Teknoloji metal, kitap hayat kokar
Ok, geriye çekilmeden ileriye fırlatılamaz. Bu söz aklınızda dursun.
Toplumsal bir olgunun anlam çerçevesi, kendisinden kaynaklanan niteliklerle (işlevi, ortamı, mesajı vs.), toplumun niteliklerinin (koşul, deneyim, bilgi, kültür vs.) toplamıyla oluşur.
Bizim de “teknoloji”ye yüklediğimiz
anlam, Turgut Özal’ın bilgisayarın gündelik yaşama dahil olmasını “çağ atlama” simgesi olarak sunmasıyla oluştu. Bilgisayar eşittir çağdaşlık anlamı, internetle birlikte dijital eşittir teknoloji oldu.
Oysa etimolojik olarak teknoloji, “dijitalle ilgili” anlamını taşımaz. “Yazı Teknikleri” dersimin girişinde “teknik” kavramını açarım. Eski Yunanca “tekhne”, Latince “technicus” iş, sanat yapma, alet kullanarak sonuç alma yöntemidir. Teknoloji de en basit tanımıyla “iş üretme sistematiğinin bilimi”dir.
Ve fakat biz, teknolojiyi yanlış anlayarak hayatın orta yerine koymuş olduk. Üzerine, tüketim kültürünün teşvik edici söylemleri de eklenince dijitalleşme, kendiliğinden ideolojik bir gerçekliğe (dünyayı anlamlandırma aracına) ve teknofiliye (aşırı ilgiye) dönüştü. Eğitimden eğlenceye, hayatı kapladı.
Geriye boş bir alan kalmadı.
Siyasal, küresel tehlikeleri bir yana, dijital kuşatılmaya tepki olarak insan aklı, “doğaya kaçış”, “nostalji” gibi gündelik mücadele stratejileri üretti.
Dijitalin toplumu, insanı tehdit eden yayılımına karşı çözüm önerileri yaşamsal öneme sahip olmaya başladı. Örneğin İsveç, eğitim sisteminde köklü değişimler yapıyor. 2025’te okulları “telefonsuz hava sahası” ilan eden İsveç, şimdi de okullarda “dijital”i yasakladı. Kalem, defter, kitaba döndü. Sınıf kütüphanelerini yeniden getirdi. Dijital eğitimde öne çıkan Danimarka, geleneksel eğitime dönüyor. Çin’de, Şi Cinping bu hafta okuma seferberliği başlatarak “kitap kokulu bir toplum” hedefini açıkladı.
Bu ülkeler basit bir nedenden hareket ettiler, dünyayı anlama düzeyiniz sahip olduğunuz sözcük sayısıyla belirlenir. Gelecekte o ülke çocuklarının dünyayı analiz biçimiyle, başını dijitalden kaldırmayanın analiz biçimi aynı olmayacak.
Zira okul, bir eğitim yuvasından çok, bir kültür yuvası. Kültür, bizden öncekilerden devralıp, bizden sonrakilere devrettiğimiz bir yaşama biçimi, bir değer aktarım süreci.
Sıklıkla tekrarladığım bir söz var, bazen ilerleme sandığımız şey gerileme, gerileme sandığımız şey de ilerleme olabilir. Okullarımıza bu çerçeveden bakmak zorundayız. Başa dönersek. Ok, geriye çekilmeden ileriye fırlatılamaz.
İletişim notları
Bir, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın, Trump’a “Dünya sizin aldatıcı gevezelikleriniz ve yaptıklarınız arasındaki çelişkiye tanıktır” suçlaması, iletişim yönetimi ve güvenilirlik ilişkisini net ortaya koyuyor.
İki, Dışişleri Bakanı Fidan’ın Antalya’da gençlerle soru-cevap performansı, artı hanesine yazdı. İki iletişim tezime karşılık geldi: “Liderlik ulaşılmaz olmakla sempatik olmanın karışımıdır” ve “Cevaplanmayacak soru yoktur, iyi hazırlanmamış insan vardır.” Fidan, zihnen iyi hazırlanmıştı.
Üç, Adalet Bakanlığı “güvenilirlik” algısında bulunduğu noktadan yukarı çıkmak istiyorsa, Gülistan Doku dosyasını açan savcı Ebru Cansu ile yakaladığı fırsatı doğru değerlendirmeli. Algıyı, bireysel bir savcı cesaretinden, kurumsal bir adalet kararlılığına çevirmeli.
Dört, ülkemizden başvurulara vize verilmemesi önemli sorun. Dışişleri Bakanlığı vize alamayan insanların parasının geri ödenmesini sağlamalı. Yazıktır, günahtır. Bu haksızlık giderilmeli, vize şirketlerinin haksız kazancına engel olunmalı.
AKLIMDA KALAN
Galatasaray ve Fenerbahçe’nin kupadan elenmesi: Ortalama bütçeli Anadolu takımları Gençlerbirliği ve Konyaspor, trilyonluk iki takımı kupadan elemesi üzerine düşünmek gerek. Gündelik gerekçeler durumu açıklamaya yetmez. Futbola, transferlere harcanan para, kulüplerin ticarethaneleşmesi ve star oyuncu öncelikleri, futbolu futbol yapan esas kavramları geri plana itti. Takım olmak (her oyuncunun 11 kişilik oynaması), hedefe inanmak, kazanma tutkusu gibi başarının gerçek anahtarlarını unutturdu. Maç sonucunu star oyuncunun performansına bağlamak, her maçı kaderine terk etmek demektir. Futbola yenilenmiş bir vizyon gerek.
Sende Yorum yap