Parayı ver vizeyi kap!


Hafta sonu oturdum, bu vize konusunun peşine düştüm. Çünkü bu sorun şikâyet sınırını aşmıştı. İlgilileri aradım, sordum, dinledim. Karşıma çıkan tablo şuydu: Sistem var ama kontrol zayıf. Instagram’a giriyorsunuz… “Amerika vizenizi alalım”, “Schengen randevunuzu öne çekelim”, “FIFA PASS ile süreci hızlandıralım” diyen ilanların yer aldığı hesaplar her yerde. İlk bakışta bunun dolandırıcılık olduğunu düşünüyorsunuz. Ama arıyorsunuz, konuşuyorsunuz ve dediklerini yapıyorlar. Peki nasıl? Vizelere talep artmış, kapasite aynı kalmış. Böyle olunca randevu sistemi kilitleniyor. Tam burada “bot” denilen otomatik arama sistemleri devreye giriyor. Normal vatandaş günlerce randevu kovalamaya çalışırken bu sistemi kullananlar açılan randevuyu anında yakalıyor. Sonra dönüp size “200 euro ver, 500 euro ver, sana randevu bulalım” diyorlar. Yani sizin hakkınız olan randevu size satılıyor.
Dün işi biraz ileri götürdüm. Vize aracı kurumlarının yoğun olduğu bir AVM’ye gittim. Bekleyenlerle konuştum. Çıkanlara kulak verdim. Kimi aylarca beklemiş, kimi yüksek paralar verip tarihi öne çekmiş. Sistem, insanların zamanını ve umudunu yöneten bir piyasa hâline gelmiş. Konsolosluklar sessiz, aracı kurumlar sessiz ama sahada konuşulanlar duyuluyor. Eğer bir sistem otomatik sistemlerle aşılabiliyorsa, o sistem korunamıyordur. Bu da ciddi bir güvenlik açığıdır. Bu aracı kurumların mutlaka denetlenmesi şart. Üstelik bu şirketlerin bir kısmı ilgili ülkeler tarafından resmen yetkilendirilmiş. Yani karşımızda merdiven altı bir yapı yok.
Benim sorum şu: Vize sistemi gerçekten kimin ya da kimlerin elinde?
Dört mevsim turizm hedefi
Geçen hafta konu Kaçkarlar’dı. Mesele manzara değil, vizyondu. Kaçkar Turizm Fuarı’nın lansmanıydı. Fuar, 17-18 Nisan’da Rize Merkez Çay Çarşısı’nda düzenleniyor. Rize ve Artvin valilikleri işin içinde. “Discover Kaçkar” diyerek yola çıkmışlar. Dünyaya açılmak hedefleniyor. Klasik fuar değil. İçinde spor, doğa ve gastronomi var. Kaçkarlar sadece yayla fotoğrafıyla anlatılmıyor. Bu fuar, turizmi dört mevsime yayma hedefi taşıyor.

Esnaf mutsuz, zarar büyük
Her yıl yerinde takip ettiğim Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı’na bu kez programım uymadığı için gidemedim. Yağmur haberini alınca Adana’daki gazeteci arkadaşlarımı ve esnafı aradım. Anlatılanlar aynı: Hava günler öncesinden belliydi ama hazırlık yetersiz kalmış. Zemin çamur, stantlar su içinde. Gıda ürünlerinin bir kısmı zarar görmüş, hijyen konusunda ciddi şikâyetler var. Esnafın zararı büyük. Ortaya çıkan tablo açık; organizasyon eksikliği.
“Birkaç gün uzatalım” kararı sahada karşılık bulmamış. Çünkü bu festivale gelenler zaten aylar öncesinden plan yapıyor, biletini alıyor, otelini ayarlıyor. Esnafın ifadesi şu: Festival onlar için pazar günü bitmiş. Pazartesi itibarıyla şehirde turist kalmıyor, sadece yerli halk var. Bu yüzden esnafın talebi açık: Ödenen yer ücretleri iade edilsin.
Sahadan gelen başka detaylar da dikkat çekici. Yeterli hijyenik tuvalet yok. Otopark ciddi sorun. Giriş-çıkış noktaları yetersiz olduğu için vatandaş alana girerken de çıkarken de zorlanmış. Ama bir istisna var. Ciğerci Memet Usta yıllardır aynı çizgide. “Lezzet yerinde yenir, hijyen de orada sağlanır” diyor. Nitekim öyle de olmuş.
Sende Yorum yap