Körfez ülkeleri ders alır mı?

Rejim, enerji ve güç savaşları. Ve sonuç artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Bu savaşlar, krizler bitecek mi? O da belli değil. Rejim, enerji derken sıra bir de suya gelecek.
Belki de susuzluk en büyük savaşları getirecek.
Yeni dünya düzenine geçerken en önemli soru, bölge ülkelerinin bundan sonra ne yapacağı?
Para ve petrol içinde yüzen Körfez ülkeleri bölge sorunlarını görmezden geliyordu.
Gazze yerle bir edilirken gözlerini ve kulaklarını kapatmışlardı. İslam dünyasında birlik ve beraberlik olmamıştı.
İran ise bölge ülkelerinin birçoğu ile sorunluydu.
İran vekalet savaşları ile bölgede ayrı hedefler peşindeydi. İran PKK’ya destek bile vermişti.
Suriye’de vekil güçlere destek veriyordu.
Yani hem İran hem de bölge ülkeleri birbirinden uzaklaşmıştı.
Bu da İsrail’in hedeflerine ilerlemesine neden oldu.
Körfez ülkelerinin hepsi ABD’ye kapılarını fazlasıyla açtı. ‘ABD bizi korur’ dedi ama füzeler her gün Körfez ülkelerini etkiliyor. ABD koruyamadı.
Su ve enerji kaynakları bombalanıyor. Dubai eski Dubai değil artık.
Aylık kayıpları bile Gazze’nin yeniden inşasına yeterdi. Ondan bile mümkün olduğunca uzak durdular.
Şimdi günden güne çöküş içindeler. Hatta İran’ın bombalanmasına devam edilmesini istiyorlar.
Körfez ülkeleri ile İran’ın arası günden güne açılıyor.
Şu anda Körfez ülkeleri, savaş halindeki Ukrayna ile askeri anlaşma peşinde.
Bu süreçten bölge ve Körfez ülkelerinin büyük dersler alması gerekiyor.
Yoksa 10 bin kilometreden gelenler İsrail’in hedeflerini sürdürmek için yollarına devam edecek.
Kime inanacağız?
Savaş daha sürecek gibi. İsrail bölgede genişlemeye devam ediyor.
Trump her gün farklı açıklamalar yapıyor: ‘Bitti, bitecek, son uyarı...’
İran beklenmeyecek şekilde uçak vuruyor, füze atıyor.
Filmleri aratmayacak sahneler ve operasyonlar görüyoruz.
Algı operasyonları bu gibi süreçlerde hep öne çıkar.
Kime inanacağız belli değil? Her gün yeni söylemler.
Ama görülmeyen ve görülmek istenmeyen ise dünyanın toparlanmasının zor olacağı.
Büyük etkilerini kademe kademe göreceğiz.
‘Savaşın kazananı olmaz’. Bu cümleyi hep duyarız.
Büyük hedefler peşindeki ülkeler keşke görebilse bunu.
Depremi hatırlamak
Depremi deprem olunca hatırlıyoruz.
En ufak bir sallanmada hemen yayınlar hemen önlemleri tartışmalar başlıyor.
Akademisyenler nerelerde deprem olabileceğini uzun uzun anlatıyor.
Dinliyoruz, dinliyoruz. Uyguluyor muyuz? Hayır.
İstanbul depreme hazır mı? Evet diyen çıkabilir mi?
Yetkililer ‘şu kadar bina yıkılabilir’ diyor. Kentsel dönüşümler için proje üstüne proje açıklanıyor.
Ama ne kadar ilgi görüyor. Maalesef çok az.
Özellikle İstanbul’un dar sokaklarını düşündükçe bir an önce harekete geçmek gerektiğini anlamak gerekiyor.
Gibi gibi...
- Kalabalıklar içindeki yalnızlar artıyor gibi
- İran, ABD-İsrail ile savaşında günden güne masadan uzaklaşıyor gibi
- Marketlere fahiş fiyat nedeniyle ceza yazılmaya devam ediliyor ama fiyatlar yine artıyor gibi
- Narsistler artıyor, empati yapanlar azalıyor gibi
- Trafik magandalarını cezalar bile durduramıyor gibi
- CHP içindeki tartışmalar farklı evreye girdi gibi
- Taş devri çıkışı yapanlar Hürmüz Boğazı çıkmazını unutmuş gibi
Sende Yorum yap