Et yiyemezken usta kasap oldu! Ciğeri puding gibi hayal ediyordum

Gonca Kocabaş / Milliyet.com.tr - Başak Subaşı, Ankara’da iki kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldi. Küçük yaşlarında babasının görevi nedeniyle yaklaşık 2-3 yıl Kızılcahamam’da yaşadı. Anaokulu ve ilkokul eğitimini ise hâlâ yaşamakta olduğu Aydınlıkevler Mahallesi’ndeki okullarda tamamladı. Çocukluğundan itibaren hayal gücü yüksek, üretmeyi seven biriydi. Özellikle resim çizmek onun için büyük bir tutkuydu. O yıllarda annesinin de yönlendirmesiyle Devlet Halk Dansları Çocuk Topluluğu seçmelerine katıldı ve genç topluluğa geçene kadar aktif olarak çocuk sanatçı olarak dans etti. Bu süreç ona disiplinli çalışmayı ve sahnede kendini ifade etmeyi öğretti. Lise eğitimine bir kolejde başladı fakat sistem ona uygun olmadığı için açık liseye geçme kararı aldı. Açık lisede eğitimini daha hızlı tamamlayarak Hacettepe Diş Protez Bölümü için hazırlanmaya başladı.
‘HAFTALARCA ELDİVEN VE MASKE KULLANARAK KENDİMİ ETE ALIŞTIRMAYA ÇALIŞTIM’
Kasaplık serüveni ise aslında tamamen tesadüflerle başladı. Babasının yönlendirmesiyle mahallesinde bulunan bir kasabın kasiyere ihtiyacı olduğunu öğrendi."O güne kadar et ile aram çok iyi olmamasına rağmen, elimde başka bir seçenek olmadığı için bu teklifi değerlendirdim ve kasiyer olarak çalışmaya başladım"diyen Başak, “İlk zamanlar benim için oldukça zordu. Haftalarca eldiven ve maske kullanarak kendimi alıştırmaya çalıştım. Et kokusunun boğazımı yaktığını hâlâ çok net hatırlıyorum. Fiziksel olarak orada olsam da zihinsel olarak alışmak benim için ciddi bir süreçti. Aylar geçtikçe hem ortama hem de işe alışmaya başladım. Bu süreçte çalışarak ilk motosikletimi alacak parayı biriktirdim. Aynı zamanda üniversite sınavına girdim. Ancak sonuçlar açıklandığında, sadece 3 puan farkla istediğim bölümü kaçırdım. Tek tercih yaptığım için o yıl üniversite hayalim gerçekleşmedi ve bu durum benim için ciddi bir kırılma noktası oldu” şeklinde konuştu.

Başak, üniversiteyi kazanamadığı yıl, yaz tatilinde boş kalmamak adına kasaptaki işine devam etti. Bu süreçte ilk motosikletini aldı. Ancak ailenin tek okumamış çocuğu olarak bulunduğu işi aynı şekilde sürdürmek istemiyordu. Bu işi ya bırakmalıydı ya da gerçekten profesyonel bir mesleğe dönüştürmeliydi. Tam da bu noktada hayatının dönüm noktalarından biri yaşandı. "Patronumun bana bir bıçak hediye etmesi, benim için sadece bir hediye değil, aynı zamanda bir güven göstergesiydi"diyen Başak, “O bıçakla ilk doğrama yaptığım an, bu mesleğin içine gerçekten girdiğimi hissettiğim ilk andı. Bu deneyim, gelişimim açısından bana çok büyük katkı sağladı ve bakış açımı değiştirdi. Boş zamanlarımda kasadaki görevimi bırakıp tezgâhın arkasına geçmeye başladım. Başlarda eldivenle küçük küçük dokunarak başladığım bu süreç, zamanla ‘Ben bu işi yapabilirim’ düşüncesine dönüştü” dedi ve ekledi:
ALINTI - “Aynı zamanda çevremde aileme ‘Başak ne iş yapıyor?’ diye sorulduğunda ‘kasiyer’ denilmesi beni rahatsız etmeye başlamıştı. Çünkü ben artık sadece kasada duran biri değil, bu işin içinde olan biri olmak istiyordum. Bu mesleğin bir eğitimi olup olmadığını araştırdığımda karşıma Gazi Mesleki Eğitim Merkezi çıktı. Lise mezunu olmama rağmen yeniden eğitime başlayarak çalıştığım kasapta staj yapmaya başladım. İki yılın sonunda sınavlarımı başarıyla vererek ustalık belgesi almaya hak kazandım. Aynı zamanda lise denklik sistemiyle mezuniyetimi Yiyecek ve İçecek Hizmetleri – Kasaplık bölümü olarak güncelledim. Sonrasında kendimi daha fazla geliştirmek adına sektörde adı duyulmuş firmalarda çalışmaya karar verdim. Bu süreçte Usta Öğretici belgesi için sınava girdim ve bu sınavı da başarıyla tamamladım.”
‘KENDİMİ RAHATLATMAK İÇİN ,CİĞERİ PUDİNG GİBİ HAYAL ETTİĞİM BİLE OLDU’
"Vejetaryen biri olarak kasap ortamında bulunmak, ilk başlarda fazlasıyla mide bulandırıcıydı"diyen Başak, “Kokudan boğazımın yandığını hâlâ çok net hatırlıyorum. Uzun bir süre bu duruma alışmaya çalıştım. Kasada sadece ürün geçiriyor olmama rağmen kat kat eldiven kullanıyor, mümkün olduğunca az temas etmeye çalışıyordum. Özellikle işkembe gibi ürünlerde, usta arkadaşlar benim için ekstra önlem alıyor, kat kat poşet kullanarak midemin bulanmasını engellemeye çalışıyordu. Zamanla tezgâhın arkasına geçmeye başladım. O süreçte kendimi rahatlatmak için ciğeri puding gibi hayal ettiğim bile oldu. Kuzu kol artık benim için bir hayvan parçası değil, işlenmesi gereken bir ürüne dönüşmeye başladı. Bu bakış açısı değişimiyle birlikte yaşadığım zorluklar da yavaş yavaş azaldı. Öğle yemeğine inerken depo kısmından geçmem gerekiyordu. Koridor oldukça dardı ve oradan geçerken asılı karkaslara temas etmemek için adeta bir ajan titizliğiyle, kendimi sıkıştırarak ilerliyordum. Bu bile benim için başlı başına bir mücadeleydi. Ancak zamanla her şeye alıştım. Fark etmeden, o zorlandığım ortamın içinde kendimi bu işi yaparken buldum” ifadelerine yer verdi.

En çok zorlandığı konunun, tezgâhın arkasına geçebilmek ve insanlara bu işi gerçekten yapabileceğini kabul ettirebilmek olduğuna dikkat çeken Başak, “Çünkü bulunduğum çevrede kimse bir kadının kasap olabileceğine pek ihtimal vermiyordu. İnsanların gözünde ben en fazla kasiyer olabilir ya da tezgahta yardımcı bir iş yapabilirdim. Ama benim hedefim hiçbir zaman sadece kenarda durmak olmadı. Ben işin mutfağında olmak, öğrenmek, gelişmek ve gerçekten bu mesleğin içinde yer almak istedim. Bu süreçte kendimi kanıtlamaya çalışmak benim için hem mental hem de duygusal olarak oldukça yıpratıcıydı. Sürekli birilerine bir şeyleri ispat etmek zorunda kalmak kolay değildi. Ama ben hiçbir zaman pes etmedim” dedi ve ekledi:
ALINTI - “Bunun yanında, benim için ayrı bir zorluk da mesleğe başladığım dönemde vejetaryen olmamdı. Bu durum beni yaklaşık bir yıl boyunca ciddi anlamda zorladı. Kasap dükkânındaki kokuya alışmakta çok güçlük çektim. Sabah işe gittiğimde midem bulanıyordu, bazen günün bitmesini beklemek benim için gerçekten çok uzun geliyordu. 'Bir an önce akşam olsun ve eve gideyim' diye düşündüğüm çok oldu. Hem fiziksel olarak hem de psikolojik olarak alışma sürecim kolay geçmedi. Ama zamanla şunu fark ettim. Bir işi profesyonel şekilde yapmak, o işin tüm gerçekliğiyle yüzleşmeyi ve ona uyum sağlamayı gerektiriyor. Ben de zaman içerisinde hem mesleği daha yakından tanıdım hem de bakış açımı değiştirdim. Zorlandığım her dönem aslında beni biraz daha güçlendirdi. Bugün geriye dönüp baktığımda, yaşadığım bütün o sıkıntıların beni bu mesleğe daha da bağladığını düşünüyorum.”
‘AĞIR ETLERİ TAŞIMAK, PARÇALARI KALDIRMAK GİBİ FİZİKSEL İŞLERDE ZORLANMIŞTIM’
"Yaklaşık üç yıllık bir emeğin ve disiplinli çalışmanın sonucunda usta öğretici seviyesine ulaştım"diyen Başak, “Bu meslekte belirli bir prosedür ve ilerleme süreci var, ben de bu süreci adım adım, eksiksiz şekilde tamamladım. Ancak dışarıdan bakıldığında bu durum biraz daha hızlı ilerlemiş gibi görünebiliyor. Bunun en önemli sebeplerinden biri, sektörde belgeli çalışan sayısının çok fazla olmaması. Özellikle genç yaşta bu belgeleri almış olmak, doğal olarak dikkat çekiyor ve sürecin daha kısa sürede tamamlandığı izlenimini oluşturabiliyor. Benim açımdan fark yaratan nokta ise bu süreci ciddiyetle ele almam oldu. Ben bu mesleği sadece yapmak için değil, iyi yapmak için öğrendim. Bu da sürecimi daha verimli ve sağlam hale getirdi” şeklinde konuştu.
Kasaplığın, dışarıdan göründüğünden çok daha fazla güç gerektiren bir meslek olduğunu dile getiren Başak, “Özellikle ilk zamanlarda ağır etleri taşımak, parçaları kaldırmak gibi fiziksel güç isteyen işlerde oldukça zorlandım. Bir kadın olarak bu süreçte kollarımın çok ağrıdığı, hatta zaman zaman taşıyamadığım durumlar bile oldu. Ama zamanla hem vücudum bu tempoya alıştı hem de işi daha doğru tekniklerle yapmayı öğrendim. Güç gerektiren işleri sadece kuvvetle değil, doğru yöntemlerle yapmanın ne kadar önemli olduğunu fark ettim. Bu da süreci benim için daha yönetilebilir hale getirdi. Kısacası benim için zorluk, beceriden çok fiziksel adaptasyon süreciydi. Teknik kısmı öğrenmekten ziyade, o tempoya ayak uydurmak asıl mücadeleydi” bilgisini paylaştı.

‘KASAP OLDUĞUMA İNANMAYANLARA VİDEO GÖSTERDİĞİM ÇOK OLUYOR’
Özellikle yeni tanıştığı insanların ilk başta inanmadıklarını söyleyen Başak, “Çünkü alışık oldukları ‘kasap’ algısı çok farklı. Ben mesleğimi söylediğimde, çoğu kişi ‘Yani gerçekten bildiğimiz kasap mı? Gerçekten et mi doğruyorsun?’ gibi tepkiler veriyor. Aslında bu tamamen insanların zihnindeki kalıplaşmış kasap imajından kaynaklanıyor. İlk anda gözlerinin önüne gelen şey, benim yaptığım işten çok daha farklı bir profil oluyor. Bu yüzden söylediğim şeyle gördükleri kişi arasında bir uyuşmazlık yaşıyorlar. Bu noktada bazen kendimi kanıtlamam gerekiyor. Video gösterdiğim, iş başında olduğumu anlattığım ya da üzerimde taşıdığım ekipmanları gösterdiğim çok oluyor. Hatta bu durum zamanla benim için biraz eğlenceli bir hale bile geldi. Ama işin güzel tarafı, insanlar beni ve yaptığım işi gördükçe o ilk şaşkınlık yerini saygıya bırakıyor. Ben de bu süreci, insanların bakış açısını değiştirmek için bir fırsat olarak görüyorum” bilgisini paylaştı.
'Kadından kasap olmaz’ diyenlere ilk tepkisini sorduğumuz Başak, “Başta bu durum ne kadar zoruma gitse de zamanla duymamaya başladım. Gerçekten insanları duymuyordum. ‘Kadından kasap olmaz’ diyorlardı, ‘Tamam, olmaz. Zaten göreceksin’ deyip önüme bakmaya devam ediyordum. Çünkü bir noktadan sonra şunu anladım. Herkese kendini anlatmaya çalışmak, enerjini yanlış yere harcamak oluyor. Ben de konuşmak yerine işime odaklanmayı seçtim. Tezgâhın arkasına geçtikçe, işimi yaptıkça ve kendimi geliştirdikçe aslında en doğru cevabı vermiş oldum. Zamanla o cümleler benim için bir engel olmaktan çıktı, motivasyon kaynağına dönüştü” ifadelerine yer verdi.
‘BU İŞ ÖNCESİNDE KAN DEĞERLERİM DÜŞÜKTÜ, ŞİMDİ CİDDİ BİR İYİLEŞME OLDU’
‘Bu alana girmek isteyen kadınlara en büyük tavsiyem, kimseyi dinlememeleri’ diyen Başak, “Gerçekten kulaklarını kapatmaları gerekiyor. Çünkü bu yolda en çok karşılaşacakları şey ‘yapamazsın’ diyen insanlar olacak. Ama bir noktadan sonra şunu fark ediyorsunuz. İnsanlar konuşur, siz yaparsınız. Eğer sürekli başkalarının ne dediğine takılırsanız, ilerleyemezsiniz. Bu yüzden en başta kendi sesinizi duymayı öğrenmeniz gerekiyor. Kısacası, kulaklarınızı kapatın, işinize odaklanın ve devam edin” şeklinde konuştu.

"Etle çalışmak, benim için yalnızca bir meslek pratiği değil, aynı zamanda hayata ve beslenmeye dair bakış açımı yeniden şekillendiren bir deneyim oldu"diyen Başak, “Bu süreçte en çok fark ettiğim şey, tükettiğimiz şeylerin arkasındaki emeği ve süreci görmenin insanın algısını kökten değiştirdiği. Artık beslenmeye sadece ‘tüketim’ üzerinden bakmıyorum. Bir ürünün nasıl elde edildiği, nasıl işlendiği ve ne kadar doğru değerlendirildiği benim için çok daha önemli hale geldi. Bu da ister istemez daha bilinçli, daha saygılı ve daha ölçülü bir yaklaşımı beraberinde getiriyor. Bu dönüşümün bir de çok somut bir tarafı oldu. Bu işe başlamadan önce kan değerlerim sürekli düşüktü ve dışarıdan yoğun şekilde takviyeler almak zorunda kalıyordum. Ancak son iki-üç yılda, beslenme düzenimin değişmesiyle birlikte kan değerlerim dahil olmak üzere genel sağlığımda ciddi bir iyileşme oldu. Yani bu süreç sadece bakış açımı değil, fiziksel olarak da beni daha iyi bir noktaya taşıdı” ifadelerine yer verdi.
Gelecekte en büyük hedefinin, bu meslekte kendi çizgisini ve markasını daha net bir şekilde ortaya koymak olduğunu söyleyen Başak sözlerini, “Sadece iyi bir kasap olmak değil, bu işi anlatan, öğreten ve farklı bir noktaya taşıyan biri olmak istiyorum. Kendi markamı kurmak ve bunu sürdürülebilir bir yapıya dönüştürmek en önemli hedeflerimden biri. Ama bu sadece bir işletme kurmak değil, aynı zamanda bir kültür oluşturmak. Özellikle kadınların bu meslekte daha fazla yer alabilmesi için bir alan açmak istiyorum. Uzun vadede kadın kasaplar yetiştiren bir sistem kurmak, bu mesleğe girmek isteyen kadınlara hem eğitim hem de fırsat sunmak istiyorum. Çünkü ben bu yoldan geçerken birçok zorluk yaşadım. Aynı yoldan geçecek insanların daha sağlam ve daha bilinçli ilerleyebilmesi benim için çok değerli. Aynı zamanda kasaplık mesleğine daha modern, daha profesyonel ve daha güçlü bir bakış açısı kazandıran bir yapı kurmak istiyorum. Yani sadece bir iş değil, bir marka ve bir duruş ortaya koymak istiyorum” şeklinde sonlandırdı.
Sende Yorum yap