s

Milliyet’e konuşan AB Körfez Özel Temsilcisi Maio’dan Türkiye örneği! Hürmüz’e tahıl koridoru formülü

ASENA YATAĞAN / ANTALYA -AB Dış İlişkiler Servisi Körfez Bölgesinden Sorumlu AB Özel Temsilcisi Luigi Di Maio, ADF çerçevesinde Milliyet’in sorularını yanıtladı. Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeler, Körfez bölgesinde yaşananlar ve AB’nin planladığı somut adımları değerlendiren Maio özetle şunları söyledi:

PAZARLIK KONUSU DEĞİL: Avrupa Hürmüz Boğazı krizden, dünyanın geri kalanı gibi etkileniyor. Bana, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşının başlamasından sonra Karadeniz’de oluşan dinamiğin etkisini hatırlatıyor. Nitekim ateşkes meselesini çözmenin tek yolu da o dönemde Türkiye’nin kolaylaştırdığı Karadeniz tahıl girişimi örneğini takip etmek. Önce insani koridorların ve geçişlerin sağlanması, ardından da ABD-İran tarafında yapılacak görüşmelerle seyrüsefer serbestisinin korunması gerekiyor. Hürmüz’de seyrüsefer serbestisi pazarlık konusu olamaz. Bu müzakere edilebilir bir şey değil. Çünkü burası Süveyş ya da Panama gibi yapay bir kanal değil, doğal bir geçiş yolu. Bu yüzden geçiş ücretleri de söz konusu olamaz. Bu açıdan İslamabad görüşmeleri çok önemli olacak. Ama sadece İslamabad değil, son günler ve haftalarda barış için yapılan katkılar nedeniyle özellikle Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan’a teşekkür ederim.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Antalya Diplomasi Forumu'nda diplomasi trafiği

DİRENÇLİLİK ANAHTAR KELİME: AB ile Körfez İşbirliği Konseyi arasında yeni bir ilişki stratejisini uygulamaya başladık. Liderlerimizin ilk zirvesini yaptık, dışişleri bakanlarının birçok toplantısı oldu. Ticaret tarafında Birleşik Arap Emirlikleri ile yeni müzakerelere başladık, stratejik düzeyde de Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi’nin (GCC) her bir üyesiyle ilerliyoruz. Oldukça iyi bir etkileşim seviyesine ulaştık. Ekonomilerimiz ve hükümetlerimiz giderek daha fazla iç içe geçiyor. Bu savaş sırasında da bazı üye ülkelerimizin, GCC ülkeleriyle olan ikili anlaşmaları kapsamında, İran’ın kabul edilemez saldırıları sonrası bu ülkelerin öz savunmasına katkı sağladığını görüyoruz. Savaş sonrası dönemde ilişkilerin geleceği, Avrupa modeli ile GCC modelini daha dirençli hale getirmek üzerine kurulacak. “Dirençlilik” geleceğin anahtar kelimesi. Çünkü Hürmüz Boğazı’na bağımlılık sadece GCC’nin değil, Avrupa’nın da bağımlılığı. Avrupa’nın ekonomik verilerine baktığımızda bu bağımlılık açıkça görülüyor. Bu yüzden dirençlilik; enerji, mal, veri hatta insan hareketliliği için alternatif yollar geliştirmek demek.

‘ONLARI DIŞLAYARAK ANLAŞMALAR YAPILMAMALI’

BÖLGE ENTEGRE OLURSA SAVAŞ RİSKİ AZALIR: Bölgedeki herhangi bir güvenlik denklemi ve yeni mimari mutlaka bölge öncülüğünde olmalı. Geçmişte defalarca yaptığımız hatayı tekrar etmemeliyiz. Bölgenin üzerinde, onları dışlayarak anlaşmalar yapılmamalı. Çünkü bu tür anlaşmalar sürdürülebilir olmuyor ve er ya da geç bozuluyor. Bunu defalarca gördük. Artık daha da ileri gitmemiz gerekiyor. Bölge, kendi güvenliği ve refahı için inisiyatifi kendisi almalı. Bizim katkımız ise Avrupa’nın tecrübeleri olabilir: nükleer enerji ve nükleer silahsızlanma, pazar entegrasyonu, sınırların entegrasyonu ve Schengen Bölgesi gibi sınırların açılması ve siyasi entegrasyon. Bölge ne kadar entegre olursa savaş riski o kadar azalır. Bu entegrasyon kapsayıcı olmalı, asıl zorluk da burada. Avrupa’da da onlarca yıl önce durum aynıydı. Bazı ülkeler asla bölgesel yapının içinde yer alamayacaklarını düşünüyordu. Ama bu gerçekleşti ve Avrupa’yı onlarca yıl barış içinde tuttu.

İletişim Başkanlığı'ndan "Barışın Anahtarı Türkiye" paylaşımı: Dünyada gündem oldu

Haber Yorumları

Henüz Yorum Yapılmamış.

Sende Yorum yap

Son dakika haberler

En güncel ve en doğru, tarafsız haberin merkezi.