47 yıl hazırlanılan savaşın arası

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in anlaşma sağlanamadan Pakistan’dan ayrıldıklarını açıklaması ABD-İran müzakerelerinde nafile bir çaba sergilendiği anlamına gelmiyor. 47 yıl boyunca hazırlanılmış bir savaşta, birkaç hafta sonunda her iki taraf da farklı şekillerde yenildiği/kazandığı için bir masaya oturmuşsa, o kadarı normal. Ayrıca kim ilk seferinde ulaşılacak bir sonuç bekliyordu ki? Hayalperestler mi? Görüşmelerbaşlamadan kamuoyları, 15 günün yeterli olmayabileceğine hazırlanmaya çalışıldı. Önemli olan durabilmek ve durulduğunda konuşmaya dolaylı da olsa başlayabilmekti. Aynı çatı altında buluşturabilmek de bir başarı olacaktı.
Pakistan basını, başkent İslamabad’ın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en riskli diplomatik satrançlardan birine ev sahipliği yaptığını yazdı. Şimdiye kadar ürettiği ve bir çözüm bulunmazsa üretmeye devam edeceği sonuçlar dikkate alındığında öyle. Çok zor ve karmaşık bir sorunu, sabotajlar eşliğinde çözmeye tevessül ettiğinizde, elde edilen sınırlı sonuçlar kazanım olarak değerlendirilebilir.
Vance, İslamabad havası almaya gitmez
ABD yönetiminin (Trump’ın) savaşı onaylamayan Başkan Yardımcısı’nı heyet başkanı tayin ederek görüşmelere göndermesi bu savaştan çıkmak istediğinin göstergesi. Vance’in İslamabad’a gideceği kesinleştiğinde, yabancı bir diplomat ile görüşüyordum ve arka planda kotarılmış bir şeyler olmasa Başkan Yardımcısı’nın Pakistan’a gitmeyeceğini söylemişti. İki taraf heyetlerinin kalabalıklığı da spor olsun diye bir araya gelinmediğinin bir başka göstergesi. Trump, Vance’i “harcamak”için mi gönderdi yoksa “savaşı bitirmeye niyetinin”göstergesi olarak mı ileri sürdü konusunda farklı görüşler var ama bunlar bu yazının konusu değil.
Bu, Trump döneminde tanık olduğumuz diğerleri gibi, klasik bir diplomatik müzakere değil. Bu, sahada kazanılanla masada elde edilenin birbirini tutmadığı bir denklem. Washington askeri olarak üstünlük kurduğunu iddia etse de bunu stratejik bir sonuca dönüştüremedi. Hatta içte ve dışta yıprandı. Savaşı bitirmesi gerekiyor, acelesi var. Trump’ın ateşkes daha ilk gününden bozulmasın diye Netanyahu’yu arayıp Lübnan’da sessiz kalması konusunda uyarması bile ihtiyacını gösteriyor. Tahran ise asimetrik güçle bir denge kurdu, enerji hatlarını tehdit ederek küresel sistemi masaya dahil etti ama savaşın bir gün önceki endüstriyel kapasitesine dönebilmesi bile yıllarını alacak. İranlıların refahı yerine vekil güçlerini silahlandırmak için para harcamaktan vazgeçecek mi o da henüz belli değil.
Kimse gerçekten kazanmadan ateşkes yapıldı. Netenyahu ateşkesin ilk gecesinde “hâlâ tamamlaması gereken hedefleri” olduğundan bahsetti. Trump hızlı bir siyasi kazanım peşinde ama Netanyahu’nun yakıtı sürekli savaş. Sonuçta bir anlaşmaya varılsa bile savaşa farklı anlamlar yükleyen iki müttefikten büyük olanının kendi adına mı yoksa İsrail adına mı müzakere ettiğine karar vermesi gerek. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, geçenlerde katıldığı bir televizyon programında “ABD’nin İran’la anlaşmak için İsrail üzerinde ciddi etki kullanmayı göze alması gerekiyor” demişti. Yani sadece ABD ile İran’ın konuşması değil, iki müttefikten hangisinin diğerinin “bileğini bükeceği” de hesaba dahil.
Kolaylaştırıcılar ne yapacak?
Bundan sonra ABD ve İsrail ikilisinin hem kendi aralarındaki görüşmeler, hem de İran’a yönelik tavırları izlenecek. Ateşkesin sonuna kadar beklenecek mi yoksa tekrar bir masa girişimine kadar koz toplanmaya devam mı edilecek? Birlikte hareket edip etmeyecekleri bile bir gösterge olacak. Ayrıca sürecin kolaylaştırıcısı Türkiye gibi ülkelerin girişimlerini izlemek gerekecek. Belki tarafların konuşulanları hazmetmeleri için beklenir, veri toplamak için tablo izlenir. Ama çok uzun olmayan bir süre sonra hemen harekete geçilecektir.
Categories: 47 yıl hazırlanılan savaşın arası
Sende Yorum yap