Erciyes turizmde vites artırıyor
Erciyes’te sadece bir proje uygulanmıyor, yeni bir hikâye kuruluyor. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın imza attığı dağ kızağı projesi, şehrin turizm hedefini bir üst lige taşıyacak. Türkiye’nin en uzun parkurlarından biri olarak planlanan yaklaşık bin 100 metrelik hat, Erciyes’i sadece kış aylarında hatırlanan bir merkez olmaktan çıkarma iddiası taşıyor.
Son yıllarda Erciyes’e yapılan yatırımların ortak noktası açık: turizmi 12 aya yaymak. Bu proje de tam o çizgide ilerliyor. Üstelik sadece turiste dönük bir yatırım değil; 10 bin öğrenciye ücretsiz bilet verilmesi işin sosyal tarafını da güçlendiriyor.
Gece sürüşü, rekabetli parkur ve dijital sistemlerle desteklenen bir deneyim kurgulanıyor. Hedef sadece tesis yapmak değil, hatırlanan bir deneyim oluşturmak. İşin özeti şu: Erciyes için yeni bir sayfa açılıyor. Bu yatırımın sahadaki karşılığı belirleyici olacak. Doğru işletilirse bölgenin cazibesini yıl boyu canlı tutan bir merkez ortaya çıkar.
Vitrin yemek, güç tekstil
İtalya’nın İstanbul Başkonsolosu Elena Clemente’nin ev sahipliğinde düzenlenen “Made in Italy Günü” davetine katıldım. Gece, klasik bir resepsiyon akışının ötesindeydi. Masada sadece yemek yoktu; İtalya’nın dünyaya kendini nasıl anlattığının bir özeti vardı. Gastronomi, tekstil ve otomotiv… Üç başlık, üç güçlü alan. Ama aslında tek bir hikâye: marka olmak. Ve bu hikâyeyi yıllardır istikrarlı şekilde anlatıyorlar. Çünkü bugün dünyada rekabet ürünle değil, marka hikâyesiyle kazanılıyor.
İtalya’nın başarısının temelinde de aynı şey var: sistem. Gastronomide dünya markası, tekstilde kalite algısı, otomotivde tasarım gücü… Tesadüf değil. Hepsi planlı, sürdürülebilir bir yaklaşımın sonucu.
Bilimle büyüyen şehirler
Şehirler artık bilimle ayrışıyor. Malatya ile ilgili önüme düşen bir bilgi dikkatimi çekti. Şehir yeni bir lige hazırlanıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in gençlere dönük adımları bunu gösteriyor. Gündemde bir Bilim Merkezi var. İmzalar atılmış, süreç başlamış. Şehirler artık asfaltla, parkla yarışmıyor; gençlere açtığı alanla konuşuluyor. Çünkü şehirler gençleri tutabiliyorsa büyüyor, tutamıyorsa küçülüyor.
Anadolu’dan dünyaya
Hep söylerim; şehirleri büyüten asıl güç, içinden çıkan markalardır. Belediyelerin attığı adımlar kadar, o şehirde doğan markaların yarattığı etki de şehrin kaderini belirler. Karaman’dan doğan Duru Gıda bunun güçlü bir örneği. 1935’te başlayan yolculuk bugün 52 ülkeye uzanıyor. Bulgur, bakliyat ve pirinç üretimiyle kurduğu yapı dikkat çekiyor. Ama farkı rakamlar değil, kurduğu sistem. Yerli tedarik, sözleşmeli tarım ve üreticiyle kurulan bağ sayesinde sürdürülebilir bir model ortaya koyuyor. Anadolu’dan çıkıyor, dünyada karşılık buluyor.
Bir tarafta Anadolu’dan çıkıp dünyaya açılan markalar… Diğer tarafta dünyadan gelip Türkiye’de yeniden şekillenenler. McVitie’s bunun en net örneklerinden biri. 1839’da İngiltere’de doğan bu marka, bugün İstanbul’da hissedilen bir hikâyeye dönüşmüş durumda. Bisküvi ve çikolata ürünleriyle dünya çapında biliniyor. 100 yılını kutlarken gördüm; artık tek bir ülkenin markası değil. Türk aklıyla yönetilen, Türkiye’den dünyaya uzanan bir yapının parçası. Dünya artık tam da bu kesişimde büyüyor.
1200 sporcu aynı parkurda
Sabah erken saatlerde Ataşehir’deyim. Bin 200 sporcu, Ataşehir’de düzenlenen Ata Koşusu’nda “İyiliğe Koş Ataşehir’de Buluş” sloganıyla 5 ve 10 kilometre ile çocuk koşusundan oluşan üç kategoride aynı parkurda buluşmuş. Yani herkes için bir alan var. Yurt dışından gelenler de orada, mahalleden katılanlar da. Parkur zorlu, tempo yüksek. Bir yanda 29 dakikada 10 kilometreyi bitiren profesyoneller, diğer yanda 80 yaşındaki Ahmet Amca… Aynı heyecan, aynı alkış.
Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel de koşuya katılmış; sadece izleyen değil, yaşayan tarafta. Bu detay önemli. Çünkü burada mesele sadece spor değil, bir kültür oluşturma çabası. Üstelik tek bir organizasyonla sınırlı da kalmıyor; yeni spor tesisleri yolda. Ataşehir bu işi ciddiye almış. Devamı gelirse bu koşu şehirde kalıcı bir geleneğe dönüşür.
Sende Yorum yap