s

Yeşilçam nesilleri kardeşlikle büyüttü

Her hikâyenin bir iyisi varsa bir de kötüsü vardır genelde. Yeşilçam filmlerinde hep öyleydi. Erol Taş’lar, Hüseyin Peyda’lar az kötülük yapmadı jönlere. Ama sonuçta hep iyiler kazandı. Ayhan Işık, Ediz Hun, Tarık Akan, İzzet Günay, Kartal Tibet, Cüneyt Arkın ve Kadir İnanır… Onlar haklıdan yana taraf olur, adalet için mücadele ederlerdi. Yeşilçam’ın aksiyon sahneleri bile iyinin kötüyü cezalandırdığı bir teraziydi. Şiddeti değil, haklının yanında olmayı ve güçsüzü savunmayı öğretti seyirciye.

Sinemamızın dört yapraklı yoncası Türkan Şoray, Filiz Akın, Fatma Girik ve Hülya Koçyiğit fakir ya da zengin olsun, hangi karakteri canlandırsalar seyirciye örnek oldukları bir duruşları vardı. Bugünden bakınca rolleri nahif görünse de kalplere sevgiyle, doğrulukla dokundular yıllarca. Esas erkek ve esas kadınları canlandıran bu oyuncuların filmlerdeki örnek duruşları rolden ibaret değildi. Birbirlerine özel hayatlarında da destek oldular, kamera önündeki rekabeti gerçek hayatta meslektaş dayanışmasına, kardeşliğe dönüştürdüler.

İyiliği aşıladı

İyiliği, kardeşliği, dostluğu aşıladı Yeşilçam. Özellikle Arzu Film ekolünün Kemal Sunal, Şener Şen, Halit Akçatepe, Adile Naşit, Münir Özkul, Zeki Alasya, Metin Akpınar’lı aile komedileriyle… “Gülen Gözler”, “Mavi Boncuk”, “Bizim Aile”dekiler… Borçları yüzünden evlerinden olsalar da sevdikleriyle yuva kuramasalar da hep kalplerinin temizliğini muhafaza ettiler. Dayanışarak güçlü kalmayı, şiddet yerine vicdan gücünü önemsediler. “Hababam Sınıfı”nın haylazları bile hocalarına, okula yeni gelene ne kadar çektidirseler de hatalarını anlayıp gönül almayı başardılar. Sonuçta kazanan hep iyilik oldu.● KÜLTÜR SANAT SERVİSİ

‘Asıl güçsevgidedir’

Yeşilçam’ın çok farklı bir dünya olduğunu ifade eden Türkan Şoray, şunları söyledi: Her şeyden önce zamanın ruhu bambaşkaydı. Anlatılanlar hayatın içinden, gerçek duygulardan beslenen hikâyelerdi. Seyirci bizimle birlikte güler, birlikte ağlardı. Onların ailesinden bir parça gibi hissederdik. Yeşilçam filmleri seyirciye kardeşliği ve dostluğu öğretmekten ziyade aslında bunu doğrudan hissettiriyordu. O filmler bize iyiliğin, ahlaklı olmanın, sevebilmenin ve erdemli kalmanın ne kadar kıymetli olduğunu gösterirdi. Emek, dayanışma ve birlikte ayakta kalma duygusu her zaman yüceltilirdi. İyinin ödüllendirildiği, kötünün ise mutlaka karşılığını bulduğu bir dünyaydı. Bir neslin hayatına dokundu. Biz de bu yüzden her zaman iyi örnek olmaya, umut veren hikâyeler ve mutlu sonlar yaratmaya çalıştık. Bugün ise ne yazık ki çoğu yapımda şiddetin ön plana çıktığını, şiddet uygulayanın güçlü gibi gösterildiğini görüyoruz maalesef. Oysa Yeşilçam’ın bize öğrettiği en önemli şey şuydu: Asıl güç sevgidedir. Umarım bu duyguları sinemada yeniden daha sık görürüz.

‘Yeşilçam’da yapıcı temalar işleniyordu’

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan son olayların ardından dijital içeriklerin etkisi tartışılırken uzmanlar, Yeşilçam filmlerinin aile değerleri açısından daha olumlu bir örnek sunduğunu belirtiyor. Konuya ilişkin Uzman Klinik Psikolog Buket Zengin şunları söyledi: “Yeşilçam’a baktığımızda; aile, iş birliği, eğitim idealleri, hoşgörü ve mizah gibi yapıcı temaların işlendiğini görüyoruz. O filmler aileleri bir araya getirir; yardımlaşmak, çalışmak ve dürüstlük üzerine konuşulabilecek alanlar açardı. Bugün ise ekranlarda adaletin mahkemelerde değil, sokaklarda silah ve kaba kuvvetle sağlandığını resmeden konular hâkim. Güç; artık bilgiyle veya erdemle değil, ‘racon keserek’ gösteriliyor. Yeşilçam’da da kötü karakterler ve dövüş sahneleri vardı; ancak bu filmler çoğunlukla açık hava sinemaları gibi toplumsal alanlarda veya aile denetiminde izlenirdi. Bugünün ‘yalnız izleme’ alışkanlığı, çocuğu şiddet içeriğiyle baş başa ve savunmasız bırakıyor.” ● EĞİTİM SERVİSİ

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.