s

İran’ın savaşında Irak cephesi

ABD-İsrail ikilisinin İran’a yönelik saldırılarına “operasyon” demelerinin ardındaki kandırmacanın nedenini biliyoruz. Trump yönetimi Kongre’den onay alma gibi zahmetlerle uğraşmamak için bu yola başvurdu. Ancak İran’ın Körfez ülkelerini dahil ederek kapsama alanını genişlettiği bu çatışmalı durumun hâlâ bir adı yok. Acaba bu savaşın adını kim koyacak? Bittiğinde tıpkı bir öncekinde olduğu gibi (12 Gün Savaşı) sürdüğü gün sayısıyla anılması yetersiz olur. Çünkü uzadıkça daha komplike hale geliyor.

Her geçen gün savaşın bölgeselleşmesi risk olmaktan çıkıyor, kendini gerçekleştiriyor. Zaten Orta Doğu’daki kaç savaş sadece bir ülkenin sınırları içinde kalmıştır ki? Devlet dışı aktörler savaşın içine çekildikçe ülkelerin mevcut kırılganlıkları açığa çıkıyor. Dikkatlerin daha fazla odaklanması gereken yer olarak da ilk sırada Irak yer alıyor.

Çapraz çatışmalar

Irak, İran’ın sadece bir komşusu değil, aynı zamanda onun siyasi, askeri ve ideolojik etkisinin doğrudan hissedildiği bir alan. İran ‘devrimin’den sonra Humeyni ile Saddam Hüseyin arasında Orta Doğu liderliği için başlayan mücadele, Saddam ve Amerikan işgali sonrasında keskinleşti. Irak, Washington-Tahran nüfuz mücadelesinin platosu da oldu. Birinin diğerini yenemediği sahada 28 Şubat’tan sonra, düşük yoğunluklu seyretmekle birlikte, süreklilik arz eden çapraz çatışmalar yaşanıyor.

ABD ve İsrail resmi olarak üstlenmeseler de İran’a karşı savaşın ilk gününden itibaren Tahran destekli milis güç Haşdi Şabi’nin karargahlarını hedef alıyor. Irak’ın resmi sisteminin bir parçası olan Haşdi Şabi de İran’a destek cephesi olarak savaşa katıldı ve Tahran’ın stratejisini takip etti. Bağdat ve Kürdistan Bölgesi’nde ABD ile ilintili ya da olabilecek her şeyi hedef alıyor; ABD ile yıllardır iyi ilişkileri olan Kürt partilerine ait yerler, Peşmerge mevzileri, petrol tesisleri ve yabancı misyonlar… IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’nin Duhok’taki evine düzenlenen saldırı bir kaza kurşunu değil, adrese teslim edilen mesaj olarak okunuyor. Saldırıların amacı hem İran’a karşı savaşın gidişatını ve sonucunu şekillendirmek hem de Irak’ın gelecekteki siyasi düzenini belirlemek olarak değerlendiriliyor. Bu arada, Iraq Today adlı bülten ülkeye dair tüm gelişmeleri, elbette en ince ayrıntısına kadar kimin kimi hedef aldığını izlemek için verimli bir kaynak.

Bağdat neye karar verecek?

Bu kapsamda; Irak’ı sahada da çalışan iki isim, Mehmet Alaca ve Bekir Aydoğan’ın Al Sharq Stratejik Araştırmalar Merkezi için kaleme aldıkları “Yol Ayrımındaki Irak: Direniş Ekseni mi Bölgesel Bütünleşme mi?” başlıklı makalelerini ilgililerine tavsiye ederim. Çalışmadaki şu paragraf 28 Şubat’ta başlayan savaşın Irak’a etkisini özetliyor:

“...Sünni ve Kürt siyasi aktörler ise halihazırdaki krizi tehlikeli bir eşik olarak değerlendirirken, aynı zamanda denge fırsatı olarak da okuma eğilimindeler. Bazı Sünni siyasi elitler, doğrudan çatışmaya sürüklenme riskinden kaçınırken, İran etkisinin zayıflamasını stratejik fırsat olarak tanımlıyorlar. Kürt aktörler ise ABD/Batı’yla yakın ilişkileri ve İran ile komşuluk bağları nedeniyle savaşta tarafsız ve dengeli bir pozisyon almalarına rağmen İran ve milislerin saldırılarına maruz kalıyorlar. Kürt aktörler dolayısıyla krizi endişeyle izliyorlar. İran’ın zayıflama ihtimali, bu aktörlerin Bağdat’taki güç paylaşımında daha fazla alan talep etmesine zemin hazırlayabilir. Ancak bu durum aynı zamanda mezhepsel ve etnik fay hatlarını daha da kırılganlaştırma riski taşıyor.”

Ez cümle; İran’a bakarken Irak’ı gözden kaçırmamak gerekiyor.

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son Dakika

>
>
>
>

Tüm Haberler

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.