s

Edebiyat festivalinin küratörü Dua Lipa olur mu?

Popüler kültürün hızına yetişmek zor.

Eskiden “fazla ciddi” diye kenara itilen ne varsa bugün baş tacı. Kitap okumak da bu dönüşümün en gözle görülür örneklerinden biri.

Milliyet Pazar’da geçen hafta bunu yazmıştım.

Tam da bunun üstüne yeni bir haber geldi, Dua Lipa, Londra’nın önemli kültür-sanat mekânı Southbank Centre’ın Edebiyat Festivali’nin küratörlüğünü üstlenecek.

Dua Lipa, çok sevilen bir isim, çok başarılı, yetenekli, disiplinli, duruşu olan biri.

Popülerliğini sadece müzikle sınırlamayıp farklı alanlara açılması da takdire değer.

Kitap kulübü kurması, okuma kültürünü teşvik etmesi de ayrıca önemli.

Bugün birçok gencin bir romanı eline almasında böyle güçlü popüler figürlerin payı var, inkâr edilemez.

Bir pop yıldızının geniş kitlelere kitap sevgisi aşılaması, yazarlarla söyleşiler yapması çok güzel.

Ama bu demek değildir ki, bir pop yıldızı bir edebiyat festivalinin küratörü olmalı.

Mesele tam da burada başlıyor.

Bir şeyi popülerleştirmek ile o alanın yönünü belirlemek arasında ciddi bir fark var.

Okumayı teşvik etmek başka, edebiyat dünyasının küratöryel tercihlerini şekillendirmek başka.

Bu iki rolü birbirine karıştırdığımızda, işin dengesi de kaçıyor.

Gerçekten Londra edebiyat dünyasında bu görevi üstlenebilecek kimse yok muydu?

Yıllarını bu alana vermiş eleştirmenler, editörler, akademisyenler, yazarlar…

Edebiyatın nabzını tutan, akımlarını bilen, tartışmalarını takip eden isimler varken, tercihin popüler bir figürden yana kullanılması neyi gösteriyor?

Bir ihtiyaç mı, yoksa bir strateji mi?

Cevap biraz can sıkıcı olabilir: Görünürlük.

Artık kültürel etkinlikler de rekabet içinde.

Daha fazla izleyici, daha fazla etkileşim, daha fazla konuşulurluk…

Bu denklemin içine “tanınmışlık” girdiği anda, diğer tüm kriterler geri plana itilebiliyor.

Edebiyat gibi derinlik isteyen bir alan bile bu hızdan payını alıyor.

Burada itiraz ettiğim şey şu: Popüler olan ile nitelikli olanın kesişmesi elbette mümkün.

Hatta ideal olan da bu.

Ama popüler olanın, nitelik ölçütlerinin yerine geçmesi başka bir mesele.

Eğer bir festivalin küratörü, esas olarak “daha çok kişi gelsin” diye seçiliyorsa, o zaman o festivalin ruhu da tartışmaya açılır.

Elbette, Dua Lipa kötü bir iş çıkaracak demiyorum.

Belki de gayet iyi bir program hazırlayacak, farklı sesleri bir araya getirecek, yeni okurlar kazandıracak.

Ama mesele sonuçtan çok yöntem.

Bugün attığınız adım, yarının standardını belirler.

Kitap okumak popülerleşiyor.

Evet, bu güzel.

Ama edebiyatın kendisi, popülerlikten biraz daha fazlasını hak etmiyor mu?

Eğer her şeyi görünürlük üzerinden tanımlamaya başlarsak, bir süre sonra içerik ile vitrin arasındaki farkı da kaybederiz.

Sonuçta soru basit ama cevabı zor: Kitapları gerçekten mi seviyoruz, yoksa onları sevmeyi seviyor gibi mi görünüyoruz?

Belki de bu festival, sadece edebiyatı değil, bu sorunun cevabını da ortaya koyacak.

Yıllar önce Monocle dergisinin kurucusu Tyler Brule ile yaptığım röportajda tam da bu konuyu konuşmuştuk.

Monocle’ı satır satır okuyan okurları kadar, sadece elinde Monocle torbasını taşımak isteyen ya da evindeki sehpada Monocle dergilerini sıra sıra dizmek isteyen ama derginin kapağını açmayanlar da olduğunu kendisi anlatmıştı.

İşte şimdi edebiyat da Monocle’la benzer durumda.

Şaşırıyor muyuz?

Hayır.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.