Eğitim zorunluluk mu yoksa güvence mi?
Eğitimle ilgili olarak olaya nereden baktığınıza göre yüzlerce tanımlama yapılabilir.
“Zorunluluk”, “dayatma”, “tek tipleştirme”, “arka bahçe”, bu listede yer alacak en son betimlemeler olmalı ama ne yazık ki hızla ön sıralara tırmanıyorlar…
“Zorunlu eğitim” şart mı? Şart.
Süresi ve içeriği tartışılabilir ama hepten kaldırılması asla düşünülemez. Dünya genelinde her ülkede zorunlu olması da bu yüzden. Bu nedenle “zorunlu temel eğitim” yerine daha sempatik bir isim bulmakta yarar var…
Neden mi?
“Zorunlu” ve “yasak” benzeri kelimeler ya da yaptırımlar öğrencilere itici geliyor da ondan. Temel eğitimin zorunlu olmasına elbette kimsenin itirazı yok ama “dayatmaya” dönüşmesi ya da böyle bir algının oluşması başlı başına rahatsızlık nedeni. MEB’in bu konuya biraz kafa yormasında sonsuz yarar var. Örneğin temel eğitim sempatik bir kavram. Yaşam eğitimi de öyle. Aransa daha neler bulunabilir. Bulunmalı da!..
Ceza mı ödül mü?
Eğitimi yasaklar ve cezalarla mı çok daha verimli hale getirebiliriz yoksa ödülle mi?
En zor konuları zorlama, dayatma, puanlarla ve hak kısıtlamaları ile mi öğretebiliriz yoksa sabırla, şefkatle, ödüllendirme ile mi?
Kaliteyi korkularla mı yükseltebiliriz yoksa bilinçlendirme ile mi?
Bu konular yüzlerce hatta binlerce yıldır tartışılıyor ve günümüzde bile herkes işine geldiğince bildiğini okumaya devam ediyor. Cezalar, disiplin, dayatmalar, not ve puanlar kısa vadeli çözümler üretiyor gibi görünse de kalıcı olmuyor ya da yarattığı travmalar getirilerinden çok daha yüksek olabiliyor. Öğrencilik yıllarınızı bir sinema şeridi gibi gözünüzün önünden geçirin ya da yakın çevrenizdeki öğrencileri gözlemleyin. Baskı altındakiler ve öyle ya da böyle eğitimden nefret ettirilenler mi daha mutlu ve verimli yoksa eğitimi sevdirilenler mi?
Korkulan öğretmenin mi yoksa daha çok sevilen öğretmenin mi dersine daha çok çalışıldığı, sınıfında daha özenli davranıldığı ve başarının çok daha yüksek olduğu nesilden nesile anlatılır. Akılda kalan da hep onlar olur. Peki ya katı kurallar, düşük notlar, sürekli aşağılamanın; nefreti daha da körüklemenin, okuldan kaçışı hızlandırmanın, başarıyı daha da dibe vurdurmanın dışında ne yararı oluyor?...
Eğitimde yeni arayışlar içerisine girerken pek çok ayrıntının yanı sıra ödül ve ceza konusuna ayrı bir satır başı açmakta yarar var!
Şunu asla unutmayalım:
Eğitim bir motivasyon sürecidir. Öğrenciyi motive etmediğiniz, verdiğiniz bilgilerin hayatta bir şekilde kendisinin de işine yarayacağına inandırmadığınız sürece yol katetmeniz mümkün değil. Öğreten ve öğrenen günü kurtarmak için belki bir süreliğine birbirlerine katlanırlar ama sürdürülebilir olmaz. Öğretilenlerin kalıcı olması ve davranışa, yani yaşam biçimine dönüşebilmesi için çok fazla bileşene ve özellikle de motivasyona ve eğitime duyulan saygıya fazlasıyla ihtiyaç olduğu göz ardı edilmemelidir…
Yaşam boyu eğitim!
Eğitimi dört duvar arasına sıkıştırmak ve hele hele belirli sürelerle sınırlandırmak yanlışların en büyüğü oldu. Yaşam boyu eğitim anlayışı, bu yanlışı düzeltmek için oluşturuldu ama ilgi gördüğünü söylemek abartılı olur. Bireylerin arada bir kendilerini yenilemelerine yönelik mezuniyet sonrası eğitimin de yeterince ilgi görmemesinin nedeni; bireylerin duyarsızlığından daha çok, bu süreçleri yönetenlerin beceriksizliğinden ve konuya yeterince inanmamalarından kaynaklanıyor. İnandırmaya çalıştıkları şeylere keşke önce kendileri inansalar!..
Eğitim, üretim, kalite, motivasyon, alın teri ve en önemlisi de her şeyin çok daha iyisini hem kendisi hem de birlikte yaşadığı toplum için istemek bir adanmışlık gerektirir. Temel eğitimle asıl kazandırılması gereken değerler bunlar ama sınav odaklı eğitimin gölgesinde kaldıkları için bir angarya olarak görülüyorlar. Öğrencilik yıllarında yüzlerce ders okutup, binlerce davranış biçimi kazandırmayı amaçlayıp bunları giriş sınavlarında ve iş girişlerinde zerre kadar dikkate almazsanız zaten baştan kaybetmiş oluyorsunuz!
Eğitim sistemlerinde yaşanan sıkıntıların kökeninde yatan da budur ama nedense tüm bu ayrıntılar hiç akla gelmiyor. Çünkü eğitime eğitimci gözüyle bakılmıyor. Eğitimin sadece eğitim değil, bir yaşam biçimi ve ulusal ortak akıl olduğu nedense yeterince kale alınmıyor.
Oysa asıl önemli olan odur!
Özetin özeti: Eğitim, sadece eğitim değildir!...
Sende Yorum yap