Nükleeri vurursan Hürmüz’ü kapatırım! 2002’de tatbikat 24 yıl sonra kayıp: ‘ABD ordusu savunmasız’

Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – USS Gerald R. Ford, her ne kadar dünyanın en büyük uçak gemisi, ABD’nin gözbebeği olsa da başı dertten hiç kurtulmadı. Tuvaletlerindeki arıza, yangın ve şimdi de savunma ve saldırı mekanizmasındaki zayıflıklarla gündemde yer ediyor. İran’la ABD ve İsrail arasındaki savaşta ABD Başkanı Donald Trump cephesinde ‘İran’ın hiç gemisi kalmadı, İran’ı mahvettik’ gibi söylemler duyulsa da, ABD’nin İran’a göre kısa tarihinin önemli devlet adamları ve askerleri böyle söylemiyordu. Onlar bugünleri öngörmüş, hatta ABD’nin 2002’de yaptığı ‘Milenyum Meydan Okuması’ isimli tatbikatı, İran'la gerçek bir savaş halinde bunun bir ‘son’ olacağından bahsediyorlardı. Savaşın başında İran’ın hızla ABD ablukasına alınacağı ya da kadim tarihli bu devletin oldukça zayıf bir askeri envanteri olduğu söylenmiş olsa da ABD’nin dünyanın ‘en’lerini barındıran askeri kuvvetleri İran karşısında ‘savunmasız’ kalmıştı. Savaşın başından beri geçen neredeyse 1 aydır yardım isteyen taraf ABD ve İsrail olmuştu. Öyle ki İran, ‘Hürmüz’ü kapatırım’ dedikten sonra dünya için inanması ve kaldırması zor olsa da bu hamlesini gerçekleştirmişti. 2002’deki tatbikattan sonra da 2006’da İran tarafından yapılan ‘Büyük Peygamber’ tatbikatı, ABD’nin uçak gemilerinin ne derece vurulabilir olduğunun kanıtıydı. Mavi Vatan Kavramının SahibiEmekli Tümamiral Cem Gürdeniz 2002 ve 2006’daki tatbikatlarla, ABD’nin esas ‘gücünü’ tüm detaylarıyla Milliyet.com.tr’ye anlattı.

2002’DE ABD’NİN ‘MİLENYUM MEYDAN OKUMASI’, 2006’DA İRAN’DA ‘BÜYÜK PEYGAMBER’
Zamanında, Milenyum Meydan Okuması isimli tatbikat ABD tarihinin en iddialı ve maliyetli askeri simülasyonuydu. ABD ordusunu (geleceğe yönelik beş yıl sonrasına ait yeteneklerle) isimsiz potansiyel bir düşmana karşı karşıya getirdi ve sonucun gelecekteki strateji ve tedarik kararlarını bilgilendirmesi amaçlandı. Öyle ya her tatbikat, gerçek olması beklenen sonuçları alma çabası ve bunun sağlamasıydı. ABD’nin de bugünleri işaret eden bu tatbikatında kırmızı ve mavi güç isminde iki takım vardı. Kırmızı güç, Orta Doğu’da ABD tarafından ‘düşman’ görülen ülkeydi. Kırmızı gücün kim olduğuna ilişkin en çarpıcı satırları ise tatbikattan kısa süre sonra New York Times yazmıştı. Senaryonun tamamıyla Basra Körfezi’nde geçtiği kaleme alınmış ve Irak’tan sonra sıra İran’a gelecek denmişti. 2002’deki bu tatbikattan sadece 4 yıl sonra, 2006’da İran, ‘Büyük Peygamber’ isimli bir tatbikat gerçekleştirmişti. ABD’nin 4 yıl önce yaptığı tatbikatta aldığı sonuç ‘kayıp’ olacağı yönündeydi. İran da tatbikatında benzer bir sonucu almış ve henüz o günlerde Devrim Muhafızlarının Genel Komutanı Tümgeneral Rahim Safavi “Nükleeri vurursan Hürmüz’ü kapatırız” açıklamasıyla gündeme gelmişti. Peki ama 4 yıl arayla yapılan iki tatbikattan alınan sonuç neydi? Bugünleri 24 yıl önce tatbik eden ABD ve İran, savaşta alınacak sonucu nasıl ortaya koymuştu? Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz şöyle anlattı:

‘UÇAK GEMİLERİ SADECE 10 DAKİKADA YENİLGİYE UĞRATILACAK’
Uçak gemileri pek çok ülke için güç ve kudret göstergesiydi. Evet, II. Dünya Savaşı için bu bir gerçekti. Ancak bugünlerde Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in de sıklıkla vurguladığı ‘asimetrik savaş’ dönemi çoktan başlamıştı. Yani uçak gemileri, uçak gemileriyle ya da uçaklar uçaklarla savaşmıyordu. Bir uçak gemisini yok edecek güç başka bir uçak gemisinde olmadığına göre İran bu gücünün yokluğuyla savaşı kaybetti sayılmazdı. Milenyum Meydan Okuması tatbikatında da alınan sonuç aynen böyleydi. İran, savaşın kaybedeni değildi. General Van Riper’ın detaylı raporu da bunu ortaya koyuyordu. Tatbikattan 22 yıl sonra kamuoyuna sunulan rapordaki çarpıcı ifadeleri Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, “Rapor 2002 koşullarında, bugüne göre rakiplerine göre çok daha güçlü pozisyona sahip olmasına rağmen ABD ordusunun düşük teknolojili asimetrik taktikler uygulayan rakiple savaşa karşı savunmasız olduğunu açıklıyordu. Raporun en çarpıcı yanı ABD Donanması uçak gemisi muharebe grubunun, savaş başladıktan sonra, 10 dakika içinde yenilgiye uğratılmasıydı. Kırmızı kuvvet saldırılarını ticari gemilerden ve alışılmadık asimetrik yöntemlerle başlatmış hem baskın hem de sürpriz yapmıştı. Jones’a göre bu tatbikatta yaşananlar ABD’nin 2003’te Irak’ın işgalinde ve o zamandan bu yana diğer çatışmalarda karşılaşacağı zorlukların da habercisiydi” diye anlatıyordu. Ancak çarpıcı ifadeler bununla da sınırlı değildi. Çeyrek asır önceki tatbikat ABD’nin bugün karşılaştığı ağır ve ezici maliyeti gözler önüne serse de kendisine güvenen ve savunma konusunda ‘sırtını yaslayan’ körfez ülkelerinde büyük bir güven kaybı demekti. O bölgede yaşanan güven kaybı sırasıyla petrol ve para kaybı demekti. Öyle de oldu...
General Van Riper raporunda başka dikkat çekici veriler de yazmış ve İran için çok tartışılan konulardan biri olan ‘istihbarat’ detayına da değinmişti. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz bunları şöyle anlatıyordu: “General Van Riper MC 02 Tatbikatı'nı keskin bir dille eleştiriyordu. Hatta tatbikatı ‘şikeli’ olarak nitelendiriyordu. Başlangıçta kıdemli danışmanı olduğu Kırmızı kuvvetlere Mavi’nin yüksek teknolojiye dayalı istihbarat üstünlüğünü boşa çıkarmaları için yaratıcı ve asimetrik yöntemler kullandırtmış olsa da İran söz konusu olunca sonuç başka çıktı. Motosikletli haberciler, cami minarelerinden ışıldak muhaberesi, balıkçı teknelerinden yapılan gizli haberleşmeler ve sürpriz füze saldırılarıyla mavinin elektronik üstünlüğünü devre dışı bıraktığı raporda yazılıydı.”

ÖNCE MAKETİ ŞİMDİ ABD’Yİ BATIRDILAR! ‘FÜZELER NİMİTZ SINIFI GEMİLERİN KÂBUSU’
2015’in Temmuz ayının başlarında AB3+3 ülkeleri ile İran arasında imzalanan tarihi nükleer anlaşmadan önce, ABD yapımı Nimitz sınıfı bir uçak gemisinin maketi, Bandar Abbas limanının dışına taşınmıştı. İran 2002’deki gizli ve ‘başarısız’ ABD tatbikatından sonra gerçek anlamda vurucu bir üstünlüğü tatbik etmek üzereydi. Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford’u da bünyesinde barındıran Nimitz sınıfı, İran’ın ‘Büyük Peygamber 9’ isimli tatbikatında ağır darbe almak üzereydi. Dünyanın en güçlü ordusunun en büyükleri, gerçekten de Orta Doğu’nun sularına gömülebilir miydi? Başlarda bu kimsenin beklediği bir sonuç değildi. Öyle ki 1 aya yakın zaman önce başlayan bu savaşta da ABD’nin bu denli olumsuz tablo çizeceği de pek çok kişi tarafından öngörülmemişti. Hâlbuki ABD’nin kendi tatbikatları dahi adeta bu sonucu haykırıyordu. İran, Hürmüz ve nükleer konusunda kararlı olduğunu kanıtlamak için bir şeyler yapacaksa tatbikat bunun için uygun ve ‘barışçıl’ bir güç gösterisi sayılabilirdi. Nimitz sınıfı gemi maketi 2015’in başlarında düzenlenen ‘Büyük Peygamber 9’ tatbikatında İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma kararlılığını göstermek için kullanılmıştı. Ortaya çıkan görüntüler, geminin Mayıs ayı sonlarında, ocak ve mart ayındaki tatbikatlardan sonra gözlemlendiği yanaşma konumundan çekilerek götürüldüğünü gösteriyordu. Uzay fotoğraflarında ise ‘yüzen mavnanın’ ele geçirildiği sırada onarılmamış olduğunu da doğrulanmıştı. Güvertede ve kontrol kulesinde hasar olduğu o görüntülerden net şekilde görülebiliyordu. İran füzeleri 11 yıl önce bile uçak gemilerinin kâbusu olmuşken, şimdi Fettah, Siccil gibi İran’ın önemli füzelerinin etkisi çok daha büyük olabilirdi. Çünkü bunca yıl içinde gelişen ABD’nin uçak gemileri ve savunma sistemleri değil, yerin 455 metre altında saklanan İran’ın sır dolu füze şehirleri olmuştu.

SONUÇ: ILIMLI BAŞARISIZLIK! ‘ABD 10 BİN DOLARLIK DRONE’LARI ÖNGÖREMEDİ’
2002’deki tatbikat boyunca ABD için başarısızlıkla sonuçlanan her senaryodan sonra bir başkası kurgulanmış ve denemeler yapılmıştı. Ancak gerçek bir savaşta sıfırlama veya başa alma gibi şanslarınız olamazdı. Bir hata, başka hataları peşinden sürüklediğinde aşılması daha zor tablolar ABD’nin yakasında olacaktı. Bu önceden kurgulanmış oyun, General Van Riper’in raporunda, ‘önceden yazılmış bir senaryoyu doğrulama çabası’ diye tanımlanıyordu. General, ABD ordusunun düşük teknolojiye dayalı asimetrik yöntemlere karşı savunmasız olduğuna dikkat çekiyordu. Ancak yayınlanan resmi 752 sayfalık rapor bu durumu ‘ılımlı başarısızlık’ olarak kaydetmiş ve farklı bir tablo ortaya koymuştu. Dönemin Savunma Bakanı Rumsfeld, tatbikattan hangi derslerin Irak’a uygulanabileceğini sorduğunda ABD ordusu Irak ve Afganistan’da tam da MC-02’de ortaya çıkan sorunlarla karşı karşıya kalmıştı. Düşük teknoloji ama esnek yöntemlerle yapılan asimetrik saldırılar, lojistiğe ve moral üstünlüğe ciddi zarar verebiliyordu. Belki de bir savaş için kullanılacak silahların etkinliği buna bağlıydı ve zarar görmesi kimileri için ‘korkunçtu.’ General Van Riper’in uyarıları da bu gerçekleşmiş olduğundan, durumun ciddiyeti daha da net görülüyordu.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz maliyet detayını da açıklayarak sözlerini noktaladı. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz: “MC02’de olduğu gibi kırmızının ispat ettiği ucuz, harcanabilir asimetrik savaş sistemleri askeri endüstrinin dikkatini çekmiyor. 10 bin dolarlık bir intihar teknesinin 1 milyar dolarlık fırkateyni batırması önemli görülmüyor. Onlar için 1 milyar dolarlık gemileri yapmak daha önemli. Yani ABD’nin kazanmasından daha çok siparişlerin devam etmesi önemlidir. ABD, MC02’deki asimetrik başlangıç yenilgisinden ders çıkarmış olsaydı 23 yılda Çin ve Rusya’nın hipersonik gemiye karşı füzelerinin gelişimine kendi projeleri ile denge yaratabilir, SİHA/Drone teknolojilerinin gelişimini öngörerek bu öldürücü silah sistemlerine karşı gemilerin savunma sistemlerini daha ucuz ve maliyet etken şekilde tasarlayabilirdi. Bugün İran’ın hipersonik füzeleri karşısında düştükleri durum ortada. ABD savaş gemilerinde kullanılan SM serisi hava savunma füzelerinin birim fiyatı intihar dronlarının binlerce katı kadardır.”
Categories: Nükleeri vurursan Hürmüz’ü kapatırım! 2002’de tatbikat 24 yıl sonra kayıp: ‘ABD ordusu savunmasız’
Sende Yorum yap