece teşekküllü, en alt kademedeki memurdan Ayetullah’a kadar uzanan bir sistem. Dolayısıyla burada belirli figürleri öldürdüğünüzde sistem ortadan kalkmıyor ya da kendini kapatmıyor ve işlemeye devam ediyor. Yani burada bir şahıs diktatoryasından bahsetmiyoruz. Hiçbir şeye bakmasak bile sayıları bugün milyonlarla ifade edilen Devrim muhafızları toplum içerisinde ikinci bir ordu olarak anılıyor. Tüm bunları ele aldığımızda İran’daki mevcut yönetim kolay kolay devrilecek bir rejim değil. Bir diğer önemli neden ise mevcut rejimin halkın inanç dünyasına da tesir etmesidir. Biz bunu buradan baktığımızda bazen tam anlayamıyoruz ama rejimin üst düzey isimlerinin öldürülmesi İran halkı için hayatta kalmalarından daha tesirli hale geliyor bu inanç dünyası sayesinde. Ali Hamaney öldürüldüğünde 86 yaşındaydı ve vefatı toplumu ‘Bu iş bitti’ yerine şehadet kavramı etrafında birleştiren bir hadiseye dönüştü. Kendisinin daha önce de şehitlik üzerine yaptığı söylemler de bulunuyordu. Tüm bunları ele alırsanız, çocukluklarından bu yana Hz. Hüseyin’in şehadeti başta olmak üzere şehitlik hikâyeleriyle büyümüş bir toplumda Dini Lider’in ölümünün yarattığı etki, hayal kırıklığı ve yenilmişlik hissinin aksine ‘mücadeleye devam etmeliyiz’ hissini oluşturuyor. Hatta Hamaney’e muhalif olan isimlerin bile rejimin arkasında sıralandığını gördük” diyerek mevcut İran yönetiminin yoğun saldırılara rağmen ayakta kalmaya devam etmesine ilişkin düşüncelerini paylaştı.

İran Lideri Ali Hamaney'in ölümünün duyrulduğu paylaşımda 'Firavun'a söyle Musa Nil'e doğru geliyor.Ali, Zülfikar'ı ile İsrail'e geliyor' ifadeleri yer aldı
‘PEHLEVİLERİN GELECEĞİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM’
Pehlevi ailesinin İran için bir seçenek olduğunu düşünmediğini ifade eden Bozkurt, “Bir defa Pehlevi ailesi İran toplumu üzerinde geleneksel hanedan imtiyazına sahip bir aile değildir. Dede Rıza Pehlevi bir darbe yapmıştır, İran’ı başka türlü yönetemeyeceğini görerek bu işi bir şahlığa çevirmiştir. Kendisi vizyoner olsa da tahsili İran’da reform yapmaya yeterli gelmemiştir. Oğlu baba Pehlevi’nin eğitimi iyidir ancak vizyoner değildir. Halihazırda zaman zaman yaptığı açıklamalarla gündeme gelen oğul Pehlevi’de ikisi de yok. Kendisi sürgünde bir delüzyonun içinde yaşıyor. Bu delüzyonun sebebi de İran diasporasıdır. Çünkü bu bahsettiğimiz diasporanın önemli bir kısmı Pehlevi devrinde kötü burjuva diyebileceğimiz imtiyazları olan sınıflar. Ve bunlar bu sebeple Pehlevi devrine bir geri dönüş bekliyorlar. Oysa benim her zaman dikkat çektiğim husus şudur: Bizim bugün 1979 devrimi öncesi İran diye gördüğümüz fotoğraflar, Tahran’daki 5 sokaktan ibaret. Yani şah rejimi taşraya ulaşmış, toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir modernleşmeyi başaramadı. Yani merkezileşemedi ve tüm meşruluğunu uluslararası güçlerden aldığı desteğe dayandırdı. Petrol verdikçe, petrol imtiyazlarını dışarıya dağıtabildikçe varlık gösterdiler ve büyük ölçüde de SAVAK gibi istihbarat örgütlerini kullanarak muhalifleri kaçırıp işkencelerle öldürerek ayakta kaldılar. Bunlar bugün hiç yaşanmamış gibi davranılıyor” dedi.
1979 yılında Humeyni liderliğindeki devrimde devrilen ŞahMuhammed Rıza Pehlevi (Sağda) ve günümüzde ABD'de yaşayan Rıza Pehlevi
İran’da mevcut rejimin de muhaliflere baskı yaptığının altını çizen Bozkurt, “İran’da bugün yine rejim muhaliflerine yönelik baskılar var. O günlerde de vardı ve o günlerde yapılan baskılar, MOSSAD ve CIA gibi yabancı istihbarat örgütlerinin desteğiyle yapılıyordu. Bu bağların hâlâ devam ettiğini görüyoruz. Pehlevi ailesi bugün ABD’de ve İsrail’den de destek görmeye devam ediyor. Ama şurası çok açık: İran’ın geleceğinde Pehlevilerin yeri yok. Bunu onlar da biliyor. Bunun tarihte de çok örneği yoktur. Sürgün edilmiş bir monarkın geri gelerek iktidara geçmesi pek sık görülmemiştir. Belki Fransa’daki Temmuz Monarşisi bu konuda örnek gösterilebilir. Dolayısıyla Pehlevi’nin geri dönüp İran’ın başına geçmesi ve ardından anayasal monarşi rejimine geçilmesi başarılı olmaktan uzak bir projedir. İsrail bunun arkasında durmuş olsa da ABD de artık bunun pek mümkün olmadığının farkında. Trump’ın bu konuda yaptığı açıklamalar ortadadır, hatta Pehlevi’nin kendi annesi bile oğluna bu konuda destek vermiyor ve sadece ‘İran halkı için iyilik diliyorum’ diyor. Özetle Pehlevi, mevcut durumda İran halkının içinde bir gedik oluşturabilmek için kullanılmaktan öteye gidemedi. İran meselesi sona erdiğinde de kenara atılacaktır diye düşünüyorum” diye konuştu.
‘İRAN’IN YAŞADIĞI ŞEYİN ADI KAYNAK LANETİ’
Doğal kaynak bakımından zengin topraklara sahip olan yönetimlerin birçok defa dış müdahaleye uğradığını dile getiren Bozkurt, İran’ın yaşadığı süreci “Buna sosyal bilimlerde ‘kaynak laneti’ denir ve İran’ın şu an yaşadığı şey de budur. Bütün dünyada petrol gibi kıymetli kaynaklara sahip olan muhtelif rejimler her zaman dış müdahalelere uğruyorlar ve bunun sonucunda buralarda ‘kukla rejimler’ kuruluyor. Bunu Pehlevilerin ikinci dönemi gibi düşünebiliriz. Bu rejimler bir süre sonra halkta bir tepki uyandırıyor ve bir devrim yaşanıyor. Bunun sonucunda kaynaklar millileştiriliyor. Bu defa o ülkeler ambargoya uğruyorlar ve uluslararası camiadan dışlanıyorlar. Bu dışlama ve ambargo o ülkelerde yolsuzluğu artırıyor ve iş kollarını azaltıyor. Bütün ekonomi bu kaynağa yönelmeye başlıyor ve buradan kaynaklanan zenginlik sadece askere ve polise veriliyor, çünkü başka bir iş kolu oluşturulamıyor. Yani milyonlarca asker ve polisiniz oluyor. Bu da hâliyle despotizmi beraberinde getiriyor” şeklinde anlattı.

“Bugün liberal demokrat kamuoyu, despotizmi ya da baskıcılığı bir takım arızalı insanların yaptıkları üzerinden yorumluyor; oysa bu durum temelde hem kaynak sömürüsüne dayanan hem de kapitalist ve emperyalist ilişkilere dayanan bir çıktı. Bunu böyle değerlendirmek lazım. Bu olumsuz bir şey ancak bütün bir hikâyeyi baskıcılık ve despotizm üzerinden okumanın bugünü anlamamak olduğuna inanıyorum” diyen Bozkurt, “Mevcut İran rejiminin modernleşme adımlarından bahsettiğimde insanlar şaşırıyorlar ancak bundan kastım her şeyin başında altyapı imkânlarına ulaşmak. Bugün İran toplumu 1979’dan çok daha modern. Ülkenin gençleri dünyayı çok daha fazla takip ediyor çünkü daha fazla iletişim imkânları var. Dedeleri ve babaları Molla rejimini tesis eden gençler artık bu dünyadaki eğlence biçimlerine ve giyim tarzlarına entegre olmuş hâlde. Bu, İran diasporasından farklı bir durum çünkü bu insanlar doğal olarak bu değişim sürecinin içine girdiler ve İran dönüşüyor. Böyle bir durumun önünde hiçbir şey duramaz. İran rejimi de duramaz, toplum değişiyor. Mesela başörtü konusundaki sert tutum son zamanlarda gevşedi. Tahran metrosuna baktığınız zaman başı açık ve başı kapalı insanlar bir arada geziyorlar. Bu bir dönüşümün sembolüdür. Ama siz buna dışarıdan müdahale ederseniz bunu zorlaştırırsınız. Ayrıca bu müdahalenin İran’ın rejimiyle hiçbir alakası da yoktur. Dünyada İran rejiminden çok daha beter rejimler var olmuştur ve vardır. Ancak ABD ve İsrail gibi güçlerin çıkarlarına uygun hareket ettiği zaman kimse bunlara müdahale etmemiştir. Dahası bir ülkedeki rejimin demokratik olup olmayacağını tayin edecek güç ABD değildir. ABD’nin hâlihazırda oldukça köktenci bir başkanı var ve emrindeki ICE isimli paramiliter yapı sokaklarda insanları öldürüyor. Bu açıdan bakarsak son söz olarak esprili bir bitiriş yapalım: Uluslararası güçlerden baskıcı ABD rejimine müdahale etmelerini insaniyet namına bekliyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Sende Yorum yap