Bunun sonunda barış olamaz
İran’ın İslamabad’da masaya iyi niyetle oturduğunu varsayıyorum; ama aynı kanıyı Amerika için beslemek çok zor; hatta mümkün değil.
Doğrudan görüşmelerde Amerikan heyetine başkanlık yapan Başkan Yardımcısı J.D. Vance yola çıkarken, Amerika’nın en büyük iki gazetesi, Trump’a “Savaşa devam ederse, mutlaka İsrail’in Lübnan’da yaptığı gibi, İran’daki tüm siyasetçi ve üst düzey bürokratı öldürmesini” tavsiye eden başyazılar yayınladılar.
Evet, öldürmesini… Çatışma halinde olduğun ülkenin liderlerini öldürmek o kadar olağanlaştı ki, artık adının altında “liberal” ve “demokrat” yazan yayın organları bile, bu tür cinayetleri, normal taktikmiş gibi, tavsiye ediyorlar.
İran heyeti, İslamabad’a barış olmazsa kendilerinin sonunun geleceği korkusuyla değil, Amerika tarafının barışa ikna edilebilmesi için ABD’de yeteri kadar kamuoyu baskısı olduğu bilgisiyle geldi. Vance ise, medyanın savaşı sürdürmesini tavsiye eden bir Siyonist lobi ve medya baskısı altındaki Trump’ı temsil ediyor. Vance masaya, Amerika’yı, hiç çıkarı olmayan ve kendisinin de desteklediğini açıklamadığı bu savaşa sürükleyen İsrail’in savaş taktikleriyle oturmuyor. Ancak, sağlayacağı her hangi bir adil, dengeli alışveriş sonucu anlaşmanın, onu buraya gönderen Trump’ı ikna etmeyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.
Sık sık görüşlerine atıf yaptığım Prof. John Mearsheimer, görüşmelerle ilgili olarak Amerika’daki Arap bilim adamları derneğinde yaptığı konuşmada, Trump’ın (Amerikan mecazı ile, “yaralarını yalayarak”) yenilgiyi kabul etmesinin mümkün göründüğünü söyledi. Ama hemen ekledi: Trump’ı savaşa katılmaya ikna eden unsurlar, mesela İsrail Lobisi, Kasım ara seçimlerinde Kongre’de Cumhuriyetçi çoğunluğu koruyabilmek için siyasal ve mali desteği sağlayacak Yahudi bağışçılar ve en önemlisi İsrail gizli örgütü MOSSAD ve başbakan Netanyahu, asla ama asla bir barış anlaşması, bırakın barışı, ateşkesin uzamasını bile istemiyorlar.
Mearsheimer’a göre, İsrail’in Gazze’de yarım kalan etnik temizliği tamamlamak, İsrail’deki “Filistin Devleti” olarak yorumlanabilecek her türlü varlığa tamamen son vermek, Suriye’de el koyduğu Golan Tepelerini doğuya doğru genişletmek ve İran, Irak ve Suriye’de gerçekleştirilecek bölünmelerle bir sözüm-ona Kürt devleti kurulmasını sağlamak için savaşı sürdürmeye ihtiyacı var. Bu taktik ve stratejik planların Amerika’ya hiçbir faydası olmadığını Trump çok iyi biliyor olmalı. J.D. Vance ve Dışişleri Bakanı Marko Rubio, 24 Haziran’daki 12 günlük ve 28 Şubat’taki 40 günlük savaşlar başladığında, Trump’ın İsrail’in kuyruğuna takılmasını destekleyen tek kelime etmedi. Trump’ın mantıktan ve askeri ferasetten uzak açıklamaları sırasında, arkasında durmaya devam ettiler; ama “Savaş”Bakanı Pete Hegseth ve senatör Lindsey Graham dışında, aklı başında hiçbir siyasetçinin, bürokratın ve daha da önemlisi Derin Amerika’nın, Trump’ın savaşına olumlu bakmadığı biliniyor.
Ne var ki, Trump bir sebeple, Siyonist tasmasına kafasını uzattı ve geri çekemiyor. Kendi 15 maddelik barış şartlarına karşılık İran’ın sunduğu 10 maddelik planı kabul ederek, ateşkes ilan eden, yani bir manada ABD’nin yenilgisini itiraf eden açıklamayı 8 Nisan’da saat 18:30’da basının önünde yapan Trump, aynı gün gece yarısı sosyal medyada İran’ın planını reddederek iplerin hala İsrail’in elinde olduğunu göstermişti.
Trump büyük tantana ile ilan ettiği ateşkesten vaz geçemedi; ama temsilcilerini görüşme masasına İran’ın 10 maddesini ret ederek gönderdi. Netanyahu, görüşmeler başladığı ilk saatlerde bir televizyon konuşması yaparak, “Size bir yıl önce ABD’nin, bizimle omuz omuza, ortak düşmana karşı yaklaşık 40 gün boyunca savaşacağını söyleselerdi inanır mıydınız? Ama bunu başardık; çünkü karar bizimdi, biz eyleme geçtik,” dedi. Trump ise aynı saatlerde Hürmüz’e yeni bir filo gönderdi.
Şimdi İslamabad’dan değil barış anlaşması, ateşkesin uzatılması kararını beklemek mümkün mü?
Sende Yorum yap